05 Ağustos 2013

Turkuaz gibi, yaz gibi.


İnsanın sevdiği insanlar yanındayken yaşadığı şehrin ne anlamı vardır? demiştim bir defasında. Öyle büyük bir laf değil. İki dakika düşünen herkes böyle bir cümle kurabilir. Ama nasıl da doğru bir laftır. Merve taşındı taşınalı kendimi ne İstabul'da ne Ankara'da ne de Japonya'da hissediyorum. Sürekli depresyon halimden oldukça uzaklaşmış durumdayım. Ekler pasta gibi bir hayatımız var. Gerçek ve büyük bir pasta değil belki ama tatlı ihtiyacımızı karşılıyor.

Bir yandan da sokaklarda salına salına yürürken ne olduğunu anlamadan biraz gaz yiyor, hafif ıslanıyor, kendimizi önümüze gelen bir yere atıyor, bir şey olmamış gibi elimizde telefonlarımızla oracıkta biraz vakit geçiriyor, ortalık sakinleşince çıkıyor ve devam ediyoruz. 

Bu yıl metroda kendimce bir direniş başlattım; Pantolon giymemeye çalışıyorum. Tüm bakan gözlere inat bütün yaz boyunca eteklerimi giyme kararı aldım. Ben de gözlerimi dikip onlara bakıyorum. Artık nasıl bakıyorsam ben de onları rahatsız edebiliyorum. (keşke o an bir ayna olsa da yüzüme bakabilsem)  Başka bir bayana bakarken yakaladığım kişilere de aynı tacizi uyguluyorum. Bence oldukça başarılıyım.

Bu yaz tatilim çok az. İznim var ama kullanabileceğim günler maalesef yok. İşte bu yüzden bazen hiçbir iş yapmadan sadece oturmak istiyorum. Kullanamadığım izinlerimi ofiste çalışmadan harcasam uygun olur mu acaba?

2014 yılında iş hayatımla ilgili bir değişiklik olacağını hissediyorum. Belki çalışmam?! " Aaaaaay ben çalışmadan duramaaaaaam" cılardan değilim. Valla dururum. "Aaaaaay ben evde çok sıkılırııııııııııım" cılardan da değilim maalesef. Valla sıkılmam. Çalışanlara, kendini tamamen işine adayanlara saygım sonsuz. Ama ben çekilmek istiyorum. Siz size yetersiniz. Benim iki tane yaptığım şey olmasa da olur. Ben de evimde oturur, mumumun, perdelerimin, kitchenaid'imin falan fotoğrafını çeker, instagramdan paylaşırım. Bekar evi idare ediverin.

Peki size bir soru: Nerde o eski blog günleri?

Öperim.