30 Ocak 2014

Mad Girl's Love Song.

Sevgili Sylvia Plath,

Kitabınızı okudum. Neden bu kadar yetenekli olup kendinize güvensizdiniz acaba? Yazdıklarınız ve yaşadıklarınız insanı acaba ben hiç kendimi bu kadar kötü hissettim mi? diye düşünmeye itiyor. Kendimi kötü hissediyorum lafını öylesine söylemiş gibi değilsiniz hiçbir satırda. Varoluşunuza olan gıcıklığınız kendinizi tüm benliğinizle yok etmeye sürüklemiş sanki. Ve sonunda yaşadığınız tüm duygulara ve hislere cevabınızı layığıyla vermişsiniz.

Ölmeyi istemek hepimizin aklına gelmiş olabilir. Hatta hepimiz intihar etmenin nasıl bir şey olabileceğini aklımızdan geçirmiş olabiliriz. Aklımızdan geçirmeyi bırakın denemiş bile olabiliriz. Ama siz bunu gerçekten çok istemişsiniz; çünkü bence siz yazabileceğiniz her muhteşem satırdan ve yeteneğinizden korkmuşsunuz. Siz başka türlü olamazmışsınız, sizden iyi olmanızı bekleyemezmişiz. Umarım ruhunuz şimdi dinleniyordur.

Sevgilerimle.

16 Ocak 2014

Atları bağlayın geceyi burada geçireceğiz*

Temize çeker gibi müsveddeleri, kendimi yabancı birine anlatmak nasıl iyi gelir bana. Çerini çöpünü ayıklardı aklımın. Sonra siz uzaklara, o sarılı kahverengili alacaya bakıp "Ankara" derdiniz cigaradan çatallanmış sesinizle, "bozkırın ortasında bir yer burası işte. Zordur yalnızlığı ama İstanbul'unki gibi fena değildir. Yalnızlığı da kışları gibidir buraların, sizin oralar gibi üşütmez insanı iliğine kemiğine varasıya." Nasıl da hemen bilirdiniz yalnızlıktan kaçtığımı.

08 Ocak 2014

beyaz leblebinin bir sebebi var.

Garip rüyalar, garip günler içindeyim. Hatta o kadar garip ki bu süreçte yemekten haz etmediğim beyaz leblebi bana eşlik ediyor. Hiç bitmeyen işlerin içinde ben ellerimi sadece beyaz leblebimi almak için kaldırıyorum. Her gece pamuklar gibi uyuyan bünyem sabahı sabah ediyor, 3.5 gibi uykuya geçen ruhum türlü rüyalarda savrulurken sabah yerimden kalkamayacak kadar yorgun oluyorum. Evden işe işten eve giderken metroda bazı insanların konuşmalarını dinlemeye devam etmek için inmem gereken durağa geldiğimde inemeyecek hale geliyorum. Kaba bir hesapla günde 14 saat bilgisayara bakıyorum. Ama gözaltı kremimi ihmal etmiyorum. Bununla ilgili dertlenmiyorum. İş yerinde daha az konuşuyorum. Sadece müzik dinliyorum. İnsanları kendi hallerine bırakıyorum. Kötü niyetli ne istediğini bilmezlere hayatlarında huzur diliyorum. Dışarıda bu kadar muhteşem bir hava varken benim burda ne işim var onu sorguluyorum. Hayatıma en güzel çiçek aranjmanlarının girmesini diliyorum. Sizlere de müthiş günler diliyor, bu saçma yazıma burada son veriyorum. Hoşkalın. Çok hoş. Öz hoş.