30 Eylül 2009

yaz bitti.


yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiç bir şey
hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi..

Murathan Mungan.

28 Eylül 2009

mutluluk sarhoşu.

hayatımda geçirdiğim en güzel doğumgünlerinden biriydi.evet öyleydi.hergün doğumgünüm olmasını istiyorum.o kadar mutluyum ki şuan kilometrelerce koşasım var.hediyelerime bi bakın ama yaaa!!hepsini sevesim geliyo!!!başlıyoruz.şimdi...sol üst köşede gördüğünüz güzel leoparlı şalı zeroşum(teyzem)almış..tahmin edersiniz ki bayıldım.ikinci karedeki telefonu babam aldı:)kendisine burdan selamlarımı iletiyorum.sağ üst karedeki o minik,insanın içine sokma isteği uyandıran matruşkalı kolyeyi cure-shot aldı:)çilekli kremimi ve yanında parfümünü de alan anneme ve merveye öpücükler...ortada gördüğünüz kutuları ben cumartesi günü erdoğan düğmede neyir'e kına alışverişi yaparken kendime almış bulunuyorum..o yumuş terlikleri de zehroşum aldı..

sol üstte gördüğünüz o pempiş moleskine'leri merve aldı:)yanında mükemmel kokan,bittiği için çıldırdığım parfümümü yenileyen de merve oldu..sol alttaki o komik-tatlı kavanoz halamın hediyesi.mutfakta tahta kaşıkları koymamız için yerini aldı.ortadaki rendeyi benim tatlı arkadaşlarım aldı.ama ona rende demezseniz sevinirim.çünkü adı "nana"...o tatlı balonlu bardakları biz aldık fatoş annemle...ben dün kızlarla buluştum.çünkü merve evde durmamı istemedi.haa tabi çok önemli birşeyi söylemeyi unutmamalıyım.zehroş doğumgünümden önceki akşam bizde kaldı.bu da tarihe yazılsın!!ben kızlarla buluşmaya hazırlanırken.evin içinde,daha doğrusu mutfakta büyük bir telaş vardı.benim odam da diğer komşularımıza kadar giden bangır bangır müziğiyse tabi ki babam çalıyordu.benim kesinlikle mutfağa girmem yasaklandı.kızlarla şahene yemekler yiyip ardından bowling oynamaya gittik..ikinci turda doğumgünü çocuğu şampiyon oldu...
akşam eve geldiğimde eeeeeen sevdiğim yemeklerle kurulu,süslü püslü,bir masayla karşılaştım.masayı delicesine süsleyen tabi ki merveydi:)pastama bakıııııııın!!!!yediğim en lezzetli pastaydı.mükemmeldi.merve o pastayı tek başına yaptı...annem zeytinyağlı dolma sarmış ve teyzem bana anneannemin mükemmel böreğinden açmış.cennete düşmüş gibiydim!!şimdiiiiiiiiiiiiiii konuşmamız gereken çok mühim bir konu var!altta gördüğünüz hello kittyli hediye kutusunun içinden çıkan şeyle ilgili 1 gün önceden inanılmaz efsaneler yayılmaya başlamıştı.sürekli olarak büş ve reco'nun hediyesinin inanılmaz olduğu,gördüğüm zaman şoktan kendime gelemeyeceğim konuşuluyordu.meraktan çatır çatır çatlarken bir gece önce evde nabız yoklaması yapmaya başladım.bari bi ipucu verin de merakım azıcık azalsın moduna girmiştim.1 hafta önce falan da reco ve merve'yi recoların evinde bir iş çevirirken bastım.fakat ben odaya girdiğim anda ortadaki bütün delilleri kaldırdılar.çözemedim...annemi,zehroş'u ve merve'yi sıkıştırmaya devam ettim.annem gece kullanabilceğin birşey dedi.aaa pijamamı?dedim.aaaiiy evet ama öyle hayal edebilceğin bişey değil çok parçalı dediler.uyku gözlüğü de mi var içinde dedim.aaaaaa yeter amaaaaaaaa herşeyi de biliyosun dediler.ama yine de öyle normal bi pijama değil dediler.ozaman b.urhan altıntop'un ki gibi üstünde benim fotoğrafım falan var dedim.yaaaaaaaa baharrrrrrrrr hayret bişeysin,sakın hediyeyi açarken belli etme çok ayıp olur,şaşırmış gibi yap dediler.tamam dedim.bişi daha sorcam hangi fotoğrafımı koymuşlar bi söyleyin dedim.teyzem teenage dedi:))ama hangisi falan derken biz uyduuuk..akşam eve geldim.önce büyük paketi aç dediler.tepesini açmamla ağzı açık ayran budalası olmam bir oldu."Blythe" yazıyordu kutunun üstünde...olamaz dedim.inananamadım.bi baktım.koca gözleriyle bana bakıyor!!! Blythe'ımla ilgili daha sonra ayrıntılı bir yazı yazacağım.takdir edersiniz ki şoku henüz üzerimden atamadım.sağ altta gördüğünüz fotoğrafta babamın aldığı uçan balonlarımla poz verdi.alttaki saç modelini ben yarattım.saçları ayaklarına kadar uzanıyor.nasıl toparlaycağımı bilemedim.henüz adını koyamadık.ama o mervey'le benim ikinci kızkardeşimiz oldu.yalnız depresyonda.P.rozac başlıycaz.onunla ilgili yazımı da çok yakında burada görürsünüz.artık saçlarını mı kesmiş olurum?kıyafet mi dikmiş olurum bilemem.ama bana yeni bir eğlence çıktı!!!çooooooook mutluyum çooook!!öpüyorum...

27 Eylül 2009

23.

benim adım Bahar.1987 yılında ankara'da doğmuşum.tam da bugüne denk gelmiş.simsiyah,kıvırcık saçlı,4kg400gr-54cm kadar kocaman bir bebekmişim.annemin varisleri bana hamileyken oluşmuş.dayım beni ilk gördüğünde erkek sanmış.eve getirdikleri ilk gece merve masanın altına saklanmış,bense açlıktan bütün gece ağlamışım..ilk "merve" demişim.4 ay bana isim koymamışlar.betül mü olsun eylül mü olsun derken adım bahar olmuş.
büyürken saçlarımın o siyahlığı gitmiş sarılaşmış...ilk arkadaşlarım tatlı kuzenlerim büş ve reco olmuş.çok eğlenmişiz.türlü muzurluklar yapıp karnımız ağrıyana kadar gülmüşüz.dedemiz kaburgalarımızı saymış:)kucağına oturup otobüsçülük oynamışız.4 yaşımdayken evde uçan bir sineği öldürüp dayıma "sineğin anasını belledim dayı" deyip herkesi şaşkına çevirmişim.uzunca bir müddet cami de ezan okuyan herkesi allah zannetmişim.televizyona çıkan diyanet işleri başkanını da.şimdi çok sevdiğim denizden korkmuşum,plajda denize arkamı dönüp otururmuşum.denize birlikte girmeyi tek kabul ettiğim insan da yüzme bilmeyen teyzem olmuş.babaannemin soğan rendelerken zorlandığını görünce evden robotu getirip bununla yapmasını söylemişim.bi gün hasta olmuşum,doktora gitmişiz doktor bu çocuğun burnu kırık demiş.bi gün babam ayağımın üstünden yanlışlıkla arabayla geçmiş.
6 yaşıma geldiğimde hiç gitmek istemediğim bir ana okulum vardı.hergün ağlayarak gittim.ana okulumdan da,bize 7şer 7şer,5er 5er saymayı öğreten öğretmenimden de nefret ediyordum.onun yüzünden hayatımın hiçbir döneminde matematik yapamadım.sonra ilkokul başladı.onu da sevmedim.ilkokula gitmeye merve'yle başladım.o 5.sınıftaydı.serviste kustum,boya kalemlerimi evde unuttuğum için ağladım,yüzmeye gitmek istemediğim için ağladım onu çıldırttım!.annemler merve'nin anadolu lisesi sınavlarına girmesi için çabalarken benim okumaya başladığımı keşfedip şaşırdılar.annem merve'yi ders çalıştırırken ben mutfak masalarında uyudum:).bir gün anneme hediye aldım.ama parasını da annemden aldım.ilkokulda çıkarma işleminde komşudan almayı birtürlü beceremedim.öğretmenimi çıldırttım.ilkokul öğretmenim bana türkçeyi öğretti.ama ben ondan matematiği öğrenemedim.ilkokuldaki resim öğretmenimi çok sevdim.ağaçların etrafına kocaman çemberler çizip içlerini boyamayı ondan öğrendim..sonra ingilizce öğretmenimi çok sevdim.ingilizce derslerini çok sevdim.sonra ingilizce öğretmenimle,resim öğretmenimin hatrına gittiğim okulum birden kapandı.okul değiştirmek zorunda kaldım.canım sıkıldı.
sonra anneannemi tanımaya başlarken o hasta oldu.birden sustu.biz beraberce ona baktık güzel güzel.cumartesi günlerimiz sabah 8 de dedemlere giderek başladı.sessizce girerdik eve.çünkü hepsi uyuyor olurdu.sonra beraberce kahvaltı ederdik.dedem teyzemin "Nolursun bi çay iç" ısrarlarına aldırış etmeden hemen işe giderdi.ozamanlar şimdi o günleri çok özleyeceğimi bilseydim,o anları içime daha çok çekerdim.sonra anneannem gitti.anlayamadım.ilk defa biri gitmişti hayatımdan.çözemedim.farkına varamadım.tek gördüğüm dedemin o gittikten sonra çok üzüldüğüydü.
10 yaşında bigün evde tek başımayken ben çiğ börek yapıcam dedim.yaptım.reçel yapıcam dedim yaptım.yemek yapmayı sevmeye başladım.mutfakla tanıştım.5 yaşında kek yapan teyzeme çektiğim her halimden belliydi:))
ortaokulu öyle böyle bitirdim.anadolu lisesi sınavlarına falan hazırlanmadım.baktım ki çizmeyi,biçmeyi kesmeyi,fotoğrafı seviyorum.ben grafik tasarımcı olucam dedim.annem tamam dedi.beni resim kursuna gönderdi.babam mırın kırın etti.güzel sanatlar lisesine hazırlandım.kazanamadım.herhangi bir liseye gittim.lise 1 de kimyam"0"geldi.fizik öğretmenim yazımı beğendi bana 3 verdi.beden öğretmenimin zorlamasıyla 19 mayıs'ta folklorcü oldum.içimden küfrettim.nefret ettim o kostümlerden.o gün televizyon hep beni çekmişti,çünkü suratı asık bir folklörcüydüm.bugün tüm yöreleri oynayabiliyorum o kadın yüzünden!lisede en yakın arkadaşımla tanıştım.o beni inek yaptı ben onu deli.sonra okuldaki diğer kızlarla küstükleri için 2 kişiye acıyıp onları da aramıza aldık:))lisede dişlerimin çok çirkin olduğuna karar verdim.büş’le birbirimizi gaza getirdik.tel taktık.çok acıdı dişlerim.çorba bile içemedim.ama sonra bi baktım,dişler inci olmuş,bu benim hayatımda aldığım en doğru karardı dedim.dershaneye de gittim.iki tane birbirinden güzel arkadaş edindim.bu arada çok güzel yazlar geçirdim bi balkonda.esin engin'in tangolarını dinledim,tanju okanlar dinledim,sezen aksular,selami şahinler,emel sayınlar,ziya taşkentler dinledim..repertuarımı geliştirdim.dedemiz de vardı ozaman.zaten güzel olan onun olmasıydı.ondan hikayeler dinledim.çok sevdiğim şehir istanbul'u ilk ondan dinledim belki de.sonra o yazlar da geçip gitti..kışları onunla trt4 'te devam ettik müzik serüvenimize.maçlar seyrettik.kızınca çat diye televizyonu kapadık.yan yana değilsek gol atınca ilk onu aradık.
sonra resim kurslarına gittim.hiç test çözmedim.çözdüm tabi ama millet haftada bi kitap bitirirken ben 3-5 testi anca bitirdim.çok çalışmadım.ama çok stres yaptım.o dönem 49 kilo oldum.şimdi 60 kiloyu buldum.sınava başvururken babam grafik tasarıma değil,içmimarlık sınavına gir dedi.zor ikna ettim.ön elemeyi geçtiğimi sabahın 11 inde internetten tesadüf eseri öğrendim.fakat adayların saat 9.30 da salonda olmaları gerekiyordu.ağlayarak merve'nin odasına koştum.onu uykudan uyandırdım.ne olduğunu anlamadığı için o da ağlamaya başladı.sonra bütün ablalığını gösterip okulu aradı benim kahramanım oldu.sonra kazandım.okula gittim.bi çok konuşulanı anlamadım.sanatsal terimler,derin düşünmeler,drama dersleri...bana göre değil mi acaba dedim bi an.sonra bi baktım tam bana göre.okulu çok sevdim.şikayet ettim ama sevdim.1.sınıftayken Müge'yle bizim evde bi proje yapmaya başladık.Photoshop bilmediğimizi farkettik.o gece projeyi yapamamaktan midemiz bulandı.Müge uykusunda karetta karettalardan bahsetti.sonra 4. sınıfta biz yine müge'yle bizim evde proje yaparken artık herşeyi bildiğimizin farkına varamadık.sivilcelerim geçmek bilmedi.bi ilaç içtim bütün sivilcelerim geçti.o da hayatımda aldığım en doğru 2. Karar oldu.
Çok sonra dedem hasta oldu.çok hasta oldu.biz yine beraberce ona güzelce baktık.iyileşmesi için dualar ettik.bazen dualarım kabul olmadığı için dua etmeyi bıraktım.o hastanede acı çektikçe ben bu hastane başıma yıkılsın dedim.koca bir yazı onunla geçirdik.bi gün elimi tut gitme dedi.tuttum elini gitmedim.bi gün vedalaştık.o gitti.ben çok sevdiğim birini kaybetmiş oldum.biz onu kaybetmiş olduk.onun gidişini çok iyi farkettim.farkedince büyüdüğümü de farkettim.daha fazla büyümek istemedim.
Sonra çok zor bi karar verdim.ben İstanbul’da staj yapıcam dedim.staj yerim son güne kadar belli olmadı.babamdan Merve izini kaptı.ben istanbul’a gittim.hayatımın en güzel yazını geçirdim.o da hayatımda aldığım en doğru 3.karar oldu.istanbul’ dayken blog yazdım.iyi oldu.annemler ordan takip ettiler.o da 4. Karar oldu.yazmayı çok sevdim.
ben üniversitede çok eğlendim.çok güldüm.okulda geç saatlere kadar çalışmanın keyfine vardım.kızlar grubunun bir parçası oldum.yedik,içtik,son gün gelince proje yaptık..juriye çıktık,işimizi savunduk.işlerimize laf ettik,beğenmedik.mezuniyet günü çok heycanlandım.ilk mezuniyet törenim diye.okula gittim.3.sün dediler.inanmadım.şaşırdım..benimle birlikte inanamayanlar da çok oldu:)kep törenimi çok sevdim.o gün hiç bitmesin istedim.
Şimdiler de tek istediğim bir iş.o da olucak biliyorum.sabırla bekliyorum.
lafın kısası.ben 23’ün içine girdim.babaannem sen de yaşlandın ama göstermiyorsun dedi.ben 23’e gelene kadar bi sürü şey yaşadım.46’ya geldiğimde kimbilir neler yaşamış olacağım.ama değişmeyecek tek bir şey var.ailem.ben onların içine doğdum.ben onların içine doğduğum için şanslı bahar oldum.onları kendim seçseydim bu kadar seçemezdim.ben 23’ü çok sevdim.24’ü de seveceğim.doğumgünlerimde yaşadığım heyecanı daha çok sevdim.hediyelere boğulmayı her şeyden daha çok sevdim.

23 Eylül 2009

pataşu...



Bir pataşu hamuru seni çok mutlu edebilir.hele ki onu en çok sevdiğin merve'yle beraber yapıyorsan.bu profitrolü amcam ve eşi için yaptık.kuğuları yaparken lokman usta'yı andık.biz pataşu hamurunu çok sevdik...
not:bu bloglar neden neden neden neden bu kadar zor açılıyor biri bana desin!

15 Eylül 2009

sana dünyanın en güzel limonatasının tarifini veriyorum.

şimdi bu tarif şeker kız fatoş'a(anneme)ait.4 tane limonu al.kabuklarını rendele.sularını sık.dök rendelediğin kabukların üstüne sularını.sıktığın yarım limon kabuklarından birini çöpe atma!koy şekerim onu da kabın içine.koy ki limonun aroması iyice geçsin.içine bi kaç tane taze nane yaprağı koy bence,ferah olsun.sonra hepsinin üstüne 1 su bardağı şekeri boca et.sen şimdi bunu eğer sabahtan yaptıysan,acele etme akşama kadar beklet derim ben.yok benim acelem var limonatam geldi dersen.en az 2 saat beklet derim ozaman.bekletirken üstüne bi kapak kapat ki limonatan ziyan olmasın, içine sinek kaçmasın.mutfağa gidip geldikçe karıştır.şeker iyice erisin.akşam mı oldu?al eline bi sürahi,koy üstüne bi süzgeç,süz şekerim bu karışımı.iyice bastır kaşıkla.sen kaşıkla bastırdıkça bi sürü su çıksın.süzdün bitti mi?içine suyunu koy.suyun nekadar olacağını bana sorma.ben bilemem çok şekerli mi seversin,az şekerli mi seversin?birden boşaltma suyu.önce kararınca koy,bi tadına bak.baktın ki sana çok şekerli geldi,ozaman biraz daha su koy.evinizde bizim gibi bi şeker kızınız varsa.ben suyunu bol tut derim.benim gibi asitli içecek nedir bilmeyen bi tipsen,bu tarifi 2 günde 1 yaparsın.çünkü hemencecik bitiverir.afiyet bal şeker olsun.hoşkal.

14 Eylül 2009

senin adın tartolet!

altları tart.içleri labneli-fındıklı-çikolatalı bir karışım olduğu için adları tartolet ya da tartölet.nasıl söylemek isterseniz öyle söyleyin.bende bi haber yok.iş bakıyorum.haber bekliyorum.yemek yapıyorum.gözümün iyileşmesini 4 gözle bekliyorum.yenilmeyi bekleyen sıcak tartöletler kıvamındayım.henüz, çekirdeksiz kabuksuz bir üzüm kadar yalnız değilim.ve kasa kasa toplanıp turuncuya boyanan portakallar kadar da sıkılmadım.
hoşkal.

08 Eylül 2009

yemek terapisi.

dünyanın en güzel çileklerinin şu mevsimde karşınıza çıkabileceğini bilemezsiniz.ama nasıl tart yapılması gerektiğini bilirsiniz. üstünüze leopar desenli önlüğünüzü geçirirsiniz.tariflere bakarsınız.bazıları kafanıza yatmaz.örneğin 6 yumurta kullanmak size tuhaf gelir.ozaman iki tarifi birleştirirsiniz.amacınız güneş batmadan tamamlamaktır.çünkü fotoğrafını gün ışığında çekmek istersiniz.en sevdiğiniz an fotoğrafını çekme anıdır zaten.o fotoğrafları bilgisayarınıza attığınızda doyarsınız.(yalan).artık yemekle ilgili okadar çok fotoğrafınız olmuştur ki bu fotoğrafları bastırmaya karar verirsiniz.tüm bunların sonunda kendinizi terapiden çıkmış gibi hissedersiniz.mutluluk hormonu sarmıştır tüm bedeninizi.çileklerin kokusu sizi sarhoş etmiştir.hala inanamazsınız bu mevsimde böyle güzel kokulu çilek olduğuna..pastanızı çok seversiniz.onu öpmek isteyecek kadar çok seversiniz.herzaman insanın evinde şöyle bi pasta olmalı diye düşünürsünüz.yemek için değil,bakmak için..doktora gidip gözünüzün korneasına yerleşen bir enfeksiyondan haberdar olmuş bile olsanız, eve dönüp,aldığınız çileklerle bu tartı yapmaya can atarsınız.çünkü yemek yapmak böyledir.yemek yapmak budur.hevestir,mutluluktur,fotoğrafını çektiğinizde ayaklarınızın yerden kesilmesidir.mutluluktan sarhoş olmaktır.
tarifin birazı fernando'dan,birazı kuki'den(lokman usta'dan,merve'den),birazı bahar'dan.

03 Eylül 2009

fernando.

kaç zamandır aklımdaydı bu kurabiyeler.yapmış olduk.hoş oldu.ama ben bugün çok yoruldum.lafı uzatamayacağım.daha şinitzel pişiricem.hoşkal.♥