30 Mart 2010

saçma sapan yazılara örnek olsun.



saçlarımda bir kaç beyaz telle karşılaştım.şu 3-4 ayda olmuş olabilir mi bu?yok artık lebron james dediğinizi duyar gibi oluyorum.ben de diyorum içimden.saçlarımdaki akları takacak durumda değilim.bu ara aklıma nedense çok fazla küfür geliyor.hayır sanmayınki ben küfür ederek konuşurum hiç de değil.ancak içimden bazı bazı küfür ederken yakalıyorum kendimi bi anlam veremiyorum.hayır özellikle birine de etmiyorum.hatta hiç kimseye etmiyorum.bunun psikolojide yeri nedir bilemiyorum.kitabımın bittiğinin haberini vereyim sizlere(sahilde kafka)kitabımın son sayfalarını okurken odamda birşeylerin devrilmesi üzerine attığım çığlığı ve kitabı elimden fırlatıp atışımı,bilgisayar başındaki merveyi korkutuşumu görmeliydiniz.Kitabı ben kesinlikle merve'nin anladığı gibi anlayamadım maalesef orası da ayrı bir konu.
bu aralar çok fazla şey pişirememenin verdiği üzüntüyü anlatamam.fakat maalesef vakit olmuyor olmuyor olmuyor.ha geçen gün aldığımız sipariş üzerine yaptığımız kurabiyeleri unutmamak gerekir.gördüğünüz gibi işleri büyütüyoruz yavaştan yavaştan.
fotodoki kutucuk kafaların hikayeleri hayatıma renk katıyor resmen.onları seyretmeye bayılıyorum.beni anlatıyorlar sanki
şarkımız eskiden çok sık dinleyip şimdilerde unuttuklarımdan.bana yine istanbul'u hatırlatanlardan.kendimi eskiden radyoda,hangi frekans olduğunu hatırlayamadığım gönül dostları diye konuşan kız gibi hissettim.sesi hala kulaklarımda.kendisine katiyen tahammül edemezdim.neyse sevgili gönül dostları bu şarkı sizlere gelsin.hah.

29 Mart 2010

.

27 Mart 2010

ne hoş ne hoş.

hayır bu benim telefonum değil.

23 Mart 2010

i wish i could see you tomorrow even just for a second...

Birden aklıma dün gece rüyamda dedemi gördüğüm geldi.heyecandan sandalyemden düşüyordum.çok çok uzun zamandır göremiyorum da..hatırlamam tam çilekli yoğurdumu yerken oldu.çünkü tam o sırada dedemin yoğurtla çilek reçelini karıştırıp yemeyi nekadar sevdiğini düşünüyordum:)Her gece rüyamda dedemi görsem acaba özlemimde bir azalma olur mu?acaba dedemin bize telefonla bağlanması mümkün mü?hayır ben dedemin sesini unutamıyorum.kulağımda kahkahalarını duyuyorum.hiç bir zamanda unutmayacağım.elini son gün tuttuğumun sıcaklığını hala hissediyorum..çok özlüyorum seni.daha sık gel rüyalarıma.öptüm dedecim.

sana da günaydın.

nasıl tatlılar bi bakın.hım.baktınız mı.şimdi dua edin hepimiz için.hım.ettiniz mi.amin.

22 Mart 2010

ben de birgün bu dilde şarkı söyleyeceğim.sesim zaten çok güzel.

and birds fluttered around her,writing "yes" into the sky!!


İt's complicated daki gibi bi dükkanım olsun istiyorum.inanın fazla birşey istemiyorum.o dükkanın içinde ben mükemmel pastalar pişirdiğimi hayal ediyorum.(merak etme merve hamurun bir ucundan da sen tutuyorsun.)sonra şu an danny brillant dinlediğim için hayalimin içine o da dahil oluveriyor.birden mükemmel bir şekilde dans etmeye başlıyoruz onunla.Pastalarımızdan yemeye gelmiş o da.çünkü çok ünlüyüz.

hastalığımı soracak olursan.aynı şiddetiyle olmasa da devam etmekte.

şu havaların değişmesi içimdeki kelebeklerin ayaklanmasına sebep oldu.enerjimin değiştiğine eminim.fakat beni zorlarsan bu enerjimi kötüye kullanırım haberin olsun.

evet bir de sürekli istanbul'u düşünüyorum napıyordur diye...sevgilim olsa bu kadar düşünmem.

Merve'yle çok yakında yepyeni bir blogla karşınızda olacağız.yaptığımız yemekleri ve tarifleri buradan bulabileceksiniz.ben sizin yerinizde olsam çok heycanlanırdım bunun için.ben heyecandan çatlamak üzereyim zaten.
ve şu hesap makinaları benim parmaklarıma nasıl da yakışırdı..

19 Mart 2010

i told you to be patient, i told you to be kind.


İstanbul'da bir cuma akşamı yaz günü işten çıkmış olmanın tadından yenmez.bilirim.ama şimdi konumuz bu değil..ben şimdi evdeyim.bugün işten yarım gün izinliydim.Çünkü hastalığım geçmek bitmek bilmedi maalesef...ben de işleri aldım evime geldim.koşturmacaya evimden katılıyorum...

şu blogdaki insanların hepsine teker teker bakabilirim.yılmadan.sıkılmadan.hepsi mi hoş olur yahu?

Pazar gün neden girdiğimi bilmediğim bir sınavım var.devamında candanlar'da günümüz var.yaşasın altın kızlar!

yarın da işten izin alabilirsem az da olsa bazı konulara bakmak isterim.hayır bakmazsam rezil olacağım orası kesin!öperim.

18 Mart 2010

günün sözü.

ben mi?hala çok hastayım.

17 Mart 2010

nerde kaldı çorba?

hasta olmak zor iş.burnumdan çok garip sesler geliyor...

14 Mart 2010

gel de bir çorba yap bana.

dün o çok gitmek istediğim doğumgünün son dakikalarında kendimi biraz kötü hissetmeye başladım.gözüm bulanık görmeye başladı.ve kullandığım kelimelerin hiçbir anlam bütünlüğü yoktu.söylemek istediklerimi bir türlü toparlayıp anlatamadım.kullanmak istediğim kelimelerin yerine hep saçma sapan başka şeyler söyledim.sonra birden sağ elim uyuştu.işte o anda çok korktum.bayılıcak gibi oldum.yanımdaki arkadaşıma söyledim.sağ elimi bir türlü kontrol edemedim.sürekli titriyordu ve uyuşuktu.birlikte arabaya bindik.benim belirli bir yere kadar bırakmalarını oradan babamın alabileceğini söyledim.sağolsun erhan beni yalnız bırakmadı,babam gelene kadar benimle bekledi...sonra babam geldi.ona da anlattım.eve geldik.duş almak istediğimi söyledim.başım çatlamak üzereydi.elimin uyuşukluğu hiç kalmamıştı.hiç bir güç beni yerimden kaldırıp hastaneye götüremez zannederdim.ama o kadar korktum ve ağrı okadar şiddetlendi ki ne yapacağımı bilemedim.üzerimde hello kitty li pijamalarımla Medi.cana hastanesine yola çıktık.hemen tomografim çekildi.yarım saat içinde tomografi sonucum geldi.nöbetçi doktor tomografimde görünen birşey olmadığını söyledi.tam gider ayak ben yine konuşurken saçmalayınca doktorcum kan tahlilinede gerek duydu.yapılan kan tahlilleri sonucunda beyaz küre sayımda bir artış gözlemlediklerini söylediler.ancak önemli bir durum olmadığını başağrım ve el uyuşukluğumla bi ilgisi olduğunu düşünmediklerini söylediler.doktorcum böyle durumlarda sabaha kadar müşhade altında olunması gerektiğini söyledi.biz de ne yapacağımızı bilmez bir şekilde düşünürken odaya başka bir doktor amca geldi.beni o da muayene etti.ve eve gitmem için bir sakınca olmadığını söyledi.yatağından kalkıp gelen doktor amcaya saygılarımı sunuyorum.popomu iki tane iğneyi yemiş bulunuyorum.fakat ağrım okadar şiddetliydi iğnelerin hiçbir yararı olmadı.sonuç olarak doktorlar belirli bir teşhis koyamadıklar.doktor amca ileriki günlerde tekrarlayan bir durum söz konusu olduğunda tekrar gelmemi söyledi.ozaman nörolojik başka testler uygulanacakmış.fakat psikolojikte olabilirmiş.hatta belki de boyun fıtığı dahi olabilir.bu ihtimali de göz önünde bulundurarak en kısa zaman içerisinde boyun filmimi de çektirmeye karar verdim.teyzeme kalırsa ben sürmenaj olmuşum.o da ayrı bir konu:)hiç kendime birşey olucak diye korktuğumu bilmem.ilk defa çok korktum.geçmişolsun bana...

13 Mart 2010

Başak F.ye açık Mektup.dier başaklar üstüne alınmasın.

Sevgili Başak,
günaydın.. nasılsın?ben çok iyiyim.Geçen hafta cumartesiden beri görüşemedik.benim bugün akşam 4buçukla 6buçuk arasında çok gitmek istediğim bir doğumgünü var.beysukent taraflarında.ben işim bitince seni arasam da buluşsak.bize gitsek.film izlesek.ertesi gün pazar olsa.bi kahvaltıya mı gitsek diye düşünsek.acil cevabını bekliyorum.
sevgilerimle Bahar..
Not:kabul etmezsen Ayfer teyzeyi arayacağım.

12 Mart 2010

ne çok yazı yazıyorum şu ara.

"Gözlerini Kapama" dedi Johnnie Walker emredercesine "önceden kesinleşmiş şeyler arasında bu da var.Gözler kapanmayacak.Gözlerini kapatman,hiçbir şeyi değiştirmez.Gözlerin kapandı diye, hiçbir şey silinip gitmez.Bu bir yana, gözlerini bir sonraki açışında her şey daha da kötüleşir.Biz işte böyle bir dünyada yaşıyoruz,Nakata.adam gibi gözlerini aç!göz kapamak, korkakların işidir.gerçeklere göz yummak çok alçakçadır.sen gözlerini kapatıp kulaklarını tıkasan bile zaman akmaya devam eder.emin adımlarla.

Bu sabah öyle birini gördüm ki sanırım o Oşima'ydı...

sometimes i fall asleep in places.i shouldn't.

Bugün bindiğim dolmuşta şöfor beyin 1.850 lira alması yolcuların canını sıkmaya başladı.her binen "aaaaaa kaptan cumartesiden itibaren değil mi o iş?" diye sorunca kaptanımız daha fazla dayanamadı ve "şimdi yanınızda başkanı arıycam sesli görüşme yapıcam hadi bakalım" dedi.önce başkanın numarasını başka birinden alması gerekti.telefona çıkan kıza "ver kız muammer abiyi" dedi.ardından muammer abiğ bir güzel numarayı verdi.buraya kadarki olan kısım bildiğiniz konferans şeklinde sürüyor.ben arkadan "muammer abiğ naber nasıl işler" desem muammer abim duyucak,o vaziyetteyiz.ardından başkanı aradık.kaptanımız aradı demem yanlış olur.çünkü beraberce yapıyoruz herşeyi.herkes pür dikkat başkanın ağzından çıkacak lafa bakarken ben dolmuşun otobüsten 100 kat hızlı olduğunu düşünüyorum.kaptanımız başkanla olan kısa selamlaşmasının ardından sorar "başkanım biz nezaman geçtik eski düzene" başkan cevap verir bu sabah itibarıylan geçtik kardeşim"kaptanımız burdan sonra başkanla dertleşmeye başladı."sabahın 9undan beri ben bunu anlatmaya çalışıyorum benim sesim kısıldı" falan falan. ardından çok büyük bir işi becermişcesine bize dönüp gördünüz mü diye sordu.yolcular da duyduk ama o sizin üstünüzün hatası falan diye olayı uzattılarda uzattılar.fakat telefon görüşmesinin ardından binen yolcuların tekrar sorması üzerine kaptanımız 94 yılından beri yaptığı bu mesleği bırakmaya karar vermiş olabilir.
bu "güzel"cuma akşamında evdeyim.moralim bozuk.bu aralar bu hal ve vaziyetten pek çıkabilecekmişim gibi gelmiyor.elimde olsa herkesi dövebilecek durumdayım.hayalimde ben kocaman bi dev olmuşum herkesin üstüne basarak yürüyorum yollarda.otobüsleri dolmuşları ezerek geçiyorum.herkesi,beni sinir eden herşeyi eziyorum.güzel oluyor.bi de kafama kitabım takılıyor.şimdi gidip onu okuyacağım.sonra da uyuyacağım.yarın iş var.gitmeye can attığım bi doğumgünü partisi var.o yüzden yarın erkenden işe gitmeliyim.evet.çok istiyorum o partiye gitmek.evet.şu marşmelovlar kadar mutlu olmak istiyorum.

sabahlarımız güzel olsun.

Dün için ajandama süprizli bir gün diliyorum yazmışım.nitekim öyle de oldu.Haber turk gazetesi minicik bir köşesini bloguma ayırmış.saçma sapan yazı mazı dinlememiş almış koymuş.emelo haber verdi.ben gittim gazete aldım.mutlu oldum.emelo 'ya teşekkürlerimi sunuyorum.
Bugün işe düzgün bir tipte geldiğim için lütfen tarihe geçsin.saçlarımı fönledim.babetlerimi giydim.akşama ne hale gelirim bilinmez.bir de farkettiniz mi bilmem hava artık geç kararmaya
başladı.işte ben de dertli dertli yazın nasıl işe gidebiliyormuş insanlık onu düşünmeye başladım.hayırlısı.şimdi mükemmel müzik cdimi dinliyorum ve çalışmaya başlıyorum.öpüyorum.

11 Mart 2010

benim babam seninkini dövmez.




Kendisini 23 yıldır tanıyorum.çok tatlıdır o.tanısanız siz de seversiniz onu.onu herkes sever.gençlerle çok iyi anlaşır.benim babam bitanedir.sizinki de öyledir biliyorum.normal baba profilinden uzaktır benim babam.teknolojiyle iç içedir.başkaları telefonun normalini zor kullanırken benimki dokunmatiğini kullanır.müzikten anlar.Müzik indirmeyi bilir.sizi iki hoperlörün ortasına oturtur."stereo'yu duyabiliyor musun?mükemmel değil mi?"der.gürültüyü çok sever.gürültüyü yapmayı çok sever.arkadaşları onu çok sever.çikolatayı çok sever.şuursuzca çikolata yer.bizim de ağızımıza tıkıştırır.annemi kızdırmayı çok çok sever.annemin çok güzel taklidini yapar.anneme şeker kız der.bana tosunum der.merve'ye avukat der.o bizi çok sever.
Benim tatlı babam iki tane kızı olsun istemiş,iki tane kızı olmuş.o iyi ki bizim babamız olmuş.bizim babamız iyi ki bugün doğmuş.
Profitrol annem merve ve benim ortak eserimiz.profitrol babamın en sevdiği tatlı.kendisi de profitrol kadar tatlı.afiyet bal şeker olsun.

10 Mart 2010

ben her bahar aşık olurum şarkısını dinliyorum.


Günaydın.
Bugün otobüsten gördüğüm o pembe laleleri görseydiniz sizde benim gibi huzurlu olurdunuz.ajandamın bugününe sakin bir gün diliyorum yazmışım umarım öyle olur.Starbaks bardağı içi doluyken değil de içi boşken sanki daha güzel.Masamın dağınıklığının kusuruna bakmayın.
evden işe gelirkenki süre içinde saçlarım ne oluyor da dağılıyor anlamış değilim.saçlarım mütemadiyen dağınık.Şu fotoğraftan saçlarımın dağınıklığını az da olsa tespit edebilirsiniz.şimdi siz onu tespit edin diye mi koydum hayır.ben bu fotoğrafımı beğeniyorum.evet.merve çekti fotoyu.bazı blogcuların fotoğraflarını görünce hayal kırıklığı oluyor ya bende, daha önce de söylemiştim.acaba siz de benimkini görseniz olur mu böyle bi hayal kırıklığı merak içerisindeyim.Bu foto sevgililer günü partisi çıkışında çekildi.yalnız parti çocuklar içindi dikkatinizi çekerim.izleyicilerimin merve den az olması beni çileden çıkarıyor.bir el atın da 40 a ulaşalım bari.evet böyle de çingeneyim.evet.Bu saçma yazıyı sonlandırmanın vakti geldi.verdiğim rahatsızlığın kusuruna bakma.

09 Mart 2010

kendimi kaybettim.

Eşyaya tapıyor olabilirim.ama elimde değil.saatlerce durmadan fotoğraflara bakabilirim.ne aradığımı bilmiyorum.huzur buluyorum fotoğraflarda.dikiş dikmeyi bilmem ama o odadan benim de osun istiyorum.örgü örmem.ama insanın şöyle bi odası olmalı yani bakarsın lazım olur.yaşayan yerler arıyorum.beni götürün şuralara.çekelim fotoğraf.sonra kendi evlerimize uygulayalım.çıkmayalım o odalardan.sevelim onları.ev yahu ev.huzur yahu huzur.bardak çanak..sandalye,perde...

















çekik göz meselesi.




Günaydınlar olsun Kitabımdaki karakterlerin hiçbirinin gözlerini çekik hayal edemiyorum maalesef.bi an hayal ediyorum.sonra yine unutuyorum.ben de kendimi çok iyi hayal kuran biri sanırdım.
Fotodakiler yeni kupamın önü ve arkası.ön taraftaki prenses takdir edersiniz ki benim.yalnız prensimle ayrı düşmüşüz maalesef.bardağın içinde de sarayımız var.hayırlısıyla sarayımıza kavuşcaz inşallah..

08 Mart 2010

love is all you need.









Bu filmi izleyeli çok oldu.ama fotoğrafları beni mutlu etti.kalbim çarptı.

05 Mart 2010

ne ben işe gitsem ne sen ayılsan rüyası.

İstanbuldayız.evdeyiz.caz çalıyo.hava yağmurlu.deniz gri.kahvaltı ediyoruz.kitap okuyoruz.evin koltukları beyaz.televizyon yok.bilgisayar yok.sadece müzik var.cumartesiymiş o gün.biz çalışmıyoruz.hayat güzel.Ben bi gün önceden şu cupcakelerden yapmışım.seviyoruz onları.bakmaya doyamıyoruz.Sinemaya mı gitsek diyoruz.tamam ama eve çabuk dönelim ben evi çok seviyorum diyorum.öyle.

04 Mart 2010

Sıcak bi memlekete gidelim tek derdimiz mojitomuzun nanesinin eksikliği olsun.amin.

Şu aralar;
demiştim tek taptığım kitap okumak diye.aynı şekilde devam ediyorum.Görünmeyen bitti.fakat benim istediğim gibi bitmedi.kafamda 500 milyon soru işaretiyle bitti.biteli çok oldu ama karakterler hala aklıma gelip acaba öyle miydi?böyle miydi?diye düşünüp duruyorum.sonra merve hnm.Sahilde Kafka'yı bitirsin diye duaya çıktım.o sırada da camus'nun "tersi ve yüzü"nü okudum.adamın o kitabı yazdığı yaşta ben napıyordum acaba diye düşünmekten kendimi alamadım..o arada "insanlar içinde 1 insan"ın içinden bi kaç hikaye okudum.merve de çok şükür kitabı bitirdi de şimdi saeki, ben .oşima ,kafka nakata oturuyoruz.kitap beni her yönüyle rahatsız etmesine rağmen kendimi okumaktan alamıyorum.karakterin aşırı titizliği,kedilerle konuşan adam falan pek bana göre şeyler değil.fantastik filmlerden de kitaplardan da herzaman zevk almamışımdır.fakat bu kitap ilginç bi şekilde kendini okutturuyor.bitince yine konuşuruz...
işe gireli 3 ay olmuş.hey maşallah diyorum.yuvarlanıp gidiyorum.hala işte ne yaptığımı bilmez haldeyim.hayırlısı...
sabah akşam orda burda yolda otobüste dolmuşta çok mutlu insanlar görüyorum.bi de konuşmalarına kulak misafiri olduklarım var.onların bazılarının gerçek-has deli olduklarını düşünüyorum.bazende başka insanların hayatlarıyla ilgili ilginç ayrıntılara şahit olduğum için kendimi tuhaf hissediyorum.hayır ne gerek vardı ki ben bunları şimdi duydum diye düşünüyorum.ama bi yandan da dinlemekten kendimi alamıyorum.neyse size bu kısmı anlatmak biraz zor.
geçen gün taksiye bindim sezen aksu'nun çok eski bi şarkısı çalmaya başladı.aay ne güzeldi bu şarkı derken şöfor(nasıl yazılıyodu bu?)bey frekansı değiştirdi.ve sıla'nın nadide parçalarından biri çalmaya başladı.bu arada sezen aksu'nun çalan şarkısı sızı'ydı.
kendimi pek beğenmiyorum.pek kendime bakamıyorum şu ara.ve genellikle ne giyeceğime karar veremiyorum.öyle saatlerce ne giyceğimi falan da düşünmüyorum,zaten sabahları böyle bi vaktim olmuyor fakat yine de bazen işe giderken bi formamız olsaydı da onu giyseydik diye düşünüyorum.çünkü bazen pek de normal olmayan şeyler giyiyorum.zaten tipim biraz yaş itibariyle küçük gösteriyor.geçen gün italic'e gittiğimizde merve'yle bana kimlik sormalarını anlatmış mıydım acaba?peki benim o anda bi ehliyete sahip olduğumu farkedip şaşırmama ne dersiniz?ben şaşkının en önde gideni bahar derim.
Diğer anlatmam gereken durum ise Onur'un bize cd göndermiş olması.Merve'nin iş yerine ulaşan cd akşamına bana geldi.içinde 17 tane dinlemeye doyamayacağınız şarkı mevcut.kendisine müthiş arşivinden o 17 şarkıyı çıkarıp bize gönderdiği için çok çok çok çok teşekkür ederiz...
çok konuştum ya.öperim hoşkalasın.
not:ben başlık bulamıyorum.çok trajik.

03 Mart 2010

the boy next door.

The moment I saw him smile
I knew he was just my style
My only regret is we've never met
Though I dream of him all the while

But he doesn't know I exist
No matter how I may persist
So it's clear to see there's no hope for me
Though I live at fifty-one-thirty-five Kensington Avenue
And he lives at fifty-one-thirty-three

How can I ignore the boy next door
I love him more than I can say
Doesn't try to please me
Doesn't even tease me
And he never sees me glance his way

And though I'm heart-sore, the boy next door
Affection for me won't display
I just adore him
So I can't ignore him
The boy next door

I just adore him
So I can't ignore him
The boy next door

ne güzell...

02 Mart 2010

hadi yavrum dön dolaş yine bana gel.

Bu akşam "öylesine bir dinleti"ye gittik.beni bilenler bilir benim ufak çapta bir utanma hastalığım vardır.böyle tiyatro olsun,opera olsun benim o hastalığımın depreşmesine sebebiyet verir.bundan önceki opera deneyimlerimden pek haz etmediğimi söyleyebilirim.ancak bu akşamkini okadar çok beğendim okadar çok beğendim ki ilginç hayaller peşinde koşmaya başladım.şimdi ben diyorum ki ben de şu yetenek sınavlarına girsem bunun okulunu okusam benden öyle ses çıkar mı ki?hayır bak sesim fena değil.gerçekten diyorum.bitek bana da güzel gelmiyo valla bak duyanlar beğenir.karaokeye falan gittik mi inletirim,elimden mikrafonu bırakamam.ama popçu olamam.karar verdim ben de opera sanatçısı olmak istiyorum.yalnız benden sıksan o ses çıkar mı ondan emin değilim işte.e şimdi akşam oldu deneyemedim haliyle apartman ayağa kalkmasın,komşular havar olmasın diye.ayrıca henüz o sesi çıkarmaya hazır hissetmiyorum kendimi.hissettiğim an sizin eve kadar gelebilir sesim hazırlıklı ol.tabi bi de enstrüman çalmak gerekli ki o da ben de yok.zaten benim bu hayalim hadi taş çatlasın 1 hafta sürsün.ben sonra yine kurabiyecilik-pastacılık hayalleri kurmaya devam ederim.ama olsaydı fena mı olurdu ya?alkışlanmak dünyanın en güzel şeyi olsa gerek.alkışlarla yaşamak istiyorum ben de..sen beni bırak,bu oyun güzeldi sen de git.bakış açın değişecek göreceksin.hadi uyuyorum ben.yarın iş var...bi de yarın tiyatroya gidicez.çok sosyaal bir hafta.öptüm.