29 Nisan 2009

dağdan ayı indirsem senden iyi eğitirdim.

Bugün haberleri izlerken reyting saçmalığının zirvesinde bir Ali K.ırca ve yanında bir adam gördüm.Bunlar napıyorlar diye mal mal televizyona bakarken ellerinde bir o yana bir bu yana çevirdikleri nesnenin ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.Baktım baktım bir anlam veremedim.Sonra anladım ki o delik deşik kevgir gibi şey ,Bostancı olayındaki kapıymış.Ali bey ve yanındaki bey stüdyonun içine o kapıyı almış getirmişler.Hayretlerim şaştı.Kapıyı getirmişler,ve saçma sapan yorumlarda bulunuyorlar.Yok efendim kapı o anda kilitli değilmişte oymuş buymuş.Delik deşik birşeyi niye incelersin ki?Ha incelenmesi çok lüzumlu birşey olsa adamlar onu orda bırakmaz götürürlerdi zaten heralde...Şu durumda kapının incelenmesi fikri acaba kimden çıktı?Hayır çok önemli de ben mi çözemedim diye düşünüyorum.
Bence önemli olan o kapının nasıl,kaç kurşunda delik deşik olduğu değil.Kapının arkasında,teröristin kapısının zilini çalan,ardından öldürülen polisin ailesi,kendisi.Sizce o kapı,o polisin ailesi için şu an ne ifade eder ki?siz oturmuş o kapıyı tartışıyorsunuz.Lütfen lüzumsuz haber yapmayın.Beynimizi yiyorsunuz.Sevmiyorum televizyonu sevmiyorum.

Konu başlığı büyükanneme ait.Hep kullandığım güzel,özlü bir sözdür.

27 Nisan 2009

Şifa Kliniğinde...

Bilgisayarın başında okadar çok vakit harcıyorum ki gözlerim yanmaya başlıyor.Ama bir faydası var!Acaba nedir?İnternet ortamında fazla vakit kaybetmememe(ilginç bi kelime,iki saattir okuyorum doğru mu değil mi diye) sebep oluyor.Çünkü ekrana bakmak bile istemiyorum.Ve gün içerisinde bir tasarımcının kullandığı programları çok sık kullanıyorum.İşte photoshop olsun,(bendeki adı fatoş)freehand olsun,illustrator olsun sürekli kullandığım programlar.Ekrana baktığımda o programların arayüzünü görmediğim zaman kendimi tuhaf hissediyorum.Yanlış anlamayın,çok ders çalışmıyorum.Ben ders çalışmaya çalışan ama ortaya bir iş çıkaramayan bir öğrenciyim şu vakitler.O yüzden programlar önümde hep açık,ben hep çabalar haldeyim falan falan...Neyse tasarımcı kardeşlerim bilirler,bu tip programlarda bazı kısa yollar vardır.Ben telefon numaramı aklımda zor tutan biri olarak bunların çok azını bilirim.Bazı insanlar var ki onlar insanlıktan çıkmışlar,onlar programları sadece kısa yollarla kullanabiliyorlarmış.Tabi bu bir efsane de olabilir.Bazılarının çaya şeker atıp içmesi gibi.(bu kısmı anlamaya çalışmayın:))
Neyse şekerim ben bu kısa yollardan çok azını biliyorum mesela;bir kareyi çoğaltmak için alt tuşana basarsınız,mesela hamleyi geri almak için ctrl z yaparsınız,objeler bütününü grup yapmak için ctrl g yaparsınız,bozmak için ctrl shift g falan falan...Ben de bugün karton kesiyordum. 4'er cmlik birüsürü karton kesmem gerekti..Okadar şaşkınım ki içimden sürekli "ya bunun daha kısa bi yolu vardı, neydi?birşey yapıyorduk çoğalıyordu bunlar" diye düşünüp dururken artık halimin pek iyi olmadığını acil olarak şifa kliniğine yatmam gerektiğini anladım.Çok mu fena durumum?Bilemedim,çözemedim...ah ah..

yukarıdaki foto projem için yapılmıştır.Nelerle uğraşıyorum otur düşün...vah vah.

24 Nisan 2009

Uyku tutar mı şimdi bizi?

22 Mayıs derslerin bitimi 5 Haziran sınavların bitimi.
toplam 42 gün sonra okul hayatım sona ericek.

Heycanlı mıyım?ıı ııh.durgunum.Mutlu muyum?ıı ıh.duygusuzum.

Ortada henüz bitirme projem yokken bitirmeye yakın hissetmiyorum kendimi:)
İstanbul'u özlüyorum mütemadiyen.Dükkan günlerim geliyor aklıma..ne güzel bir yazdı diyorum içimden.
Yazın geliyor olması şu aralar beni heycanlandıran şeylerden.

Bir de Başak'ın gelmesinin yaklaşması.

Bakarsın umduğundan iyi geçer yaz diyorum sürekli.

Bu yaz umduğumdan çok daha iyi geçicek biliyorum.

Sizin de bu yazınız umduğunuzdan çok daha iyi geçsin...

Bir de yavuz iyki doğdun!söylemeseydim alınırdın bilirim:)İyki doğdun!iyki doğdun!lalalalallatralalalla...

15 Nisan 2009

benim gibi siz de ufa' dan gayrısına kulak asmayın!

Yaptığım bir gazete araştırması için güzel anneannemin sanki yıllar öncesinden bugünü düşünmüşcesine saklamış olduğu hayat dergilerinde araştırma yapıyordum biraz önce...Anneannem hayat dergilerini biriktirmekle kalmamış her birini kocaman ciltler haline getirtmiş.Elimde şuan 9-10 tane cilt bulunmakta.Nerden baksanız bi 800 tane sayısı var. Okadar işime yarıyorlar ki anlatamam...Okuması ve içerisindeki reklamlara bakması daha da eğlenceli.

Tam dergilerimde araştırma yaparken "yıldızınız ne diyor?" bölümü çıktı karşıma,şöyle diyordu yıldızım:

Çalışma hayatınızdan son günlerde pek memnun değil gibi görünüyorsunuz.Talihiniz açık ve parlak.İstikbalde sizi bekleyen hiçbir sıkıntı ve keder yok.Geçici arızalar üzerinde durmayın.

Oh be içim rahatladı:)Şu falı gördüm ya sırtım yere gelmez bundan GAYRI!!
anneanneciğime sonsuz teşekkürler,öpücükler,dedeme selamlar...

14 Nisan 2009

kenan doğulu şarkısı gibi saçma sapan.

Benim ipim koptu abla..Hasta oldum gibi sanki çok hafifçe.Niye yazmıyorum biliyor musun?yazmamanın dışında da hiçbirşey yapmadığım için.Üstüme çöktüler yine.Ama anlatıpta içini sıkmayacağım meraklanma.Rektörümüzü de içeri aldılar.Kafamızı bozdular çok.Nereye gidiyoruz dediler.Önümüzü göremiyorum,kısmet dedim.Öyle bi bırakmışlık var üstümde düşün.Kader,kısmet,yazı derken mezun olur muyuz? dediler.Valla yavrum kısmetten öte köy olmaz dedim.Aha bak şoraya ne yazıldıysa o!
Seneye ne olcağımız belli değil baksana halimize,tipimize.Endişelenmek için bir sürü sebep var,üstüne çökenler haklılar.Ama gel bak sen umudunu yitirme.Kalk şekerim bi silkin."Ama bu gece olmaz halim yok" diyorsan,"acelemiz yok!"desemde inanma.Haydi bu gecelik sana müsade..Bu da sana kıyağımız olsun ki sen de bize "helal olsun kıyak abiymişsiniz/ablaymışsınız de!Ama bak bu son olsun,artık lamı cimi yok! "Lamı cimi yok" da güzel deyim arada sırada kullan.Bak,yazıya apayrı bir hava kattı.Bundan sonrası sana kaldı.Haydi hayırlı akşamlar olsun.

ilacımın saati kaçtı,acıktım ama iştahım kaçtı.