24 Şubat 2009

dede krizim tuttu.

Trt 4'teki yıldızların altında programını bilir misiniz?Ben çok iyi bilirim.Genel olarak trt4' teki programları çok iyi bilirim.Çünkü benim güzel dedem çok severdi ordaki programları.Benim dedemle oturup saatlerce sadece trt4 izlediğim harika günlerim oldu.Dedemle bayan solistlerin neler giydikleri,ne takı taktıkları konusunda konuşurduk.Dedem Elif Güreşçi ile Umut Akyürek'i çok beğenirdi.Ozamanlar Umut Hanım da Trt deydi henüz.Ayşe Taş çıkınca mutlaka yüzümüzde bir tebessüm olurdu:)Benim çok gelişmiş bir Türk sanat müziği repertuarım vardır.Şarkıların hemen hemen hepsini ezbere bilirim.Dede ben şarkıcı olmak istiyorum dediğimde "tabi kızım git okuluna git,kursuna git."derdi:)Hasta günlerinde bile beni bu konuda destekledi..

Ben bugün yine yıldızların altında programına rastladım.Yine Ayşe Taş çıktı gülümsedim.Gözlerim dolu dolu şarkı söyledim..Babam "kızım bu şarkıları nerden ezberledin?" dedi."Ben Abdullah Bey'in torunuyum teessüf ederim"dedim.
Dede yine geldin hissettim.Dede ben seni çok özledim.Özlemek değil bu,bunun tarifini benim için Sezen Aksu yapabilir belki,bende kelimeler kifayetsiz kaldı..

22 Şubat 2009

bum bum bum çiki bum.

Takip ettiğim blog sahiplerinin, eğer okumaya başladığım gün fotoğraflarını herhangi bir şekilde görmediysem,hiç görmemeyi tercih ediyorum.O ya da bu şekilde sonradan görmek nedense garip bi his yaratıyor bende.Tabii ki bloglarını okumaya devam ediyorum,ama bir garip işte.Deli miyim neyim?Rahatsız oluyorum sanki,ya da heycanı mı kalmıyor,çözemedim.

Bitirme projesi düşünüyorum,düşünüyorum,düşünüyorum.Ama hiçbirşey bulamıyorum..Bütün düşünme yetilerimi,yaratıcı fikirlerimi,parlak zekamı:) günler geçtikçe kaybediyorum.Yarının proje kritiği için hiçbirşey yapmadan yatıyorum.Yavuz'un aklına bu saatte hamsi nerden geldi hiç bilmiyorum.Kocaman topuzlar yaptığım saçlarımı özlüyorum..Deniz kenarında olmak beni iyileştirirdi hissediyorum.İyi geceler.

20 Şubat 2009

entari.

Şu ara internete girme sebeplerim;Başak'tan mail gelmiş mi diye bakmak,blog yazmak-okumak,facebookta 2dk kadar harcamak,gazetelere şöyle bir bakmak,ve ardından mutlaka ama mutlaka modatürkiye'ye uğramak.Konumuz da bu zaten.modatürkiye.com'u herhalde biliyorsunuzdur.Hayatta en hoşuma giden şeylerden biri insanların ne giydiklerini incelemektir.Eskiden olsa "allah aşkına üstüne ne giymiş hiç olmuş mu?"gibi lafları benden duyabilirdiniz.Ama artık bu konuda ultra değişik şeyler gözüme çarpmadıkça laf etmiyorum.Şu hayatta giyim kuşam konusunda "olmaz!"diye bir şey olduğunu da pek düşünmüyorum.Herkes kendine neyi yakıştırıyorsa onu giysin.Beni ilgilendirmez.Yalnız bu sitede kafama takılan bi nokta var.Herkes üstünde ki kıyafetlerin parça parça hangi markalara ait olduğunu söylerken neden aynı zamanda insanların telefon markaları da yazıyor anlayabilmiş değilim.İnsanların telefonları nezamandan beri bir moda öğesi durumuna geldi çözemedim.

Ayrıca bu fotoğraflardan anladığım kadarıyla İstanbul'un yarısından çoğu tasarımcılık veya reklamcılık yapıyor.Ayrıca yakın tarihte eklenen fotoğraflardan anladığım şey havanın İstanbul'da çok soğuk olmadığı.Çünkü insanların sadece kazakla çekilmiş fotoğrafları var.Burda kar yağarken insanın morali bozulmuyor değil..Gözlemlediğim diğer birşey ise Ugg botlar bedava satılıyormuşcasına herkesin ayağında her rengi mevcut..Fotoğraflara bakarken tam olarak nerenin önünde çekilmiş olmalarını tahmin etmeye çalışmaksa benim için eğlenceli bir oyun.

Ankara için aynı şeyi yapsak nasıl bir sonuç elde ederdik kafamda merak konusu oldu.Eğer böyle birşey yapılmaya karar verilirse ben sokak sokak dolaşıp fotoğrafları çekerim haberiniz olsun..

Ben seviyorum bu siteyi.
Modatürkiye beni de bulsun beni de çeksin istiyorum.Üstümde mutlaka size malzeme olucak binlerce şey bulabilirsiniz.
Fotoğrafımın altında şöyle yazsın istiyorum.
Bahar(21)
Meslek:öğrenci
Ayakkabı:italya
Çanta:kendi tasarımı
Gözlük:japonya'dan hediye
Elbise:pazar
telefon:samsung .....
Ve fotoğrafım Saray muhallebicisinin tam önünde olsun.Bulun beni modatürkiye!!

Not:ben telefonumun modelini bilmiyorum ve bunu şuan farkettim desem inanır mısınız.?!!

19 Şubat 2009

diz çöküpte yalvardığım yalan mığ yalan mığ?


Bak canım, benim bu akşam canım sıkkın.Neden dersen hemen söyleyeyim.Banane dersen okumassın olur biter.
Bu gece Babylon'da "Nouvelle Vague" konseri var.Bizlerse güzel Ankaram'da oturuyoruz.Tamam bak Ankara'da doğduk büydük, severiz,buraların çocuğuyuz falan filan ammaaa..Bu İstanbul'un yerini tutabileceği anlamına gelmez.Şimdi bana karşılaştırma yaptırtma!Ha bu benim fikrim tabii.Bak Ankara'yı sevmiyorum demedim..Burda beni yanlış anlamazsan sevinirim.Gece hayatından da bahsetmiyorum.Ben gece hayatını sevmem.Ama ne etkinlik olsa hepsini kaçırıyoruz.Ankara'da herhangi önemli bir sanatsal etkinlik olduğu zaman maalesef hiç iyi reklamı yapılmadığı için ya haberimiz olmuyor nerde ne olduğundan, ya da gittiğimiz etkinlikteki katılım sayısının azlığından insan üzülüp zevk alamıyor.Yalan mı?Değil.Aynı etkinlik,aynı coşku Ankara'da oldu da biz mi sevmedik Ankara'yı.Sevmiyoruz da demekdik o da ayrı.Bak bu nokta önemli.Sevmemek değil,yaşadığın şehrin yaşadığını hissedememek benimkisi.Yalan mı ya yalan mı?Yalansa şunu söyle ozaman ben şimdi bu geceyi, bu konseri neden kaçırıyorum?Onu bana bi anlat, bi mantıklıca açıkla ben de sana diyeyim ki "Helal olsun kıyak ablaymışsın/abiymişsin".Hoşkal.

16 Şubat 2009

Merve bir balkabağıdır.

dedi ki merve,"bahar benle yaşamak nasıl birşey?"..cevaplıyorum.

**Merveyle yaşamak 5 yaşındaki bir çocukla yaşıyormuş gibi hissetmenize neden olur.Ne açıdan derseniz;o yaş çocukları sizi enerjileriyle şaşkına çevirirler..bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiye sahiptirler.aynı durum kendisinde mevcuttur.
**Herhangi bir müzikte aniden ayağa kalkıp dans etmenizi isteyebilir.Neden sürekli bunu istediğini bilmiyorum,çok güzel dans ettiğim söylenemez.
**Kendi kendine her tür dansı edebilme yeteneğine sahiptir.Bu bazı insanların bazı dilleri konuşabiliyormuş gibi uydurmalarına benziyor.Merve lirik,modern dans,tango,salsa vb. her türlü dansı bilirmiş edesıyla dans eder.
**Eğer kendisiyle yaşıyorsanız ellerinizin ve yanaklarınızın ıslanmasına alışmanız gerekir.Çünkü her daim ellerinizi ve yanaklarınızı öper.
**Gün içerisinde sık sık herhangi bir durum üstüne "ozaman şimdi sarılmamız gerekebilir"cümlesini kurar.Ve isteseniz de istemeseniz de size sarılır.
**Evde olduğu sabahlar mutlaka üzerinize çıkıp sizi uyandırır.Eğer canı bunu yapmak istemezse koca sesiyle mutlaka birşeyler anlatır halde olduğu için uyumanıza fırsat vermez.Ve anlattığı şeyler hep ilgi çekicidir.Bazen uyanmanıza rağmen kalkmadan yataktan onu dinleyebilirsiniz.
**Sürekli fotoğrafının çekilmesini ister ve "tanrıça" gibi çıkmak istiyorum der.
**Kelime dağarcığı okadar gelişmiştir ki hayatınızda duymadığınız kelimeleri ondan duyabilirsiniz.
**Küçücük cüssesine rağmen fil gibi yemek yemektedir.Bir kez kahvaltı ederken diğer masalardan insanların durmaksızın tereyağ bal yemesine hayretler içinde baktıklarına şahit oldum.Çok sevdiği yemekleri maalesef "ımmmlayarak" yemekten vazgeçemez.
**Yaygaracı bir hali vardır.Olaylara tepkisini genel olarak çılgın çığlıklar atarak verir.

**Sürekli odasının toplanmasına yardım ister.Ama kendisinin 21 yıllık tarihimde henüz odamı topladığı görülmemiştir.
**Her an her saniye 10-15 kıyafeti deneyip çıkarabilir.Bundan hiç yorulmaz.Üstelik mutlaka ayakkabılarla dener.Ve odasına gidip kıyafeti için puanlama yapmamı ister.

**Bana Bahri adını takan kendisidir.Heryerde bana Bahri diye seslenir.İnsanların adımı Bahri zannedip bana acıyan gözlerle bakmaları trajikomik bir durum olsa gerek.
**Fotoğraf çekimleri için ideal bir modeldir.Gerçek bir profesyonellikte çekimleri merve'yle yapabilirsiniz.Siz isteseniz de istemeseniz de o kendi kendine bir moda girer,ciddiyetini takınır ve poz verir.Kendisiyle çok başarılı çekimlere imza attık..(iki filmimiz var)

**Benim anlattığım ama kendisinin görmediği her türlü kıyafete,eşyaya.. hayranlık duyar ve benden hemen kendisini onlara götürmemi ister.
**Yanımda uyumaya bayılır.

**Merve aklıma gelmeyen bir çok şeydir..
**Merve kızgın kumlardan serin sulara atlamaktır..

**Merve en sevdiğin tatlıyı yemektir..
**Merve her eve lazımdır.

**Merve benim balkabağımdır.

Not:Fotoğraftaki projem için model havasına girmiş Merve.

11 Şubat 2009

sukul.

Okula kayıda gittim.Programım çok kötü.Bunca yıl seçmeli ders olarak hep iyi seçimler yapmamın kötü bir yanı olabileceğini kim nereden bilebilirdi ki?Derslerim yıllardır hep seçmekten kaçındığım dersler oldu..Önemi yok .Başka zaman olsa belki üzülürdüm.Ama biz artık mezun oluyoruz.İnsan hayatında kocaman bir dönemin son bulması.Sevinsen bi türlü,üzülsen bi türlü.Hayatımın hiçbir döneminde okulu sevmeyen ben şimdi okulun bitmesine kırılıyorum.Oysa ben anaokuluna gitmemek için hergün ağlardım.Ozamanlar tek hayalim okul hayatımın son bulmasıydı.Hiçbir zaman anlam veremezdim neden okula gittiğime.Ben evde çok mutluydum.Şimdi, okul bittiğinde iş bulamazsam evde neler yaparım düşüncesini tatilde evde olduğum anlarda düşünmeden edemiyorum.Evi severim,ama bi yere kadar.Şimdiden program yapmaya çalışıyorum kendime.Ales'e girmeli miyim diye düşünüyorum.Sonra Ales kitabına bi bakıyorum,ben matematikten hiç anlamam,üniversite sınavında 8 tane yaptım şimdi nasıl yapayım diyorum.Sonra nerde iş baksam diye düşünüyorum.İstanbul' da mı bakmalı?Ankara' da mı?Ankara'da hiç bakmadan direk İstanbul'a mı düşmeli,yoksa Ankara'da 1-2 yıl beklemeli mi?İyi hoş Ankara' da kalalım da..İş var mı iş?Yoksa diyorum işi gücü bırakayım.Bir üniversite sınavına daha girip bu defa yine yetenek sınavıyla çok istediğin Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümünde mi okumak istersin yoksaaaaa Konservatuar olsun mu dersin diyorum:)Sonra orda kesin bi gülme tutuyor.Acaba delirdim mi diyorum.Okul bitince insanın rahatlaması gerekmez mi?Benim kafamda 1500 tane soruyla ben niye mezun oluyorum ki?

Fotodaki şişko hanımları hangi ruh haliyle yapmıştım bilmiyorum.yattım uyudum.hoşkal.

05 Şubat 2009

bahri-bayim-bahot-bach-bahotti-bahattin-bahrigül-bahriye-bahariye-boo.....

soğuk su içerim. beyaz çarşafa yatamam.çok yemek yerim.işim yoksa erken uyurum.dağınıklık sevmem.
güzel yemek yaparım.çok nadir sinirlenirim.az televizyon seyrederim.dişlerime çok iyi bakarım.tırnaklarımı yerim.fotoğraf çekerim.dedemi çok özlerim.istanbul'u çok severim.pilava limon sıkar yerim.herşeye limon sıkabilirim.çok güzel şarkı söylerim.çok fazla konuşmam.hertürlü vasıtayı kullanırım.burnumu sevmem.göbeğimi eritemem.uçaktan korkarım.kibrit kutusu biriktiririm.tatlıya bayılırım.asitli içecek içmem.dişçiden hiç korkmam.davul sesinden çok korkarım.evde pijamalarımla otururum.hergün banyo yaparım.siyahı sevmem.herşeyi koklarım.başkalarının evinde kalmaktan rahatsız olurum.kendi kendime konuşurum.kendi telefon numaramı bile aklımda tutamam.değişemem.
çünkü ben böyleyim.
not: bu yazının yazılmasının sebebi merveye özenmemdir.

portakallı kurabiye=yavuz.

İndesign cs3 videolarını bana göndermek için kargoya veren Yavuz,yanına iki paket portakallı kurabiye koymayı ihmal etmemiş:)Videoları bana göndereceği için zaten çok mutluydum,üstüne bir de bir değil iki paket portakallı kurabiye yollayınca ben oldum zevkten dört köşe..Portakallı kurabiyelerin gelmesine evde tek sevinen keşke ben olsaydım,böylelikle bütün portakallı kurabiyeler bana kalırdı.Ama kutusunu fotoğraf çekmek için iki saniyeliğine odama getirmem şeker kız Fatoş'un(annemin)telaşlanmasına sebep oldu:).Efendim 124. postumuz sevgili okurum Yavuz'a gitsin:).Teşekkürler Yavuz!!!Çooook teşekkür ederim.çok çok çok çok!

02 Şubat 2009

Yolladılar onu Avrupa'ya ..Kendi yolunu bulmaya..

Teyzemin evine giren hırsız sebebiyle şu ara sadece ama sadece hırsız hikayeleri dinlemekteyim.Hırsız kovalamacalı,seri katilli rüyalar görmekteyim...İnsanların kıymetli eşyalarını nerelere sakladıklarını duyup şoklardan şoklara girmekteyim.Misal perdelerin kornişlerine altınlarını dikenleri duymadım değil.Ancak hırsızlar bunu da keşfetmişler denemeyin!Evde gündüz tek başıma oturmak bana bir işkence gibi gelmeye başladı..Zaman zaman acaba çıkıp bahçede mi otursam diye düşündüğüm bile oluyor.Lütfen hırsızla ilgili daha fazla birşey duymayayım,hırsızla ilgili tek hikayem sadece teyzemin evine girmiş olması olsun başka olmasın lütfen lütfeeeeen...

Fazla teknolojiden herzaman rahatsız olmuşumdur.Yeni şeylerden ve ultra teknoloji harikalarından pek haz etmem.Soğuk görünümlü olurlar,sevmem. Ve yeni çıkan her ilerlemeden en son benim haberim olur:)Bu konuda yaşlılar gibiyim.Dolayısıyla skype olayından da tahmin edersiniz ki en son benim haberim oldu:)Bu hafta içi skype olayına girmiş bulunuyorum.Beni bırakıp Amerikalara giden arkadaşım Başak,nam-ı diğer Basri sayesinde skype olayına girebildim.Talimatlara pek uyamamam sebebiyle kendime çok garip bir skype adresi aldım söylesem gülmekten yerlere yatarsınız:)Neyseeee...Teknolojiden rahatsız olan ben Başak'ı da çok özlememden kaynaklı olsa gerek skype olayına bayıldım.Telefonla konuşmak gibi yahuuu hem de görüntülü!!!(evet yaşlıyım)Anlayacağınız skype hoş bi durum:)Siz biliyorsunuzdur zaten...

Yapmam gerekli olup da yapmadığım onlarca işe gelince, hiçbirine başlayamadım.İşlerden korkuyorum.Enerjimin birgün hiç beklemediğim bir anda ortaya çıkacağından eminim.Buna hiç şüphem yok.Ancak tam olarak ne gün olabileceğini kestiremiyorum.Hani çok yakında da gözükmüyor sanki..Hayırlısı..Tek yaptığım şey hazırlamak istediğim bir videoyla ilgili görüntüleri yavaş yavaş biriktirmeye başlamam okadar...

Portakal reçelim ilginç bir şekilde herkes tarafından anormal beğenildi tek problemi sanırım sulu olması.Ancak bir sene beklerse katılaşırmış:),hem de daha güzel olurmuş,portakal reçeli 1 yıl sonra yenilirmiş,muş mış,müş...Ama ben ne yaptım ikinci bir deneme için portakallarımı 3 günlük uykularına yatırdım:)Dün 3 günlük uykuya yatmadan yapılan portakal reçeli yaptım,güzel olmuş beğendim.Kabuklarından da portakal şekerlemesi yaptım onlar da 1 yıl dolapta beklemeliymiş...Portakal şekerlemelerini nerde kullanacağımı bilmiyorum.Bugüne kadar pek ihtiyacım olmamıştı:)Ama şekerleme yapmak kendimi Bahar teyze gibi hissetmemi sağlayan tuhaf bir terapi görevi gördü. Artık terapi mi oldu,iyi mi oldu,kötü mü oldu,yoksa ben hafiften sıyırıyor muyum orasını bilemem..Ben kafayı bu 3 gün bekletmeli olana taktım.Kabuksuz portakal reçeli olmaz bana göre..Olucak olucak bu sefer olucak! Hoşkalın.

Fotoğraf buzdolabının harika ışığından faydalanılarak çekilmiş portakal şekerlemesi kavanozu.