13 Eylül 2010

şimdi o günleri hasretle anıyorum.

Bugün bir dedemi bir de istanbul'u düşünüp durdum.
haydarpaşa da karşılayacak kimsemiz olmamasına rağmen sevinçle ve heyecanla maceralı tren yolculuklarımızda trenden inişlerimiz geldi aklıma.
kadıköy iskelesine kadar ellerimizde bavullarla yürüyüşümüz geldi.
sonra muhteşemden de öte manzaralı p.olis evi..
odaya girdiğimde önümüzdeki terası ve manzarayı görüp bayılacak gibi olduğum geldi aklıma.
Tunalı dan kızılaya kadar yürürken hava birden kararıverince çöktüm resmen.
Çok istediğim istanbul'da yaşama fikri hiç cazip gelmedi bir an.
Havanın kararması resmen beni korkuttu.
evde annemi babamı ve merve'yi görebilecek olmama sevindim.
düşündüm.
oraya gitsem ne olur diye?
orada kimim var diye?
olmadı.
aklıma yatmadı.
sonra galatasaray yokuşundan aşağıya doğru yürürken mutluluktan havalara uçtuğum bir gün geldi aklıma.
Bahar hanım sokağının merdivenlerine oturuşumuz.
abbasın orda ayaklarımızı denizden aşağıya sallandırarak waffle yiyişimiz.
tramvayın merdivenlerine oturuşumuz.
metronun başımı döndüren merdivenlerinden inerken başlayan rutubet kokusu.
falan falan derken..
ben bugün istanbul'a uğradım desem yeridir.
ve kafam çok karıştı.
şu gün şurdan kalkıp oraya gidebilir miyim diye bir düşündüm.
cevabını ilk defa bulamadım...
Bildiğim bir şey var ki ben istanbul'da çoook güzel günler geçirdim.çoook!

1 yorum:

Adsız dedi ki...

E bir uğra sıkma kendini uğra bakalım ne olcak.

basic