21 Haziran 2013

İçimizdeki Şeytan.

"Bir fikir adamı, kafası adamakıllı teşekkül etmeden, İstanbul'dan ayrılmaz... Kültür merkezimiz, maalesef şimdilik bir tane... Ve o da İstanbul. Dışarda dimağların inkişafının nasıl yavaşlayıp durduğunu görüyoruz. Tatilllerde gelen arkadaşlara bakmak kafi... Lakin, nefsine karşı daha samimi olduğu anlarda bu kültür merkezinin ehemmiyetini lüzumundan fazla büyüttüğünü itiraf etmeye mecbur oluyordu. "Haydi canım" diye bazen kendisinden daha çok İstanbul aşığı olan arkadaşlarıyla münakaşa ederdi:
İstanbul'dan ayrılmak istemiyoruz, fakat senede kaç defa kütüphaneye gideriz? Üç beş cadde ile bir o kadar kahveden başka ne biliriz? Fikir hayatı, fikir hayatı diyoruz... En kabadayımız bile gevezelikten başka ne konuşuyor? Kahve münakaşalarıyla zihnimizi inkişaf ettirdiğimizi sanmakla pek akıllıca bir iş yaptığımıza kani değilim... Bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır. Biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale haline getirmek yolunu keşfetmişiz. Hepimizi İstanbul'a bağlayan sadece bu... Burada insan, kafasını zerre kadar işletmeden, mütefekkir bir kimse olduğuna inanmak ve buna başkalarını da inandırmak imkanına malik... Bu şehrin ve buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret."

1 yorum:

basak dedi ki...

neyin kafası bahrim?