19 Mart 2009

bir dokun bin ah işit.

Bitirme projenizi sevgili hocanıza kabul ettirirsiniz..Gayette eğlenceli bir konudur seçtiğiniz.Kabul ettirme aşamasını atlattıktan sonra karşınıza "nasıl yapacağım ben tüm bunları?" sorusu çıkar.Önünüzde 2 buçuk aydan az bir süreniz varsa mutlaka içinizi bir telaş kaplar.İçiniz sıkılır.Hocanızın "yetiştirebilicek misin?" sorusuna büyük bir kuşkuyla "kesin yetişir" gibi saçma sapan bir cevap verirseniz,içinizdeki sıkıntı daha da büyür.Sonra hocaya raporunuzu mail atma sürecine geldiğinizde daha da bir fenalaşırsınız.Yazdığınız her bir cümle için sizi kırıp üzebileceğini düşünürsünüz.Sonra birden gözünüzde bir kaşıntı olur.Elinizi gözünüze götürdüğünüzde büyük bir acı hissedersiniz.Aynaya gidip baktığınızda hayatınızda hiç arpacık çıkmayan gözünüzün içinde bir kabarcık görürsünüz.Acısı çok büyüktür.Ertesi gün tekrar baktığınızda kabarcık gitmiş, acınızsa hiç dinmemiştir.Geçti mi acaba diye düşünürken,diğer sabah kalktığınızda gözünüz yumruk yemiş gibi şişmiştir.Acısı ve ağrısı daha da artmıştır.Hemen doktora koşarsınız.Doktor canınızı daha çok yakar.Antibiyotik,damla ve krem verir.Hergün düzenli ilaçlarınızı alırsınız ama gözünüz bir türlü iyileşmez.Bir anlam veremezsiniz..Artık canınız çok acımakta,görüntünüz ise daha da beter bir haldedir.Kadınlara şiddet konulı bir afişte size şuan mutlaka rol verilmesi gerektiğine inanır,acaba şuan model sıkıntısı çeken biri var mıdır diye düşünmeden edemezsiniz. Tüm bunların mail çekme anında gerçekleşmesi bir tesadüf mü diye düşünürsünüz..Gerçekten kendimi bukadar sıkmış olabilir miyim diye aklınızdan geçirmeden edemezsiniz.Bir yandan da Tasarımhaneye hala gitmemiş olmanın nekadar ayıp olduğunu düşünüp kendinizi ezik hissedersiniz..Ama gitmediğiniz o süreçte hep bir işiniz vardı diye kendinizi avutmaya çalışırsınız.Falan falan..Yardım bekliyorum.Kızılaydan ordan burdan...