24 Aralık 2011

wish.

yeni yıldan tek beklentim para.teşekkürler.

16 Aralık 2011

sen bilirsin.

Şimdi size ne anlatayım ne yapayım bilmiyorum.iyiyim ben.iyiyim demek adet olmuş ya da.günlerde bir değişiklik yok.ben aynı ben hayat aynı hayat.işe git eve gel.haftasonu coş.yemek yap süpür topla.toplama,çamaşır yıkama,süpürme,silme,eve gel direk yat uyu., işleri biriktir.işler herzamanki gibi yoğun.ocak başında bir de abu dhabi seyahatim var ki ne siz sorun ne ben söyleyeyim.üzerimdeki arabic havasını bir türlü atamıyorum.hayırlısı.şu sıralar en sevdiğim şey kulaklıklarımı takıp dünyadan koparak konuşmadan müzik dinlemek.neyin belirtisi bu bilmem.ama çok dinleyerek adele gibi şarkı söyleyebileceğime inanıyorum.içimde öyle bir coşku öyle bir güç var.kafaya koyduğum şeyler var tabii her zamanki gibi.ama bunlar geçici hevesler de olabilir "her zamanki gibi."Kendimi sanattan ve çizimden çok uzaklaşmış hisseden ben evde oturup türlü faaliyetlere ve çalışmalara imza atma peşindeyim hatta öyle hedeflerim var ki evin bir bölümünü atölyem olarak kullanmayı düşünüyorum.böylece evden daha da az çıkma planlarım gerçekleşmiş olacak.bu arada spora yazıldım.onu hiç sorma.henüz bir defa bile gidemedim.ankara'ya gidince mutlu oluyor ankara'dan birileri gelince daha çok mutlu oluyorum.bazı geceler hiç uyuyamıyorum.düşünüyorum düşünüyorum.sonra sabah oluyor.metronun merdivenlerinden yukarı çıkıp arkamı dönüp denize bakıyorum.o sabahlar denizi de gece uyku tutmamış gibi geliyor.kendime benzetiyorum.yeni yıl geliyor.içimdeki yeni yıl coşkusu kayıp.nerede bilemiyorum.yeni yıl ağacı sürprizi yapan reco'ya sevgilerimi iletirim.ne ağaç kurma derdim oldu ne de süsleme derdim.umarım kendisi toparlar.öyle coşkusuzum düşün.yeni yıl kararlarım da yok.yepyeni kararlarımı yazacağım bir defter de edinmedim bu yüzden.yeni yıl kurabiyesi de yapmıyorum.dediğim gibi coşkum kayıp.siz benim gibi yapmayın yeni yıl coşkunuzu kaybetmeyin.kurabiye yaparsanız bana yollayın.bugün pasaportumu 10 yıllık uzatırken tek düşündüğüm 10 yıl sonra ben kimim?nerdeyim?kiminleyim sorusu oldu.ve 10 yıl uzatmak oldukça saçma geldi.10 yıl sonra 35 yaşında olacağımı bildiririm.35 yaşında kendimi görebiliyorum aslında.bembeyaz bir evin duvarları fotoğraflarla dolu.bir köpeğim var.pijamalarımla oturuyorum.ayağımda terliklerim.saçım tepede topuz.şu an sadece saçımda 1 tel beyazım var herhalde artar bu sayı.ne iş yaptığımı göremiyorum yalnız.parmağımda yüzük de yok.ıı ıh göremiyorum.ama pasaportumun süresi var çok şükür.ozaman dur salondan kalkayım da bavul hazırlayayım.bilirsin uçmaya bayılırım.hoşkal.

23 Kasım 2011

07 Ekim 2011

*__*

Bahar Masalı
Bu masal, “bir varmış bir yokmuş” diye başlayan masallardan değil. Ne devler ülkesinde ne cüceler ülkesinde yaşanmış.
Onun iklimlerinde, soylu atlar koşarmış nefes nefese. Turnalar hep onun iklimine kanat çırparmış.
Nice Zümrüdüankalar el pençe divan dururlarmış huzurunda.
Salınarak gezdiği gül bahçelerinde güllere sıkıntı gelirmiş hasetten.
Çağlayanlar gibi sesi yankılandığında sular mest olurmuş. En güzel maviye çalarmış baktığı denizler.
Beyaz yelkenliler süzülürmüş onun hatırına. Kuğular ona özenirmiş narinlikte:)

Her nisan İstanbul onu beklemiş dört gözle.
Yaşanabilicek bahar gecelerine.

20 Eylül 2011

artık filmim çekilebilir.

çok kısa bir zamanda blogumda sabah kalkıp akşama doha ya nasıl gidilir maceramı fotoğraflarla bulabilirsiniz.sevgilerimle.bahar.

07 Eylül 2011

27 eylül de gel.


hoşgeldin Eylül!seni severim.bana harika hediyeler verdiğin için..doğumgünümü tek bir günde değilde sanki bütün bir ay boyunca kutluyormuş gibi yaşadığım için severim.eylül ayında doğmak güzeldir.bi havası vardır.bunu eylül ayında doğanlar bilir sadece.ama gerçekten çok havalıdır.hele terazi olmak!!işte onun havasından geçilmez.bu yıl liste yapmayacağım.artık biraz liste yapmaya çekiniyorum sanırım.ne çıkarsa bahtıma:)ama bir ayfona hayır diyemeyeceğimi bildiririm.eğer ayfonum olursa blog birincisi olabilirim:)bu yılki dileğim en içten dileğim mutlu olmak,çoook çok mutlu olmak.
merve yanımda bana çok iyi bakıyor.sabah kıyafetlerimi ütüleyip,kahvaltı hazırlıyor.
bu sıralar yazı yazamamamın sebebi çok yoğun çalışıyor olmam.şu moda haftasını bi geçirelim.söz daha sık yazacağım.öperim.

foto:sedomun getirdiği domates reçeli.mavi filemin içerisinde.pardon bu mervenin filesi.benimki başka renkti.

not:burdaki kediler fileli insanlara sırnaşarak geliyorlar.çok ilginç değil mi?kedilerden delicesine korkan ben fileyle yürümemeliyim sanırım.

25 Ağustos 2011

haha.


15 Ağustos 2011

ve zorla değil ya o rengi hiç sevmiyorum.

özledim çok özledim.ne diyeyim.birşeyleri anlamak oldukça zor.herşey nedensiz ve anlamsız.sadece çok özledim.öyle böyle değil..bugün bütüüün şarkıları senin için dinliyorum.aklımda hep vedalaşma anımız.seni çok seviyorum.nur içinde yat.öperim dedecim ellerinden.

05 Ağustos 2011

alerjik.

burnun kaşınır.burnun öyle bi kaşınır ki kaşırken çıkan sesten tiksinirsin.ama elinde değildir.kaşınır.kopartırcasına kaşırsın.
burnun tıkanır.gecenin bi vakti hapşurarak uyanırsın.o kadar çok hapşurusun ki ev ahalisini uyandırırsın istemeden.yatağın ortasına oturup geçmesini beklersin.arka arkaya 25 defa hapşurmuşluğun olabilir.
burnun tıkanınca başın ağrır.
burnun yine kaşınmaya başlar.öyle bi kaşınır ki içinde yürüyen bi canlı var zannedersin.
gözlerin kaşınır.öyle bi kaşınır ki artık parmakların kaşımaya yetmez avuç içlerinle kaşırsın.öyle bi kaşınır ki gözlerini yerinden çıkarıp şöyle bir kaşıyıp tekrar yerine koymak istersin.
kaşıdıktan sonra delicesine batmaya başlar.o kadar çok batar ki gözyaşlarını durduramazsın.sabah uyandığında o gözyaşları çapaklara dönüşür.uyandığında gözlerin kirpiklerin birbirine yapışmış uyanırsın.açamazsın gözlerini.çapaklardan kurtulucam derken göz kapaklarını yara yaparsın.denize girdiğinde o yaralar yanmaya başlar.makyaj yapamazsın zaten.izin yok.gözlerin öyle bi kaşınır ki artık kaşımaktan gözlerin bozulmuştur.çift görmeye başlarsın.korkarsın acaba beynimde bişey mi var diye.doktor der ki sizin korneanızda aşırı kaşımaktan parmak izleri oluşmuş.şok!nasıl düzelir peki?zor yani.peki.
sonra boğazın ve genzin var..o kadar çok kaşınır ki boğazına elini sokup kaşımak istersin.yaparsın da.parmaklarınla genzini kaşırsın.dilin de yardımcı olabilir bu konuda.çok garip sesler çıkarırsın ama umrunda değildir.boğaz kaşıma sesi.kusura bakmayın boğazım kaşınıyor da dersin.
alerji ilaçları sürekli uykunu getirir.göz damlaları.burun spreyleri vs..
bir de cildin var tabii. beyazsındır.bayaa beyazsındır. her krem dokunabilir.fısırdarsın hemen.kaşınırsın.kabarırsın.bi de yanamazsın bi türlü.hadi biraz güneşte durayım dersin.kıpkırmızı olur acılar içinde kıvranırsın.50 faktörlü kremler kullanırsın.gölgede bile yanabilirsin.bir yerin yanar öteki yerin bembeyaz kalır.yamalı eşek gibisindir.
işte böyle alerjik olmak.evet tam olarak böyle.

27 Temmuz 2011

being normal is so overrated.being weird is so much better.

bir an düşündün sadece.bir an neler yaptığını düşündün.çoğu kişiye göre çok küçüktün.ama bir sürü şey yaşamıştın kendine göre.zaten herkes öyle değil miydi?herkes kendine göreydi.herkes bencildi.herkes sadece kendini düşünüyordu.sen de öyleydin.sadece kendini üzgün ve yalnız hissediyordun şu koca şehirde.ama bu koca şehirde aslında tanıdığın herkes çok yalnızdı.tamam abartmış olabilirsin.çoğu öyleydi.ama bunu bilmek seni sakinleştirmiyordu.düşündün.hep düşünüyordun zaten.yalnız kalınca daha çok düşünüyorsun.kötü olanda bu.düşünmek iğrenç.
bir sürü şey yaşamıştın.düşündün yine.o an yaşadıklarının hepsi çok anlamsız geldi.saçma geldi.saçmadan öte geldi.tarifsiz kaldı.üzüldün mü yalnızlığına.ne kadar üzüldün?çok mu?az mı?ölçeklendiremedin.çok olduğu için değil.az olduğu içinde de değil.yalnız yaşamayı seven insanları düşündün.buna alışmış olanları bundan vazgeçemeyenleri.yo hayır sen onlar gibi hiç değildin.asla da olamazdın.bi kere korkaktın aslında ama çaktırmıyordun.ya da korkaklığına alışmıştın çok vurmuyordu artık.güçlü görünmek zorunda değildin.hem de hiç değildin.bunu çok iyi biliyordun.
düşündün bi sürü şey yaşamıştın.hepsi gerçek birer sınav gibiydi.yapmak isteyipte yapamadıklarını düşündün,istemeden yaptıklarını düşündün,isteyipte yaptıklarını da düşündün tabii.yine çok anlamsız geldi herşey.ne için dedin?neden?aslında çok kısa bi zaman önce kendine bi hedef belirlemiştin.o hedefe ulaşmayı hala çok istiyorsun.ama sen onu elde ettiğinde de mutlu olamayacak bi tip gibisin.çünkü sen hiçbir zaman gerçekten ne istediğini bilemedin.baban olsa canın sanırım dayak istiyor derdi.belki de öyledir?
aslında sen hiç değişmedin.değişen koşullar oldu.belki de sen değişmeliydin ozaman farklı mı olur du diye düşündün bir an.koşullar yerine ben değişseydim dedin.peki koşullar seni neden değiştirmedi?hiç değişmedim ben.değişemedim.hala yaz kış soğuk su içiyorum.temizlik hastalığım artarak devam etmekte.pilava limon sıkarak yemeyi bırakamadım.uyumadan önce dua ediyorum.hergün duş alıyorum.hayır böyle değil salak.kafanı değiştirebildin mi demek istemiştim.hımm.kafam hep aynı.hayal kurmaya devam ediyorum mesela.olmayacağına adım gibi emin olduğum hayallerim var.bir de olmaması için hiçbir sebep göremeyip olmayan hayallerim.onları hiç anlamıyorum.yani neden olmadıklarını.aslında sanırım hayal adamıyım.şimdi böyle konuşuyorum ya.yarın bambaşka biriyim.ölesiye dengesizim.çünkü ben teraziyim.ve takıntıların.evet takıntılarım.onlardan asla kurtulamadım.ya paranoyaklığın?ah.her zaman en yüksek seviyededir. yoruluyor musun kendinden?yo hayır.peki sen benden?

25 Temmuz 2011

geçen haftasonu.






Bu haftasonu biz Ankara da merve nin doğum gününü kutladık.hep yedik hep içtik.zaten tüm hayatım yeme ve içme üzerine kurulu.sonra ben güzel bir akşam üstü uykusundan merve nin amy ölmüş demesiyle uyandım ve çok üzüldüm.hatta o kadar çok üzüldüm ki merve gibi geceleri uyuyamaz oldum.sonra yine işe geldik.falan filan.birileri bodrum da tatil yaparken biz işimizde gücümüzdeyiz.daha sık yazmak isterim hem de çok isterim.öptüm.hoşkalın.

21 Temmuz 2011

aynı dünyada kardeş olmuşuz.

benim kuzu tanem, moral depom,küçük devim,dedikodu dostum,ciğerimin köşesi balkabağım , balım,böreğim...korkmuşsun ben doğduğumda,masaların altına saklanmışsın.ama şimdi ben senin doğduğun bugün yani yarın:)sen hayatımda olduğun için hiç korkmuyorum. kardeşin olma şansına sahip olduğum için şükrediyorum defalarca.hiç korkmam ben seninleyken.bilirim seninleyken korkmanın manasızlığını.ama ilk kez şimdi uzaktayız diye mi bilmem korkuyorum biraz sanki.özlüyorum.gözlerim dolu dolu oluyor sık sık.biz seninle yan yana hayat şahane harika.tadından yenmez.seninleyken hayat yan gelip yatmak gibi hep.gelsin limonatalar,gitsin pastalar.iyi ki varsın.sen çok şeysin.sen herşeysin.biz hiç ayrılmayalım.kıskananlar da çatlamasın.gelince birlikte uyuyalım.öptüm doyasıya.geçen yıl.

11 Temmuz 2011

haaarika

defne


Bu tatlı kızın devamı burda.maşallah diyin bakarken öperim.

10 Temmuz 2011

bu haftasonu..

o_o


o_o


imalwayshungry


red red wine you make me feel so fine.


blovesistanbul


blovescooking




empty




muffin




tartelette




sushi




sushi




imalwayshungry


fazla söze gerek yok iyiydi hoştu güzeldi.ama hep birşeyler eksik gibi sanki.bizimkilerin kocaman hissedilen eksikliklerinin ve boşluklarının yanı sıra başka birşeyler eksikti sanki.acaba nedir?

03 Temmuz 2011

dün.

Bu cuma akşamı ben paldır küldür işten çıktım ki merve ye almayı düşündüğüm hediyeyi satan dükkan kapanmasın diye.Sonra bi koşu markete gidip muz aldım ki cumartesi sabahımız pancakesiz olmasın diye.

IMG_3766


IMG_3764


Sonra biz konuşa konuşa uzuuuun uzuuun bir kahvaltı ettik ki tadı damağımızda kalmasın,iyice hasret giderelim diye.


IMG_3879


Biz dün denizin kenarına gittik ki gelecekte oturmayı düşündüğümüz yalıları seçelim diye.iyi ki de gittik.çünkü eğer gitmeseydik muhteşem fotoğraflar çekemez.nar cafe de muhteşem bir akşam geçirip oradaki solisti keşfedemezdik.hatta, bu şarkı sana olsun merve dediğimde dedemin şarkısını duyup gözlerimiz dolmazdı.kalp şeklinde patlayan havai fişekleri boğazın değişen renklerinin arasından göremezdik. biz dün iyi ki denizin kenarına gittik.merve iyi ki dün geldi.dün bizim çocuklarımıza anlatacağımız kadar muhteşem bir gündü.ben dünü çok sevdim.her gün dün gibi olsun.biz hep mutlu olalım.canımız hiç sıkılmasın.dedem bize hep böyle minik uğramalar yapsın.sarılalım.

30 Haziran 2011

evimizden insan manzaraları.

kiraz


Sonunda makinama kavuşmanın sevinciyle evimizden ilk karelerimizi çekmeye başladım.


ortancalarım.


mutfağımın ve odamın penceresinden görünen ortancaları her gün bildiğiniz yaşlı teyzeler gibi aaah benim tontişlerim diye seviyorum.işten çok yorgun argın dönüyorum.kuş gibi erkenden uyuyorum.yok tavuk gibi.sizlere doyasıya kirazlı yazlar dilerim.

28 Haziran 2011

bildiğiniz turist.

Bildiğiniz turist gibi gezmek istiyorum şu şehri.bildiğiniz turist gibi.foto makinam da geldi.hazırız.müze kartımız eksik.bir de benim kafa biri lazım.hadi bakalım.

20 Haziran 2011

burdan mektuplar2

sevgili balkabağım,
Yine yaz ayındayız.Bir sürü yaz gördük.Ama en güzelleri o balkondakilerdi biliyorsun.Küçük olduğumuz için mi?Dedem olduğu için mi?Sanırım ikisi de.O balkonda yaprakların bile kıpırdamadığı sıcaklarda,gülmekten öldük,kağıt oynadık,yemekler yedik karpuz kokuları arasında,dedemden anılarını dinledik kahkahalarla,hafif bir rüzgar esti oh ne güzel esiyor bu akşam dedik,hatta o balkona yatak serip uyuduk,öteki balkona eğilip reco'yla büş'ü çağırdık,balkonu yıkamadan çıktık çaktırmadık,teyzem o balkondan bağırarak polislerin kurduğu tezgahları bozdu:), zorla bize kahve falları baktı,çekirdek çitledik,sezen aksu geçti geçiyor bu yazlar ne hain derken tanju okan aşkı bulacaksın dedi esin engin tangolarını söyledi.ben o balkonu yıkarken bacaklarıma sıçrayan suları hissedebiliyorum,balkon masasını açarken çıkan gıcırtıyı duyabiliyorum,ellerimle balkon demirlerini tuttuktan sonra elimde kalan kokuyu duyabiliyorum burnumda.çünkü ben ozamanları içime çektim o günlerde bilmeden, dedemin karşımda ayaklarını uzatmış otururken ayaklarını kıpır kıpır kıpırdatmasını kafama kaydetmişim farkında olmadan..iyi ki de yapmışım.ben o günlerin tamamını tam içimde hissedebiliyorum.hani karnında hissedersin ya?öyle.çok bir kaygımızın olmadan öylece geçirdiğimiz sakin yazları çok özledim..insan uzakta olunca bir de yaz olunca daha çok hatırlıyor o günleri.özlemle,hasretle anıyor.bi de buralar daha çok dedemi hatırlatıyor.ne alaka bilmem.hep aklımda.bir de rüyama girse nasıl sevinirim.hiç gelmiyor şu sıra.ben çok özledim o yazları.o balkonu çok özledim.o günlere dönemeyeceğimiz kesin de, bari kavuşacağımızın bir garantisi olsa..ben razıyım ozaman burda böyle balkonsuz yazlar geçirmeye..öperim.

kitapta şöyle diyor;
yaşarsın sonra da ölürsün. Bir kadının bedeninden dünyaya gelirsin, doğduktan sonra sağ kalmayı başarırsan, yaşamını sürdürebilmen için annenin seni besleyip bakması gerekir ve doğduğun andan öldüğün ana kadar başından geçen her şey, içinde kabaran her duygu, her öfke patlaması, her ihtiras dalgası, her gözyaşı, her kahkaha, ömrün boyunca hissedeceğin her şey, ister mağara adamı ol, ister astronot, ister Gobi Çölü'nde, ister Kuzet Kutbu'nda yaşa,senden önce yaşamış herkesin hissettiği şeylerdir.

07 Haziran 2011

yardım.

bana muhteeşeeeeeeeem bi şarkı söyleyin cumartesiden beri aklımda olan şarkıdan kurtulayım!!!!!!

şu şu şu şu şu sugar town


bu güzel havada yemek dönüşü size hediyem olsun.tık

02 Haziran 2011

burdan mektuplar1



merhaba balkabağım,
bana yazdığın yazıyı sürekli okuyorum.okuyorum ki kendimi hiçbir şey için üzmeyeyim.buraya gelmek kolay olmadı.türlü kararsızlıklar,endişeler,olur mu acabalarla kendimi burda buldum.ilk günler hiç kolay değildi.1 haftayı atlatmak oldukça zor oldu hatta.sizden ayrılırken senin yüzüne bakmadım.arkandan gidişini seyrettim sadece.arabaya bindiğimde de bir süre iyiydim.ama sezen aksu'nun şarkılarını dinlemeye başlayınca kocaman bir damla düşüverdi.sonra bir tane daha...baktım olmuyor mendil çıkardım.kafamda on milyon düşünce ve iç sıkıntısıyla geldim buraya..şimdi hala öyleyim ama ilk günler ki kadar değil.ama beni bilirsin ota boka sıkılmak için yaratılmış bi bünyem var.ve yine bilirsin ki bu tip konular hayatımın belirli dönemlerinde sorun oluşturmuştur.alışmaya çalışıyorum.hepinizin verdiği destekle çok çok daha iyiyim.ne yaptığımı pek bilmiyorum şu sıra ama bir yandan hayal kurmaya devam ediyorum.bizi çok mutlu eden o hayalleri kurmayı bırakmıyorum.birlikte geçireceğimiz güzel haftasonlarını düşünüyorum.ve bir yandan da değişmeye çalışıyorum.daha kendinde bir ben olmaya özen gösteriyorum.pozitif olmaya çabalıyorum.herşeyin en güzel olduğu günlerin çok yakında olduğunu hissediyorum.sizleri özlemeyi bırakamıyorum.buralarda hava çok sıcak.ve benim en zorlandığım nokta meteo.rolojiye girip havaya bakmak.bilirsin bu senin işindir.
hasretle.
bahar..

içli köfte.

ben bugünlere annemin karşılıksız sevgisiyle,babamın sabrıyla,ablamın pozitifliğiyle,teyzemin karşılıksız desteğiyle,iki tatlı kuzenimin güveniyle geldim.onlarsız bir hiçim.onlar benim herşeyim.iyi ki varsınız.iyi ki benimsiziniz.sizi çok seviyorum.
not:önce mervem sonra foto makinem gelsin.

23 Mayıs 2011

ben hep piyano çalmak istedim.

twitter dan takip ettiğim sevgili masterchef tuğsan'ın bugün tavuk but yapası varmış.içimden senin tavuk butunu yerim demek geliyor ama neyseki kendimi tutuyorum.çünkü ben oldukça terbiyeli bir insanımdır.aslında senin tavuk butunu yerim demek terbiyesizce değil.ama biraz ilginç bir etkisi var.ya da şöyle demeliyim belki de; sevgili tuğsan senin pişirdiğin tavuk butu afiyetle yerim.nasıl?daha makul.ama benim içimden direk senin tavuk butunu yerim demek geliyor.neyse...
evet sadece bunları demek için girdim buraya.evimde kullanmak için yumurtalarım soğumasın diye üzerlerine örteceğim tavşanlı 4 adet örtüm,küp şeklinde rengarenk buzluklarım ve çiçeklerimi sulamak için çiçek sulayıcım var eh bunlar da bana yeter de artar bile.ah bir de 4 adet dondurma kaşığım var.yemek yoksa dondurma var neticede.bakkalda satılıyor.ve bakkal bana çok yakın.iyi akşamlar.

22 Mayıs 2011

gözünün üstünde kaşın var.

album
ben puantiyeye bayılırım.evet.


album


sonunda biten albüm oh çeken bahar.
defne
neler neler...
n harfi ve bulutları bir türlü bitmeyen albüm

n harfi ve bulutları bitmeyen albüm..

ben bu işi seviyorum.o işi de seveceğim.

aslında şarkıcı olmak isterdim.

iyi akşamlar.

light-regular-bold-black

odamdan 3 kocaman çöp poşetinin dopdolu çıkması çöp oda yolunda ilerlediğimin bir göstergesi olabilir mi?atmam gerekenleri daha çabuk atıyorum şu nu dinlerken.şu başlayacak olan hafta var ya?korkunç!!!hiç uyumadan tüm işlerimi bitirmeyi planlıyorum.öperim!

19 Mayıs 2011

kalbimi bırakır mısın?

doğması gerekenler doğdu.
geriye kaldı 3 çekim.
yarını saymazsak 2.
ben hazırlanamıyorum.
uyusam ben.
birileri hazırlasa.
ben yatağımda uyurken birisi beni taşısa.
içim sıkılmasa.
buluşmam gereken insanların listesini mi çıkarsam?
yapmam gerekenlerin listesini mi?
ben liste yapmayı sevmem.onu merve sever.
şuraya yazayım da unutmayayım.
matbaa aranacak,
foto baskıcı aranacak,
albümlerim geldi,fotoları çekilecek,
ders!çalışılacak,
hastaneye çekime gidilecek,
eşyalar toparlanacak
pazartesi çekimini unutma 11 de.
öteki ev çekiminin tarihini ayarla!
kendini sıkma
kendini sıkma
kendini sıkma
kendini sıkma
eşyalar toparlanacak
eşyalar toparlanacak
eşyalar toparlanacak
düşünmek istemiyorum.nolur iyi olsun herşey ya nolur.
nefes al vöööer diyen e.bru ş.allı'ya selamlar.

18 Mayıs 2011

make my day.


bu ara yazı yazamıyorum.bari arada şarkı koyayım.öperim.

07 Mayıs 2011

ben buyum değişemem.



do you remember the time when we couldn't wait to grow up?what the hell were we thinking?

vay arkadaş.

ben anladım ki birşeylere tek başıma karar veremeyecek kadar küçüğüm.ya da ben böyle hissediyorum bilmiyorum.ya da salağım bilemiyorum.ya da ne istediğimi bilmiyorum.olayı bu kadar büyütmeye de lüzum yoktur belkide.başkası olsa çööööt diye karar verir.ama benim için zor şeyler bunlar ve bizi daha doğrusu beni bu hale getiren şey aile faktörü.bu kötü birşey değil.aileye bağlı olmak güzel birşey.en zevk alarak geçirdiğin vakitlerin çoğunluğunun onlarla olması harika.


insanlar bence gruplara ayrılıyor.1 aileye aşırı derecede bağlı olanlar.2 aileye bağlı olup mantıklı olanlar.3 hayatta hiçbirşeyi sallamayanlar.ben birinci seçenekte olabilirim.ağzımda yine bir yara çıktı.kendimi sıkmadığımı zannerderken ağzımdaki yara "sen öyle zannet aptuş" dercesine canımı yakıyor sağolsun.


hayatımızda baya birşey değişti düşününce mesela artık okula gitmiyoruz,hayatımda en sevdiğim insanlardan birini kaybettim, artık arkadaşlarımla eskisi gibi bir araya gelemiyoruz.çalışma hayatının getirebileceği mallıklarla az da olsa karşılaştım, eskiye göre daha çok düşünüyorum, fazla düşünüyorum.en çok düşündüğüm şeyse ben ne olacağım?


ben biraz tembelim.birisi benim yerime karar versin şimdi yapman gerekenler şunlar 2 ay sonra tekrar konuşalım desin.aaa evet yaşam koçu arıyorum.parası neyse vericem.


hayat zor değil aslında zorlaştıran bizleriz.herşey çok kolay.ama ben şu an omuzlarım çökük duruyorum.ne yapmam gerektiğini bilmeden.aslında olay gerçekten bu kadar karmaşık değil.olay çok basit.life is simple.simple is the best derler.neyin benim için doğru olduğuna ben nasıl karar verebilirim ki?askere gitmek.evlenmek.gibi mi?şu an ne dediğimi anlamıyorsunuz biliyorum.iyice zırvaladım farkındayım.ama ben kendi içimde konuşuyorum şuan isterseniz burdan sonrasını okumayın.


düğündür dernektir.sevinçtir mutluluktur.stabil dir.nasıldır?bu arada kafayı evlenmekle bozmuş bir grup insan var.allah yardımcıları olsun.hayır evlenenlerden bahsetmiyorum.kafayı evlenmekle bozanlardan bahsediyorum.


korku var korku.ama haklı bir korku.sinirlerim çok bozuk.belki de doktora falan gitmeliyimdir?sinir hastası:)aslında gerçekten hiçbir şey bu kadar karışık değil gerçekten.rahat ol rahat.şanslı masa beni bulsa yüzyılın reytingini kırarız eminim.tiyatrocu mu olsam?ben neyi seviyorum lan?


o gün tam bir köylüymüşüm.bitane güzel fotoğrafım yok.kendime bir fotoğrafçı tutucam.şişkoluk kanımda var.şu kollara bak maşallah.rejime başlayım bari.bak bu hiç zor bi karar değil.karar verdim yihuuuuu!şu hayatta dinlemeye en tahammül edemediğim insan feridun düzağaç.evet.

benimkisi ne kafası?çerkez tavuğu kafası.

03 Mayıs 2011

forcing laughter,faking smiles.

iyi olmak istiyorum.burayı twitter gibi kullansam nolur bi düşün?

29 Nisan 2011

bi uyuyup uyanalım.

52. dinleyiş.şarkı tam da ben..dinleyin.

27 Nisan 2011

sing to me no matter how terrible your voice is.i'll like it.

tulips





Bugün günlerden perşembe.haftanın bitimine az bir süre kala benden büyük düşüncelerim beni yer bitirirken vücudum buna tepki olarak ağzımda, daha doğrusu ağzımın en olmayacak köşesinde kafam kadar bir aftın çıkmasına sebep oldu.bu sebeple yutkunamıyor,ağzımı açıpta lokmaları koyamıyorum.buna ek olarak doktorcuğum yine kafam kadar bir antibiotikle bu işin sona ereceğini söyledi ki bunun için o ilacı dilimin eeeeen arka noktasına koymam lazım.koyma aşamasını atlattıktan sonra bir de onu yutmak var.bunu da törenle yapıyorum.bir yere tutunmadan yutkunamıyorum vs..düşünün ki kafamı sağa çevirdiğimde kulağımın arkasında bir ağrı oluşuyor.öylesine ilginç!!


Bugün Ayşe'yle düğün davetiyesi için buluştuk.bir süredir kendisinin davetiyesiyle ilgileniyorum.


ortaya karikadan 5 yukarı bir sonuç çıkıcak.baskı işini de hallettik mi mutluluktan uçma kıvamına geleceğiz.


asıl bomba olan ayşe'nin elinde kocamaaaaan bir lale demetiyle gelmiş olması.renkleri pembe!


ben tabii bir mutlu ol bir mutlu ol.eve gel onları sedergineli c vitaminli sulara koy.


nasıl tatlılar bir görseniz!


gelecek diğer lalelerimin renklerini düşündükçe daha da bir mutlu oluyorum.


ayşe ye teşekkür ediyorum!


bir de karar aşamasında olduğum şu günlerde bir işaret bekliyorum.çok mu saçma?




foto:lalelerim:)

26 Nisan 2011

you never saw anyone die?



hayat çok garip demek belki biraz sıradan.ama hayat gerçekten çok garip.biz hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşarken birileri öldüğünde dahi öleceğimizin aklımıza gelmemesi garip.ölüme bakmak tuhaf.ölümü anlamak imkansız.aslında herşey çok basit.dedemin annesinin-annemin babaannesinin mezarının başına yazılmasını istediği şey kadar basit."doğdu,yaşadı,öldü."

yani herşey çok mu boş?

hayır herşey çok garip.

herkes iyi olsun.

kimse hasta olmasın.

24 Nisan 2011

your chromosomes have combined beautifully.



ben yarın izninizle 2 dk lığına istanbul a çok sevdiğim memlekete gidiyorum.kafamda 3000 soru ve ben orda olacağız.laleler ve erguvanlar açmış mı bakacağım.bana lale almayanlara inat oradaki tüm lalerin sahibi ben olacağım.görüşürüz...

21 Nisan 2011

bana neler oluyor bir bilsen.

Günaydın,

dün gece hiç uyuyamadım.
zaten yeterince geç yattım.

bilgisayarın önünde çalıştım da çalıştım.

üstüne bir baş ağrısı.

kafamdaki tilkiler.

bir o yana dön bir bu yana dön.

sabah uyuyamama devam etti.

8.30 dedin mi uyandım.

iyi de derdim ne?

böyle durumlarda öğlene mal oluyorum.

zaten diyorum bu ara bi durgunluk,bi dalgınlık,bi mallık var.

2 gün önce banyoda kafama duş düştü!o nasıl bir acıydı ya?
ondan sonra mı böyle oldum.yok ondan önce de böyleydim.

şimdi birkaç durum var.beynimi kemiren,mideme voing voing gıdıklamalar halinde gelen.

işte..nolcak bilmem.hayırlısı.

bir de şu kıyfeti çok beğendim.fakat içerisinde kendimi düşününce bir gülme oldu.

dobişko kollu.

20 Nisan 2011

lalekalpbahar.


























rengi farketmez.