28 Şubat 2010

fantastic four.

soldan sağa;ben,büş,reco,merw şapkamı ters takmamın sebebi neydi bilmiyorum ama inatla öyle takılması gerektiğini savunurdum. arka masadaki tabakların dizilişinden anlaşılıyor ki akşama dayımlarda yemekteyiz.o masanın altına girip bizimkiler yemeklerini yerken biz onların terliklerinin yerlerini değiştirip kıkır kıkır güleceğiz belli ki.yemeğin sonunda da dedemin getirdiği pişmaniyeden bıyık yapacağızdır kesin...dedemin dediği gibi "o günlere selam olsun"
peki siz wimpy'i hatırlar mısınız?

haftasonu...

bu cuma kızlarla toplaşıp casita'ya gittik.fakat üzerinize afiyet ben bu aralar pek sık cır cır olmaktayım.dışarıda yemek yediğim anda bağırsaklarım kendilerinden geçiyorlar maalesef.çözebilmiş değilim...hal böyle olunca cumayı cumartesiye bağlayan geceyi tuvalette geçirmek durumunda kaldım.işe gidemedim.2 gündür evdeyim...dün tüm günümü bir gece önceki uykusuzluğumu gidermek amacıyla uykuda ve tuvalette geçirdim...bugün ise 1990lı yıllardan kalma "Mutfak" dergilerinin hepsini kitaplığımdan aşağıya indirdim.hepsine teker teker baktım.tarifler okudum.Mutfak dergisi maalesef artık eski tadında değil.neyse ki iyi dönemlerindeki tüm sayıları elimizde mevcut.annem sağolsun hiçbir ayı kaçırmadan almış...dergi fotoğraflarıyla,tasarımıyla,tarifleriyle şimdiki dergilere taş çıkartacak cinsten...inanılmaz faydalı bilgileri ve püf noktalarını okuyup,"aaa bak bu da böyleymiş" diye kendi kendime konuşup durdum bütün gün..evet aynı yaşlı teyzeler gibiyim.daha önceden yapmış olduğum tarifleri hemen tespit ettim dergilerin kapaklarındaki fotoğraflardan...hangi tarif hangi sayıda çıkmıştı hemen çözdüm..1996 da yapmaya kalkıştığım zor tarfileri okuyup güldüm.içimdeki pişirme hevesinin ozamanlardan beri geldiğini konuştuk annemle...sömestr tatillerini genellikle evde birşeylerin yerini değiştirip,yemek pişirmekle geçirdiğim geldi aklıma.evden dışarı çıkmadan günlerce yaşayabileceğime kanaat getirdim...dergilere baktıktan sonra içimde oluşan pişirme aşkını da öncelikli olarak yukarıda gördüğünüz çıtır çörekleri pişirerek tatmin etmeye çalıştım.e tabi yetmedi aşağıda gördüğünüz limonlu,vişne soslu cheesecake'i pişirdim...şimdi yarın nasıl işe gideceğimi düşünüp kederleniyorum...öpüyorum.hoşkalın...

26 Şubat 2010

love u.

şunları benim sandım.benim gibi biri olsa gerek...o bardak benim olsun.benim.

25 Şubat 2010

doğuştan starmış,aman deyin nazar değmesin.



Minik notlar almaya bayılırım.ama 3. fotoda gördüğünüz dünyanın en tombik not defterine notlar almaya daha da bayılırım.not defterimin altındaki yemek kitabımı da otobüste gelirken okudum.fakat tariflerin hiçbiri kafama yatmadı.ben bir kurabiye için 9 yumurta kullanamam kusura bakma..mervişimin aldığı 2.fotodaki dünyanın en güzel ajandasına not almaya da bayılırım.saçma sapan notlar alabilirim.şarkı sözleri yazabilirim.geri dönüp okuduğumda hiçbirşey anlamıyorum yazdıklarımdan o ayrı.telefonumla fotoğraf çekmeye kalkışmam ayrı bi konu.yaklaşık olarak 10 dk nasıl çekiliyordu diye düşünmem teknolojiyle nekadar içli dışlı olduğumu gösteriyor.ardından bluetoothla bilgisayara atma kısmı var ki sormayın.neyse ki o esnada yardıma koşan bir erkin oldu.yaşasın teknolojiden anlayan erkin'ler!bir de 1.fotoda gördüğünüz başakcığımın aldığı tatlı kupamdan su içmeye bayılırım.çayla kahveyle pek aram yok bilirsin.eşyaya tapıyorum ben.şimdi hep beraber bunların en tatlı ajanda ,not defteri ve kupa olduğunu söyleyelim.evet deyin.öptüm.

22 Şubat 2010

muhtekalade....

Demek istediğim şu ki; biz bu işi seviyoruz...Sizin ve yakınlarınızın da böyle güzellikleri olmasını isterseniz.bize ulaşın.öperim...

19 Şubat 2010

karnımda kelebekler,başımda kavak yelleri...vs.


bizim artık bir kitchenaid imiz var.onu alan tatlı bir babamız var.henüz fotoğraflarını yayınlamak istemeyiz.çocuklarına nazar değer diye fotoğraflarını kullanmamıza izin vermeyen aileler gibi hissediyorum kendimi.ona nazar değmesin.amin:)

18 Şubat 2010

kolları yorulan saygın metin yazarı.

sabah sakızımdan çıkan falı paylaşmak isterim;
alıyor beş bin doları
yorulur yalnız kolları
o bir reklam ajansında
saygın bir metin yazarı

kolları para saymaktan yoruluyor olsa gerek...saygın metin yazarına selamlarımı gönderiyorum..
güldüm sabah sabah...

17 Şubat 2010

14 Şubat 2010

foto moto yok.

mutlu olmak istiyorum.

huzurlu olmak istiyorum.

telaşlar koşturmacalar peşimi bıraksın istiyorum.

kendine vakit ayırmanın sadece otobüste kitap okumak olmadığı bi şehre gitmek istiyorum.

tınaklarıma manikür yaptırabilecek kadar vaktim olsun istiyorum.

hoş sohbetler etmek istiyorum.

insanların kibar ve ince düşünceli olmalarını istiyorum.

beni kimse kırmasın istiyorum.

konuşmak,çok şey öğrenmek,milyonlarca yeni yemek yemek,seyahatler etmek istiyorum.

biri dünyanın en güzel müziklerini bulsun bana cd yapıp versin istiyorum.

karnım ağrıyana dek gülmek istiyorum yine.

işteyken bazı anlar ömrümden 400 yıl gitmesin istiyorum.

julie&julia daki gibi hergün 1 tarif denemek istiyorum.

kendime kurallar koyabilmek istiyorum.

istanbul'da iş istiyorum.

merve fiyonklu küpelerimi kaybetmiş olmasın istiyorum.

filistin caddesindeki çiçekçiden herhangi biri bana o sarı laleleri alsın istiyorum.beyazlar da olur...
365 gün bakımlı olmak istiyorum.

şimdilik aklıma gelenler bukadar.ekleme yaparım...

sizi tanıdığıma yemin ederim.

sabah uyandığımdan beri ağzımda bir şarkı...sevgililer günü olduğundan mıdır nedir bilmem..ben sevgililer gününden pek haz etmem.mantığını çözemem.şarkı sezen'den pardon.dünyanın en anlamlı şarkısı yani.bu aralar sıkıntılıyım.insan olduğumu unuttuğum bir dönemdeyim.bu şarkı bu sabah bana iyi geldi.size kendinizi hep insan hissettiğiniz günler diliyorum.şimdi işe gidiyorum hoşçakalın...
pardon.

11 Şubat 2010

ausencia...

08 Şubat 2010

fotosuz yazılar...

Vakitsizlikten canım sıkıldı.şu aralar yaptığım en ekstra şey otobüste kitap okumak.çok kendi başınayım sanki.zamanımın belli bir bölümü yollarda geçtiği için diğer bir işim de insanları gözlemlemek.hergün gördüklerimin ufak çapta karakter analizlerini yapabilecek kıvama geldim.zamansızlıktan mıdır üşengeçlikten midir bilinmez yakın ilişki içinde olduğum insanları da göremez hale geldim.biz mi büyükdük?yoksa işe gitmek mi büyüttü bizi?.okulu hasretle anıyorum şu günlerde.kuzenlerimle geçirdiğimiz booş,bomboş günlerimizi özlüyorum.cumartesi kahvaltılarımızı herşeyden çok özlüyorum.Şimdi o kahvaltıları etmek için ne vakit var ne de kadromuz.Aramızdan eksilenlerle o kahvaltıların tadı çoktan kaçmıştı zaten.Bir de dedemi özlüyorum.Bir dedemi bir de İstanbul'u zaten...çok özlüyorum.Özledikçe günler hiç geçmesin,özlenecek günlere yenileri eklenmesin istiyorum...Dodo'nun dediği gibi 5 yaşımda olmak istiyorum.öpüyorum...

07 Şubat 2010

kelimeler kifayetsiz.

Doğum esnasında ameliyathanede "Ben sensiz İstanbul'a düşmanım" şarkısının çalması nasıl bir tesadüftü?

dünyanın en garip anı, duygusu.bana kilometrelerce uzak gelen bu kavram nasıl oluyor da her seferinde gözlerimin dolmasına sebep oluyor?çözebilmiş değilim..
fotoğraflar babasından izin alınıp yayınlanmıştır.öperim...

05 Şubat 2010

merde merde merde.

yazamıyorum işte vakit yok.okuduğum kitapta dediği gibi "merde" diyorum sinirlice başka da bişey demiyorum.of.