30 Nisan 2010

strawberries


strawberries, originally uploaded by JustB..

bu bir deneme yazısıdır.

29 Nisan 2010

dear work, i don't hate you.

ofisin karşısındaki okulla ilgili şüphelerim var.23 nisan günü norah jones here we go again çalarken,bugün hadise den bence evlenmeliyiz hem de bu sene adlı şarkı çalıyordu.o şarkılar takdir edersiniz ki benim dilimi dolanıyorlar ve en olmadık yerlerde şarkının sözlerini tam da bilemediğim için saçma sapan bir biçimde dilimden dökülüveriyolar.misal dün fuat abi nin yanında müşterisinin olduğunu tamamen unutup "bence evlenmeliyim hem de bu sene "diyerek içeriye girmem adamda nasıl bi etki yarattı bilemiyorum.
havanın güzelleşmesi akabinde benim güzel duygular içine girmem hoş tabii.fakat nereye kadar sürer bu ruh hali sorunsalı kafamı kurcalamakta.aynı zamanda aynı kafamın üstünde kocaaamaaan bir güneş var.tavana astım onu ben.
bir de dışarıda hava bukadar şahaneyken biz içeride donanza filminin kaçıncı bölümünü çekiyoruz bilemedim.
andımız;
işlerime odaklanmak ve hiçbir şeyi atlamamak için elimden geleni yapacağıma beni bekleyen güzel günlere kucak açacağıma,pozitif olacağıma,insanlara gülüm gülüm gülümseyeceğime and içerim.
varlığım fotoğraf çekilmek isteyen annelere-çocuklara-bebeklere-babalara armağan olsun.

27 Nisan 2010

seni çok özlüyorum.

onunla tanışmamımız 2008 in temmuz ayına denk geliyor.istanbul'a gidebilmem için ona ihtiyacım vardı.böylelikle tanışmak durumunda kaldık.ilk zamanlar birbirimize karşı çok saygılıydık.herşey gayet düzeyliydi.seviyordum onu.onun da beni sevdiği hiç problem çıkarmamasından belliydi.bazen ona çok yüklendim.alttan aldı aldırış etmemeye çalıştı.2 sene, bi birliktelik için hiç de az bir zaman değil.ama keşke herşey başladığındaki gibi devam etse..onunla beraber olmak hiç ağır gelmedi bana.bazen onunla olmaktan ve onu taşımaktan yorulduğumu hissettim ama önemli değildi.fakat zamanla o da yoruldu ben de birbirimizi haliyle yıpratmaya başladık.yeri geldi sabahlara kadar yanımda durdu.sıcaklığıyla ellerimi ısıttı.ama ben dün ona öyle bi hareket yaptım ki.işte o bunu kaldıramadı.kaldıramaması normal çünkü benim yaptığım da iş değil.çok kırdım onu.çok canını acıttım.oysa beni bir gün bile ortada bırakmamıştı.öyle bi bağırdı ki.arkama dönüp ne olduğuna bakamadım bile.şimdi beni affetmesi için elimden geleni yapıcam.bu olaydan sonra toparlanması çok zor.belki bir daha yüzüme bile bakmaz.ama bilerek yapmadım.gerçekten.kimin suçu tüm bu olanlar?kimsenin.kimse böyle olsun istemezdi.üzüntüden facebookumu kapattım.ona burdan sesleniyorum.özürdilerim.onu merak edenler için tık tık.

25 Nisan 2010

bu hafta yaptıklarımı 1 ayda yapamam.


Bu haftayı dünyanın en yoğun haftası ilan ettim.öyle bir haftaydı ki şu an yorgunluktan tüm kemiklerimin sızladığını hissediyorum.pazartesi gün;saat 12 sularında eve döndüm.ertesi gün saat 10 da...ertesi gün doğum vardı.hem de bebişler ikizlerdi.ikiz olmak bence dünyanın en tuhaf şeyi.ertesi gün,ki o gün perşembe olur.cuma cumartesi ve pazar bilkentte kurucağımız standın hazırlıklarına başladık.23 nisan günü takdir edersiniz ki bi çocuk yığılması yaşadık.cumartesi gün saat 4 e kadar çalıştım.akşam pınikonun düğününe yetişmek üzere kuaföre koştum.neyseki kuaförüm bilkentte..caner abiyi saçımı yaparken adeta çıldırttım.en son ona "saçımı sen yap ama ben yapmışım gibi doğal olsun" diyordum.ama saçım çok güzel oldu...böyle saçma sapan cümleler kurmam faydalı oldu yani..ertesi gün yani bugün dünkü topuklu ayakkabıların acısını çektim.ayağımın altı öyle bi su topladı ki anlatılmaz yaşanır.ve tabi ki tüm gün bilkentteydim.foto pazartesi gecesinden.ofiste, çarşamba gün açılışı olan simurg'un davetiyelerini kargoya hazırlama esnasında çekildi.800 tane davetiyecik.simurg ne diye sorar iseniz..sadece arjantin beymen club'ın içinde olan bir mücevherci.peki benimle alakası nedir.logosunu ben yaptım da.öhööm.ay.utandım.:)yorgunluktan belki bayılırım birazdan.sizleri sevgiyle kucaklıyorum.hoşkalın.

18 Nisan 2010

şu kurabiyelere bak mutlu ol.

Bunlar Pıniko için...kınasına...kendimizi aştığımızın bir göstergesi adeta...
Bunu da bana efe taaa amerikalardan getirdi.ben onu çok sevdim.adeta bayıldım.komikliğine bi bakın.öperim...


16 Nisan 2010

tam olarak.

kendimden şikayetçiyim.

An itibariyle masamın dağınıklığını görmenizi isterdim.bu fotoğraf net olarak yansıtamıyor maalesef.ben normalde dağınık bir insan değilimdir.ancak şu sıralar bu konuda bi kişilik değişikliği yaşıyorum resmen.çalışırken kesinlikle bilincim yerinde değil maalesef.
Bugün telefonda müşterimiz özge hanımın suratına patlamamın sebebi.sandalyenin üstündeki balonun üstüne oturmamla birlikte balonun patlamadan kademeli olarak sönmesiydi.ben de kademeli olarak koltuğa yavaş yavaş yerleştim.
şu sıralar yoğun bir biçimde çalıştığım ve fatoşcuğumun işe gelememesi sebebiyle telefonlara bakmak zorunda kaldığım için kesinliklikle kafam yerinde değil.ve ben kesinlikle telefonun diğer ucundaki insanların dediklerini anlayamıyorum.ya bende bir tuhaflık var ya da insanlarda.oraya buraya not aldığım için bir notu bulsam ötekini kesinlikle bulamıyorum.bloga daha güzel yazılar yazmak isterdim.gerçekten.fakat yazma yetimi kaybediyorum sanırım.lafı uzatmaya lüzum yok.ne de olsa işimizin başındayız.fakat 2 dk sonra mesai bitti bitiyor.sevgiler.saygılar.

13 Nisan 2010

insan ilkokulu özler mi?özler.

hissetmek istediğim duygu tam olarak şu.ilk okuldayım. cuma günü.okuldan çıkıyorum.hava güneşli.eve gidiyorum.annem evde,pizza yapmış.birazdan cesur ve güzel başlayacak ya da 90630.ertesi gün okul yok.biraz ödevlerim var ama sorun değil.eve gidip barbie bebeklerimle oynayacağım.resimler çizeceğim.hayır lise değil,ortaokul değil,üniversite de değil.ilkokulu özledim şu an..camdan baktığımda gördüğüm okuldan çıkan çocuklardan olsa gerek bu özlem duygusu.vallahi özledim.insan böyle birşeyi özler mi?özlermiş..23 yıl önce doğduğum doğumhanede doğuma girdiğimdendir belki de bu düşüncelerin sebebi?"23 yıl çok değil yaaaa"dedim bugün erkin'e "deli misin be 23 yıl" dedi.doğru mu dedi acaba?yaşlanıyor muyum yani ben de?yok be 23 yıl ne ki?fakat her geçen yıl eski günleri özlediğim kesin bir gerçek.ilkokuldaki görüntüm çok tuhaf olsa da ben o günlere dönmek istiyorum.evet.

11 Nisan 2010

özlemek denmez buna bu başka birşey.

Dün o eve girmek çok iyi geldi.salona geçtim koltuğa uzandım.onun önceden oturduğu o koltuğa.sonra yattığım koltuktan koridora baktım.duvarlar,avizeler,dolaplar,halılar...hepsi herşeye şahit olmuşlardı.hepsi bana birşeyler anlatmaya çalışıyorlardı sanki.bi an balkonda yaşadığımız güzel anları anlattılar bana.orada duran teyp şarkıların adlarını söyledi kulağıma.bi bayramlaşma anından bahsettiler sonra.yattığım koltukta onun oturduğu bi bayram bize para verişini anlattılar .sonra antreye baktım.işten gelmişti.kapıdan girdi.sonra koridordaydık.koridorda pek iyi şeyler söylemediler.banyonun önündeydik sanki.onları anlatmayın bana ben güzel şeyler hatırlamak istiyorum dedim.içeri girdik oturma odasından içeri.sevinçle birbirimize sarıldık bi galatasaray maçında.meyve yedik birlikte.elleriyle soyduğu bi elmayı yedim.herşey yerdeki parkeler bile onu tanıyordu.perdeler.örtüler.yatağı.kapının gıcırtılı kapanışı bile onun sanki hala orda olduğunu hissetirdi bana.gece yatağından kalkıp kapısını açışını.sessiz sessiz dua edişini evdeki herşey duymuştu.evdeki eşyalar bile onu özledi.o ev okadar güzel ki.insan eşyalarını belki de hiç değiştirmemeli.

06 Nisan 2010

dünyanın en güüüzeeeel avizesiiiğğ!!

töbe töbe estağfurullah.ee ben bunu istemez miyim?isterim.ay çok isterim hem de.nasıl nasıl isterim.odamın tavanına isterim.ahh...

tepedeki çimenlikte yalın ayak dolaştım.



bugün baskı almaya gitmem gerekti.kısacık minicik bir yolculuk yaptım tunalıya doğru.fakat bu küçük yolculuğum sanki tatile çıkmışım hissi yarattı bende.hava o kadar tatlı ki ofise dönerken ayaklarım geri geri gitti resmen.yağmur yağacak diyen meteorolojiye kızmadım içimden.sürpriz yapmak istediler herhalde diye düşündüm.kulağımda müziğimle kuğuluya kadar yürüdüm.bir vitrinin içindeki filamingoları görüp sevindim.filamingolar filamingo pastanesindeki muzlu dondurmayı hatırlattı.geri dönüp almaya üşendim..Kolsuz bluzlarıyla fink atan ablaları ve teyzeleri biraz garipsedim. gitmek istediğim pasta kursunun önünden geçerken otobüsten inip içeri girmek istedim.ofise döndüğümde herşey gri olucak sandım.ama bu yolculuk bana okadar iyi gelmişti ki pembelerle mavileri görmeye devam ettim.arada sırada böyle çıkmak lazım sanırım.şimdi size sesleniyorum.evet size.hayır siz üstünüze alınmayın.onlara söylüyorum işte.günümü bozmayın.isteseniz de bozamazsınız.sevdim ben bugünü.öptüm sizi.
küçük yolculuğumun son anlarında kulağımdaki müziği dinlemek için yukarıya tıklamayı unutmayın.bi daha öptüm.

05 Nisan 2010

vahşice enginar yiyenler oluyormuş.


pek yemek ayırt ettiğim söylenemez.yok bamyanın sümüğü var yiyemem,yok patlıcan acı,ııııy pırasamı diyenlerin kuş kadar akılları olduğunu düşünmüyorum.bi kere bamyayı pişirmenin bir usulu vardır.bamyaların başları kesilirken eğer çok derine girilirse sümük olayı ortaya çıkabilir.herkesin annesi benimki gibi her yemeği güzel yapabilseydi herkes her sebzenin meyvenin tadına vararak yerdi.
neyse...şimdi mevzumuz şu "enginar".normal bir aile olduğumuzu hiçbir zaman söylemedim.biz evde vahşiler gibi enginar yiyoruz.evet.bazen mutfağımızın camından bizi enginar yerken görebilecek insanların yaşayacağı şoku düşünüyorum.
şimdi şekerim enginar karaciğerin dostu imiş.eğer 30 gün 1 tane enginarı yer iseniz detoks yapmış olurmuşsunuz.karaciğeriniz büyük ölçüde temizlenirmiş.bunu öğrenen annem bize yıllardır enginarlar pişirir.o enginarın pişerkenki kokusu hepimizi mest eder.enginarı öncelikli olarak annem bir güzelce yıkar.yapraklarının aralarını tek tek açarak(koparmadan)....sonra enginarları düdüklü tencereye doldurur.üzerlerine zeytinyağıyla limon ve çok az da tuz gezdirir.pişirir.sonra bizler masanın başına geçer fotoğrafta gördüğünüz o yaprakların beyaz kısımlarını dişleriz.evet tam anlamıyla dişleriz.yapraklar bitince ortaya beyaz kısmı çıkar ki onu bir türlü paylaşamayız.beyaz kısım dediğim zeytinyağlısı yapılırken kullanılan çanak kısmı.pazardaki amcaların hani soyup soğana çevirdikleri anda kalan kısım.orası kelimenin tam anlamıyla tadından yenmez.zeytinyağlısını da çok severim onun için ayrı bir yazı yazarın.okadar severim yani...
biz çok uzun yıllardır bu şekilde enginar yiyoruz.sizlere de şiddetle tavsiye ediyoruz.biraz yenilikçi olun.birşeylerin tadına bakmaktan korkmayın.bizim gibi vahşice enginar yiyenler olduğunu duymadım değil.ama çok sık da rastlaşamadık.tanışmak isterim.iyi akşamlar.

i feel weird.


yazamıyorum bu ara.kusura bakma.yazıp yazıp siliyorum aslında.nedenini bilemiyorum.hayırlısı.öpüyorum.

02 Nisan 2010

hug me and tell me everything will be fine.


o kadar gergin ve gergin olmamdan kaynaklı yorgunum ki tek yapmak istediğim denize karşı konuşmadan oturmak.biraz da simit yerim belki.kulağımda da müzik olsun.yanımda da biri otursun ama konuşmayalım.çünkü çok yorgunum.
foto:adada bisiklete biniyoruz.mutluyuz.çok mutluyuz.

01 Nisan 2010

i want to have a perfect summer, with lots of sunshine and someone special.


dün sabahtan serseri mayınlara gitmeyi kafama koymuştum.2 gündür nina zilli'nin şarkısını dinleyip duruyordum zaten.film bayılıp ta ayılamadığım cinsten.herşeyin doğal olduğu,kimsenin ultra güzel olmadığı,normal hayatların yaşandığı lokum gibi bir film.kesinlikle değinmem gereken diğer bir nokta ise şudur; uzun zamandır bu kadar yakışıklı insanı bir arada görmemiştim..her gömlek bir insanın üstüne bu kadar mı yakışır?bir insan bir gömleği böyle mi iyi taşır?neyse siz de gidin görün filmi..
havaların yavaştan tavaştan ısınması grilerin yerini pembe-beyaz kıyafetlere bırakmaya başladı.ben çok sıcağı sevmem bilirsin.hafif bir rüzgar essin isterim.

önümüzdeki günlerde
yapılması gereken bir sürü işim ve işle ilgili çözmem gereken bir durum var.bana kolaylıklar dileyin de işlerim kolayca düzene girsin.
aylık burç yorumumda şöyle demiş:

Son altı aydır süregelen işleri ve hedeflerinizi yeniden gözden geçirmek, değerlendirmek gerekli görüyorsunuz. yön değiştirmek durumundasınız. Adeta bir hasat mevsimindesiniz. Bu dönemde ortaklaşa işler, anlaşmalar hayatınızı pek çok yönden etkilemekte. Karşınıza gelen fırsatları tartmanız ve başkalarının görüşlerini almak durumundasınız. 31’i sonrasında ortaklaşa kazançlar ve eşinizin ya da ortağınızın imkanlarında olumlu gelişmeler bekleyebilirsiniz. Yeni yatırım olanakları ve toprağa, gayrimenkule ilişkin fırsatlar söz konusu olabilir.

milliyette ki hakan bey herzaman doğruyu söyler zaten.işime dönüyorum.öpüyorum.
bir de başlıktaki dileklerim gerçek olsun.amin.