28 Ocak 2011

37.7


Hayırlı sabahlar dilerim.ben de normalde bu kadar erken kalkmam ancak burnumun beni bir türlü uyutmayışından, uyanıp portakal suyumu bile içtim.işe gidemiyorum bugün.zaten iki gündür ateşim yüksekken gitmem yeterli olmuştur sanırım.şu an ateşim yok.dışarıda kar var.ben dışarı çıkmadığım sürece kar yağmasına izin verebilirim.hatta eğer çok yağarsa bahçeye kooocaman bir kardan adam bile yapabilirm.ama lütfen pazartesi gün ortalık toparlansın.çok rica ederim..:)lütfen kar yağdığında heryerde kar var,let it snow gibi şarkıları dinleyip romantik romantik takılmayalım.çok fazla dinleyen olursa karlar ortadan kalkmaz.ama derseniz ki bahar tüm ankara bu şarkıları dinlerse çok kar yağacak ve iş tatil olacak ben de son ses dinlerim.siz kararınızıbana açıklayın.öperim.

26 Ocak 2011

sometimes i wish i can just sleep my days through.

Günler günleri kovalarken gecelerim uykusuz,günlerim buhranlı...
depresif halimden,uzaklaşmak adına ne yapsam ne etsem faydasız.
parmaklarıma amcalar çizdim olmadı,inci pastanesini bilgisayarıma yapıştırdım olmadı.
yeni ofis bana bastı.
böyle bir ofiste iş yapamamak benim suçum değil.
ışığı desen ışık değil.
tavan desen tavan değil.
montecatini ye benziyor.
herkes etraftaki bembeyaz kardan bahsederken ben kör mü oldum?
yarınki dans kursu beni açar mı?
lotodan para çıkar mı?
fakir ben birden zengin olur muyum?
a.lper tunga öldi mu?
dedem niye rüyalarıma girmez oldu bana küstü mü?
rüyamdaki bebek de neyin nesiydi?
içimde söylemek isteyip de söyleyemediklerimi bu insanların suratına ne zaman haykırıcam.
bu iş kabak tadı vermeye başladı nedemek?
yase mori birileri bize çok acı getirdiler derken bana birşey mi ima ediyor?
ben gitmek istiyorum.
rica ederim bunalmayın bu yazıdan.
kitabın ortasından;photoshop b.itch.

19 Ocak 2011

don't give up.

tv de bir gün "ikinci bahar" ertesi gün "şaşı felek çıkmazı",ertesi gün "nasıl evde kaldım",sonraki gün "biz size aşık olduk" olsa fena mı olurdu?ben cevaplayayım hiç fena olmazdı.televizyon izleme eylemini çok nadir gerçekleştiririm.ancak hayallerimde evimin yatak odasında televizyon izlerken uyuya kalmayı düşünürüm hep.bundan daha huzurlu bir an olamaz sanırım?merve'yle yazın otel odasında yapmayı en sevdiğimiz şey bu eylemdir.izlemediğimiz ne varsa izleme fırsatı buluruz..misal; patito feo adlı diziyi izlemeye bu şekilde başlamıştık.tatilimizin sona ermesiyle birlikte bu dizi bizim için bitmişti.ta ki ben kayseri yolları taştan diyerek gittiğim yolculukta otobüste karşılaşana dek.görünce içimde oluşan salak bir sevinç vs..
bakın arayı kısa tuttum..çok iyi olduğumu söyleyemem.ama çaktırmamaya özen gösteriyorum.sadece damağımda sıkıntıdan çıktığına inandığım çoook acı verici bir yara var.kısa zamanda geçerse şahane olacak.
bir takım sıkıntılarımın yanı sıra "ben ne olucam?,ne işe yararım ben?,enerjimi nereye aktarsam doğru olur"sorunsalım yine aylık ziyaretlerinden birini gerçekleştiriyor bünyeme.hoşgeldi safa geldi.
şu ara yaptığım en ilginç şey sanırım dans kursuna yazılmak oldu.hem de sadece birkaç saat içinde..inanın ucuz olmasa asla böyle bir işe kalkışmazdım.bu kadar da açık sözlüyüm:)
dün geçirdiğimiz ilk ders oldukça eğlenceli ve çabuk geçti.bu akşam yine gideceksin deseler koşa koşa giderim.
ikinci yaptığım en ilginç şey ise kanaviçe derslerine gidiyor olmam.internette görüp,bunları benim de yapmam gerek diye çığlıklar attığım bir gün kendimi halamlarda kanaviçe dersleri alırken buldum.halamın dikiş nakış öğretmeni olması benim şansım.kendisi oldukça sabırlı aynı zamanda sert bir öğretmen:)o herşeyin aşırı düzgün olmasını ister.kendisine hiç karşı gelmeden tüm öğrettiklerini uygulamaya çalışıyorum.kendisine teşekkürü borç bilirim.şu an elimde tatlı kırmızı bir kurdele var.kurdele manyağı ben tabi ki ilk olarak onu işledim.ilerleyen günlerde masterpiece sayımda artış olduğunda fotoğraflarımla karşınızda olurum merak etmeyin. kocaman bir "B" harfi planım var.yalnız önce halamın söylediği tavşanı bitirmem lazım.
seviyorum sizleri.hoşkalın.

başlık:kitabın ortasından rastgele seçildi.ne demek istiyor acaba?

11 Ocak 2011

kafa iznine çıktım.izninizle.

Bir süre yazasım yok.
aslında hiçbir şey yapasım yok.
işe gidesim yok.
konuşasım yok vs.
evet çıkmalıyım bu moddan biliyorum.
ama bi süre izinli olmak istiyorum.
bir şeyler üst üste gelince mi olur böyle?
ben mi abartıyorum acaba?
ama benim sanki hiç gücüm yok.
bencil miyim?ne bileyim?
ne zaman yazmaya başlarım bilmiyorum.
belki haftaya?
belki saçlarım belime kadar geldiğinde?
bu süre içerisinde bir sürü dua edeceğim.
inancımı kaybetmeyeceğim.
iyi olacağım.
çok daha iyi olacağız.
geceleri hiç sevmiyorum.
uyuyamıyorum.
şarkı şöyle;ama sizin adınız ne?benim dengemi bozmayınız.

05 Ocak 2011

kalbim.

Sevgili ofis arkadaşım Erkin'in geçenlerde ofise haylayf getirmesi, dedem'in bakkalımız Apti'den aldığı milyonlarca bisküviyi anımsattı.Torba torba alınan bisküviler evin arka odasındaki ekstra buzdolabının üzerine yığılırdı.içerisinde ne arasanız bulabilirdiniz.pizza kıraker,çubuk kıraker,simit şeklindeki susamlı tatlı bisküvi vs...limonlu çayıyla beraber bisküvisini yemeyi seven tatlı dedem,gece uykusundan uyanıp sütünün yanında da bu bisküvilerden yerdi.
aynı şekilde evde bir de kırtasiye bölüm bulunurdu.dedemin odasındaki çamaşır çekmecesinin altındaki çekmecede hiç kullanılmamış kalemtraş,silgi,kırmızı kalem,kurşun kalem,0.5 uç bulabilirdiniz.
herşeyi şu anki kadar net hatırlamak istiyorum.hiçbir şeyi unutmak istemiyorum.
dün geceden beri kalbimde bir ağrı...artık geçmesini istiyorum.
dedemi çok herşeyden çok özlüyorum.