03 Şubat 2013

bir teselli ver.

Öncelikle tüm bu zırvalamarımın tek bir kelimesini bile okumak zorunda olmadığınızı belirtmek isterim.

25 yaşındayım. Merve öyle dedi geçen gün. Yaşımı hiç bilemedim. Küçüklüğümden beri takip edemedim. Önümüzdeki yıllarda da takip edebileceğimi sanmıyorum. Doğumgünlerini sevdim ama bilirsin. Neyse konu o değil. 25 yıl azımsanacak kadar az değil. oha çok büyüksün denecek kadar da çok değil. Fena değil işte. Hayatımla ilgili yapabileceğim genel bir tanımlama da olabilir bu " fena değil ha?!" Kendimi hem çok şey biliyor, hem de hiçbir şey bilmiyor gibi hissediyorum. Ne varım, ne yokum, ne azım ne çokum, ne çok yorgun, ne çok dinç, ne güzel ne çirkin, ne iyi ne kötü. Kendimle ilgili bildiğim şeylerden biri duyguları çok yoğun yaşadığım. Bir sanatçı gibi. Sanatın s'sinden anlamam. Sadece görselde güzelle çirkini ve doğru görüneni ayırt edebilirim. Duygularımı yoğun yaşadığım için şarkılar yazıp, devasa boyutta tablolar yapamam. Gamlı bir baykuş, ya da bir Speedy Gonzales olabilirim yaşadığıma göre. Duygularımdan ötürü içimdeki organların hepsini dışarı çıkarmak isteyebilirim, marketteki tüm reyonları dağıtmak isteyebilirim, denizin kenarına gidip bir deli gibi kıpırdamadan oturabilirim, bana gazete okutmayan rüzgara tek başıma oturduğum yerde küfür edebilirim. Bunlar beni garip biri olarak tanımlayabilir. Tüm bunlar beni hem çok garip hem çok normal yapabilir. İnsanların beni nasıl algıladıkları zaman zaman önemli veya önemsiz hale gelebilir. İnsanlardan öğreneceğim çok şey var. Ben hala yaptıkları hareketlerden çıkarmam gereken anlamları, söylediklerinden anlamam gereken mesajları çözümleyemeyecek kadar saf olabiliyorum. Bu yoruyor. Bazen çok yoruyor, bazen çok üzüyor. Kendimi malın önde gideni gibi hissedebiliyorum. Ama bazen ben de çok sinsi olabiliyorum. İçime yeni yeni yerleşen, nefret duygumu hakedenlere saldırabiliyorum bazen. Geçici bir rahatlama oluyor tabii. Bunu yapmak zorundayım çünkü zamanla yüze yerleşen sahte gülümseme yanaklarımın ağrımasına sebep oluyor. Gerçek olmaya çalışıyorum ben, insanlardan da bunu bekliyorum doğal olarak. Ama olmuyorlar. Olmazsanız olmayın lan diyorum içimden. (2013'te kullandığım tek argo lan, içimden ettiğim küfürleri saymayalım ayıp olur) Sizden gerçek olmayı bekleyen de hata diyorum. Bir şey beklemek doğru mu bunu da düşünüyorum. "Beklediklerimiz olmadığında ne yapmamız gerekiyor" kursu olsa gidilir. Veya para harcamaya lüzum yok. Herkes kendi derdini kendi kendine çözebilir mi? Bazen sıkıntını, derdini biriyle paylaşmak muhteşem olabilirken bazen de dünyanın en korkunç şeyi nasıl olabiliyor? Konuştuğun telefonu kapayıvermek, ya da yüz yüze konuşurken allasen susalım artık vazgeçtim konuşmaktan demek geliyor bazen içimden. Yaşadığım duygular yüzünden kendime içimden en çok şunları söylerken ve sorarken buluyorum:
"Baharcım yaş kaç yavrum ya?"
"Geçicek"
"Pişman mısın?"
"Malsın"
"Bravo"
"Hah bi bu eksikti"
"Helal"
"Hayal kurmak sana yakışmıyor"
"Sus"
Ben de sorgulamayan, rahat, kendini üzmeyen bir insan olmak istiyorum. Duygularımın beni ele geçirmesine izin vermemek, yaşamımın her anına onları katmadan yaşamak istiyorum. Duygusuz olmak istiyorum. Duyguları alıp başkalarına monte etmek ne zaman çıkıcak? Birini ne kadar üzdüğümüzü ya da ne kadar mutlu ettiğimizi anlamak için muhteşem olmaz mı? Duyguyu neresinde hissediyor? kalbini mi ağrıttım, karnını mı gıdıklıyor bu duygu? gözlerini doldurup boğazında kocaman bir yumruk mu yapıyor? beynini mi zonklattım? Yoksa hiç takmadı mı beni? Hayatını mı mahvediyorum?
Biriyle aynı duyguyu paylaşabilecek olmak neden bu kadar zor. Mucize mi lan bu? Peygamber mucizeleri gibi bir şey. Karşılıklı olarak birbirini aşmak diye bir durum var bu hayatta. Biz birbirimizi aşıyoruz. Havalı kelime. 3 kişi de birbirini aşabilir. kendini de aşabiliyorsun. bu ikisi iyi olabilir ama iki kişi birbirini aşmak pek iyi değil.
Ben kimsenin duygularında hasarlar ya da büyük coşkular yarattığımı düşünmüyorum. Bunu yapmaya hakkım yok. Yani coşkulara yerim vardır, ama hasarlara yol açmak istemem. Kimse de bende arızalara sebep olmasa, ben de izin vermesem. Bunca saçmalık içinde ben miyim garip olan? Herkes çok mu normal? Ben miyim gerçek olmayan. Bu hislerle ben gerçek değilsem kim gerçek? Zamanın iyi geleceği doğrudur da şu an için bunu biliyor olmanın en ufak bir faydası yok. Yorganların altından çıkıp bir yerelere gitmek zorunda olmasak o süreçte. Bitse gitse. Hissetmesek. Yok olsak, gitsek geri dönsek, unutsak.
Herkes nasıl böyle kolayca mutlu olabiliyor da ben dönemsel geçirdiğim bu halleri kolayca atlatamıyorum. Beceriksiz miyim neyim? sihirbazlar ağızlarından böyle uzuuun uzun kumaşlar çıkarır ya hani benim içinden de o şekilde bir insan çıkabilir. Denesek mi? Belki rahatlarım. Nolur içimdekiler gitsin. En çok da ağlamaya başladığım anda artık kendime söyleyebilecek tek kelimem bile olmuyor. İç ses de susuyor o zaman.
İyi şeyler de oluyor. 11 ayda 7 kilo verebildim. 62 kilodan 55 kiloyu gördüm. Bir sürü kitap okudum bir de. Tek mutluluğum bu.