13 Şubat 2011

let the rain wash away all the pain of yesterday.

Dün eeeeeen yakın arkadaşım Başak'ı istemeye geldiler.Babası da verdi gitti.Ben isteme anına şahit olamadım.Aslında Başak'ta olamadı.Olağan istemelerden farklı gelişti sanırım olaylar.Olağan isteme durumu nedir onu da bilemiyorum.Mesela kahve yapılmadan önce nasıl içersiniz diye sorulmadan direk yapılırmış kahveler.ki bana göre sorulsa da olur...Böyle ortamlarda mutlak bir bilen bulunması çok ilginç değil midir?Erdem'in kahvesine tüm karşı çıkmalarıma rağmen tuz konuldu..Erdem kahvesini dibine kadar içti..bu demek olur ki her türlü cadılığını hiç sesini çıkarmadan çeker?neyse ki Başak cadı değildir.Lale getirmedi diye bir an cadılaşabilirdi.Ama ben bu mevsimde lale mi olur? diye sorunca kolay atlattı.
bu yıl toplamda 3 tane bebeğimiz,2 tane düğünümüz olacak...şimdilik...bu durumda bana çok iş düşüyor tahmin edersiniz ki:)
Dün gece Başak'ların evindeki yemek masasına baktım.biz o masada bundan tam 9 yıl önce analitik çalışıyorduk.Zaman bi taraftan "bu kadar" hissettirerek,diğer taraftan hiç farkettirmeden insanın kendini çok ama çok tuhaf hissetmesine sebep oluyor.
Dün gecenin bana hissettirdiği diğer bir şey ise;eğer benim de hayatımda böyle bir an olacaksa o an yanımda olmasını istediğim,en çok istediğim kişi olan dedemin yokluğu.Bu hafta nereye gittiklerini düşündüm.Bence etrafta biyerdeler.Eğer öyle olmasaydı dayanması daha zor olurdu sanki..Ben çarşamba günü saçımı tararken aynanın önünde dedemin vesikalık fotoğrafına baktığımda dedem bana gülümsedi sanki.olabilir mi?