08 Eylül 2009

yemek terapisi.

dünyanın en güzel çileklerinin şu mevsimde karşınıza çıkabileceğini bilemezsiniz.ama nasıl tart yapılması gerektiğini bilirsiniz. üstünüze leopar desenli önlüğünüzü geçirirsiniz.tariflere bakarsınız.bazıları kafanıza yatmaz.örneğin 6 yumurta kullanmak size tuhaf gelir.ozaman iki tarifi birleştirirsiniz.amacınız güneş batmadan tamamlamaktır.çünkü fotoğrafını gün ışığında çekmek istersiniz.en sevdiğiniz an fotoğrafını çekme anıdır zaten.o fotoğrafları bilgisayarınıza attığınızda doyarsınız.(yalan).artık yemekle ilgili okadar çok fotoğrafınız olmuştur ki bu fotoğrafları bastırmaya karar verirsiniz.tüm bunların sonunda kendinizi terapiden çıkmış gibi hissedersiniz.mutluluk hormonu sarmıştır tüm bedeninizi.çileklerin kokusu sizi sarhoş etmiştir.hala inanamazsınız bu mevsimde böyle güzel kokulu çilek olduğuna..pastanızı çok seversiniz.onu öpmek isteyecek kadar çok seversiniz.herzaman insanın evinde şöyle bi pasta olmalı diye düşünürsünüz.yemek için değil,bakmak için..doktora gidip gözünüzün korneasına yerleşen bir enfeksiyondan haberdar olmuş bile olsanız, eve dönüp,aldığınız çileklerle bu tartı yapmaya can atarsınız.çünkü yemek yapmak böyledir.yemek yapmak budur.hevestir,mutluluktur,fotoğrafını çektiğinizde ayaklarınızın yerden kesilmesidir.mutluluktan sarhoş olmaktır.
tarifin birazı fernando'dan,birazı kuki'den(lokman usta'dan,merve'den),birazı bahar'dan.

4 yorum:

si-men! dedi ki...

bigün size yemeğe gelebilir miyim :p

BahaR dedi ki...

gel valla bekleriz:)ciddiyim çok memnun oluruz:)

cometa dedi ki...

yani bizim ev aslında o sürekli gelinen evlerdendir. kapıların herkese açık olduğu, hep yemek pişen hem müsic çalan evlerden:)

bahri ya taşınmasak mı:)

si-men! dedi ki...

daveti kaptığıma göre, ankıro denen şehirde bir süre daha kalacağıma göre neden olmasın :)

blog fellowship, gün'e dönecek, korkuyorum.