31 Mart 2012

ben de bu dağların nesine geldim...

kendime güzel bir kahvaltı
kafesinden odamıza kaçan şaşkın kuş. sonunda başlanılan kişisel projeler.
hareket,bereket.
beni okumayı seviyor musun? sıkıldın mı artık?
öptüm.

27 Mart 2012

serzeniş.

şunca zamandır şurdayım birisi de çıkıp demedi ki kızım sen madem bu kadar yemek yapma meraklısısın gel ben seni yemek okuluna göndereyim, herşey benden. oof.

26 Mart 2012

az bulutlu.

artık kafama kocaman bir topuz yapabiliyorum. bu gerçekten çok önemli.

bu fotoğrafımı görüp dövme yaptırdığımı zanneden değişik bir arkadaşım var.
işten sıkıldığım vakitleri çok iyi değerlendirmeye çalışıyorum. artık laktozsuz süt içiyorum.hayır çiçekler bana gelmedi. evet etrafa Bahar geldi. İstanbul'da yaşayıp Çiya'ya gitmeyenlere selamlar.
Ofiste boş vakitleri çok iyi değerlendiriyorum demiştim. Bazen işte çok sıkılıyorum. Bunu söylemiş miydim?
öptüm.

18 Mart 2012

Kafalar karisti hayatlar degisti...

Size bu satirlari yazarken Kulagimda coldplay us against the world caliyor. Ben cok guzel bir haftasonu gecirdim. Simdi otobusle istanbul'a geri donus yolundayim. Biraz efkarli biraz huzunlu. Sarkimla birlikte yolu seyrederken cilgin klipler cekiyorum kafamda... Yollar karli gokyuzu mavi. Bu aralar biraz efkarli takilacagim. haftasonu guzel seyler oldu. Guzel gelismeler, beni efkarlandiran, babami soka sokan annemin baska bir gezegenden geldigini kanitlayan, en cok teyzemi telaslandiran... Duydugumda kendimi tutamayip gozlerimden yaslari doken gelismeler... Keske duygulari bu kadar yogun yasamayan baska insanlar olsaydik. Su an gozumun icine giren gunes lutfen hicbir yere gitme seni seviyorum. Ha bir de coldplay bekle bizi geliyoruz!

16 Mart 2012

b.











14 Şubat gibi önemli bir günden sonra bir daha yazamayaşım o günden daha önemli günler yaşamamış olmamdan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Günler bildiğiniz gibi iş ev iş ev şeklinde gidiyor. Haftasonları ise çılgınlar gibi bir oraya bir buraya salınıyorum. Tam 3 haftadır yerimde hiç durmadan o uçak senin bu otobüs benim gezmelerdeyim. Yolculukları çok plansız programsız yaptığım için dönüş biletlerimi bulmakta hep sıkıntı çekiyorum. Geçtiğimiz cumartesi İstanbu'da evimde kahvatı yaparken ben Ankara'ya gidiyorum diye masadan kalkmam takdiri hakediyor. Misal  bu haftasonu yine Ankara da olacağım fakat henüz dönüşüm yok. Dönüşümün muhteşem olacağı besbelli... İşten bunalmış, insanları algılamakta zorluk çektiğim bir dönemdeyim. Kendimi üzmemeye ve bazı şeylere takılmamaya odaklandığım bir  yaşam biçimini benimsemeye çalışıyorum. Şu sıralar hiçbir şey pişirmiyor, kanaviçelerimi yapmıyorum. Sosyal olduğumu da söyleyemem. Dediğim gibi şu sıralar boş bomboş günler geçiriyorum. Ama kitap okuyorum mesela. Film izlemiyorum. The E en favori kanalım. Orada izlediğim herşeye şaşırabiliyorum. Bir filmin içinde gibiyim. Sessiz film gibi. Festival filmleri gibi anlamsız. O tip filmlerdeki karakterlere de benziyorum aslında. Ne çok güzel ne çok zayıf. Saatleri yerinden oynattığımız gün hepimize iyi gelecek. Bana bu haftasonu da çok iyi gelecek. Bu haftasonu hayattaki rolleri acımasız, kıskanç, kibirli ve sadece birilerini üzmek olan insanları unutup, bahar havasına gireceğim. Siz de girin bahar havasına. Bahar neden yazmıyor diye düşünmeyin. Evde bilgisayarım yok. Belki olsa daha sık yazarım. Görüşürüz.