22 Temmuz 2012

iyi ki doğdun tatlı su yengeci.

doğduğumda eve geldiğimde masanın altına saklanan birisinden bahsedicem size. hafızamın hatırladığı kadarıyla en küçük halimdeyken onunla yaşadıklarımızı. birlikte oyun oynadığımızı hatırlayamıyorum. benim bebeklerle oynadığım kadar oynadı mı bebeklerle bilmiyorum. onun oyunları farklıydı. yorganın altından radyo sunuculuğu yapardı mesela. biz küçükken hep 4 kişiydik. onunla birebir oyun oynadığımı hatırlamıyorum. kitap okuyup, çok konuşurdu. hep çok konuşurdu. lafı sözü hiç bitmez. küçük yaşta hep çok garip kitapları bitirir beni kendine özendirirdi. ben birinci sınıftayken o beşinci sınıftaydı. birlikte servise biner okula giderdik. ben servisin en küçüğü olduğum için büyükler tarafından pek sevilirdim. ama her sabah arabanın tutmasıyla kusardım.o yanında kusmamı engellemek için kağıttan sabunlar tutardı burnuma. başa gelen çekilir tavrıyla beni kolumdan tutar cam kenarına götürürdü. her sabah o temizler, beni teselli ederdi. sonra boya kalemlerimi evde unuttuğum için deliler gibi ağlarken annemi telefon kartıyla arardı.bir şekilde olayı çözerdi. ya da yüzmeye gitmek istemeyip yine hüngür hüngür ağladığım günlerde de hep bir çözüm yolu bulurdu. o günlere dair hatırladığım bir diğer şey de sürekli sınavlara hazırlanıyor olması. ilk çocuk olduğu için annemle babam stresli ve ona odaklıydılar bu dönemde. annem sürekli olarak ona ders çalıştırır, ben de masanın üzerinde uyuya kalırdım. öyle ki annem okumayı öğrendiğimi çok geç farketmiştir. ben ikinci olduğum için onun yaşadığı hiçbir zorluğu yaşamadım. annem ve babam artık sınavlardan yorulmuş bir hale geldiler ve ben hayatımın hiçbir döneminde çok önemli bir sınava hazırlanmadım. beni kandırmayı severdi. elinde kocaman köpük köpük olmuş soda limon bardağıyla ne içiyorsun diye sorduğumda bulaşık suyu deyip beni korkutmayı başarmıştır.metelika eşliğinde kendisi elinde gitarla grubu temsil ederken beni konseri dinleyen hayranı yerine koyup ağzına aldığını farketmediğim suyu yüzüme püskürterek neye uğradığımı şaşırmamı sağlamıştır. apartmanda sesimiz yankılanarak asırlardır yalnızım düeti yaptığımız günler, aym evriy voman şarkısında hazırladığı kareografi eşliğinde yaptığımız danslar, teyzemin okulu için yaptığımız tiyatro, yaptığı tansu çiller taklitleri... biraz büyüdüğümüzde isyankar birisi olmaya başlamıştı. beni sevmez gibiydi. bir sürü arkadaşı vardı. espiriliydi. komikti. çatışmalar yaşıyorduk. o beni anlamıyor, ben onu hiç anlamıyordum. ama özeniyordum tabii. dinlediği müzikler benim için önemliydi. annemlerle yaşadığı çatışmaları anlamaya çalışıyordum. onlara kızdığı zaman kapısını kapatır son ses red hat çili pepırs dinlerdi. sonra üniversite sınavına hazırlanmaya başladı. bu çok önemliydi çünkü ailede ilk sınava giren çocuk olacaktı. evin her yerine sınav tarihini asmıştı. saçlarını kısacık kestirmişti; uğraşmamak için. sonra çok pişman olmuştu. elinde fön tarağıyla saatlerce saçını fönleyen biri haline geldi. sonra sınavı kazanadı. hukuk okumak istediğini hepimiz çok önceden biliyorduk. üniversite boyunca rüyalarına giren sınavlarla, uykusunda sayıklamaya başlayan biri haline geldi. ve aklını kaçırmaya ramak kala okulu bitirdi. o okulu bitirdiğinde ben uniye yeni başladım. girdiğim yetenek sınavlarının tarihini ve saatini kaçırmış olmamın bedelini yine kendisi ödedi. o uyurken yatağına koşup internetten sınavı kaçırdığımı hüngür sümük ve çığlıklar eşliğinde anlatırken uykusundan bu şekilde uyandırılmanın mallığıyla neye uğradığını şaşırmış ve kendisi de deliler gibi ağlamaya başlamıştır. tabi ki daha sonra tüm sakinliğiyle okulu aramış ve sorunu çözmüştür. bugün o sınava girebildiysem yine kendisinin sayesindedir. sonra sonra biz onunla birbirimize o kadar iyi sarıldık, ellerimizi o kadar sıkı tuttuk ki...bu tam olarak nezamana denk geliyor bilmem. yaşadığımız can sıkıcı olaylarda edindiğimiz deneyimler sayesinde olabilir, artık büyüdüğümüz için olabilir bilmiyorum. o ablalıkta üstüne düşenleri daha küçücükken başarabilen, hayatımın her döneminde yanımda olacağını bildiğim, her türlü sıkıntıyı, üzüntüyü beraber aşabileceğim birisi.hala minik, akıl küpü, enerji topu, espiri bombası. ne olursa olsun hayat bize ne getirirse getirsin ben ona küsmem, ben onu kırmam. o doğduğu için ben masaların altına saklanmak yerine üzerine çıkıp zıplamak istiyorum. iyi ki doğdun merve. senin yaşadığın bir çok zorluğu yaşamamı engellediğin için sonsuz teşekkür:)

2 yorum:

Sezer dedi ki...

Çoook güzel anlatmışsın:) Bayıldım. İyi ki doğmuş Merve:)

Müge Utkan dedi ki...

öf ağladım.