29 Ocak 2009

ne sen sor.ne ben söyleyeyim.

İstanbul muhteşemdi..İstanbul yolculuğumuzun ayrıntılarını merve hanımdan alabilirsiniz..

Tatilim ilginç geçiyor.İlginç derken pek fazla birşey yaptığım söylenemez.3 gün önce teyzemin evine hırsız girdi.Bunun şokunu atlatabileceğimi pek sanmıyorum.Evde polislerle geçen muhabbetlerimiz üzerine bir kitap yazabilinecek kadar malzeme elde ettim.


Bir yandan da portakal reçeli yapmaya çalışıyorum.Ama hiç başarılı olamadım desem yeridir.3 gündür portakalları suda beklettim.Bi heves eve geldim reçel yapayım diye.Ama sanırım annem portakalın suyunu daha fazla dökmeliydi..Orda bi karmaşa yaşadık,bi kararsızlık oldu falan falann..Bir daha deneyeceğim elbette..Benden kaçmaaz!



Bir de sarımsaklı ekmek yaptım.Baget ekmeklerinin üstüne 1-1,5 saat beklettiğim zeytinyağı,sarımsak,kekik üçlüsünü sürdükten sonra üstlerine kaşar rendeleyip fırınladım.Gayet başarılı oldular.Kırmızı biber de serpilebilir..

Anlayacağınız ne yapacağımı bilmez bir şekilde tatilimi geçirmeye çalışıyorum.Aslında yapmam gereken çok iş var ama bi yorgunluk var üstümde kalkamıyorum.Enerji dolu günler dileklerimle..


21 Ocak 2009

oysa İstanbul ışıl ışıl parlak!


Biz bu gece Mervemle İstanbul'a gidiyoruz.Onu gezdirecek çok fazla yerim var.Yemesini istediğim bir sürü yemek var.Özledim çok İstanbul'u, o da beni özlemiştir.Gidiyoruz ozaman.Ha bir de notlar açıklandı.Asayiş berkemal.Ayıptır söylemesi onur litesine geçmiş bir öğrenciyim.Geriye kaldı bi dönem..Görüşmek dileklerimle..

15 Ocak 2009

bulutların üstünden bıraktım ben kendimi!

Hayatında hiç bir olayla ilgili dertten kederden öldüğün,ne yaparsan yap kendini neyle oyalarsan oyala midenin içinde bir yumruk gibi hissettiğin,kocamaaaaan bi yük taşırmış gibi omuzlarının çöktüğü,dünyanın yüzölçümüne ve olup bitenlere vurunca çok küçük kalan,ama senin çok önemsediğin,sadece bu olayla ilgili rüyalar gördüğün,uyku uyuyamadığın oldu mu?Benim oldu..ama bugün, derdim kederim bitti,midemdeki yumruk yokoldu,omuzlarımdaki yük yere düştü..Sınıftan çıkıp koridorda yürürken başım döndü,sürekli yatarsın,birden yataktan kalkınca başın döner ya onun gibi.Üstüme 66.545 tane öküz oturmuştu:)Hepsi birden ayaklanıp kalktılar.Ben bugün içimden tonlarca ağırlık çıkardım.Resmen uçuyorum.. Tüy gibi hafiflemek deyimi benim durumumu tam olarak anlatamaz onu farkettim.Sizlere de tüy gibi hafifleme deyiminin sizi anlatamadığı durumlar dilerim.Tatil artık başlayabilir!Önümüzdeki günlerde daha çok sarılalım,çok şarkı söyleyelim,gülmekten karnımız ağrısın,yiyelim,içelim,kitap okuyalım,film izleyelim istiyorum..Enerjim tavan yaptı!iyigünler.

Fotoyu zamanında ben çekmiştim..

Bi de teşekkürler dede!!


11 Ocak 2009

When you eat more,then you blow up!

Bitmek tükenmek bilmeyen finallerimin son bölümünü de bu hafta tamamlamak üzere yola çıkıyorum.Bu benim okul hayatımdaki son güz dönemiydi:)Sevinmekle üzülmek arası gelgitler yaşamaktayım.Finaller varken gezmek sevaptır lafından yola çıkarak, tabi ki bu haftasonunu ders çalışıp,içimi rahatlatmak yerine gezerek gönlümü şenlendirmek olarak değerlendirdim.Hayırlı mı oldu hayırsız mı oldu onu notlar açıklandığı gün konuşuruz.

Dün didotti'nin "Buyuurun dostlar buyurun Halil İbrahim Sofrasına" çağırısına koşarak gittik..Merve'yle kendimizi son zamanlarda günümüz olması sebebiyle sürekli olarak ev gezmelerinde buluyoruz.Hafif telaşlanmadık değil hani..Annemle teyzeme benzemeye başladık dedik içimizden:)Halil İbrahim sofrasındaki yemekleri anlatmaya başlasam olmaz.Yemekleri gördüğümde nasıl bir kendimden geçmişim,nasıl bir şoka girip,kendimi kaybetmişim ki fotoğraflarını çekmeyi unutmuşum..Dileklerimizi dileyip,mumlarımızı yakarken artık tam anlamıyla kafayı yediğimizden emindim:)Hayatımda ilk defa gittiğim bir evde en yakın arkadaşım Başak'ın yıllardır merak edipte göremediğim adının "Suna" olmasına rağmen inatla "Suzan" dediğim,lise yıllarında benim için çocuklarıyla birlikte efsane olan Başak'ın SUNA hocasıyla sonunda tanıştım!!!!Baaaşaaaak evet tanıştım!Tesadüfün böylesi o da Halil İbrahim Sofrasına gelmiş.Hem de Başak sadece onunla da değil kızı Ezgiyle'de tanıştım.İlk başta anlayamadım.Ama onları bırakmak için arabaya bindiğimizde olayı çözdüm.O da hemen Başak'ı hatırladı.Ankara 2 oda 1 salon diyince babam kızar bi de:)Aynen öle 2 oda 1 salon:)

Ha bi de dün teyzeceğimin doğumgünüydü..Halil İbrahim sofrasında onca yemeği yedikten çok değil,birkaç saat sonra da gidip göksu Lok.nda şunları yedik:
Göksu Çorbası çok meşhur,içinde minik köfte topları erişte falan var. Mısır ekmeği inanılmaz lezzetli!
Kızarmış ekmeklerle birlikte tereyağı!


Fasulye turşusu kavurması anormal bi tat!
Karalahanasarması!




son olarak mıhlama!
Karadenizli biri olarak yemeklerin tadını çıkara çıkara yedim.Halil İbrahim sofrasında yemeklerin fotoğraflarını çekememiş olmam benim bir ayıcık gibi yemek yediğimi düşünmenizi engellemek açısından hayırlı olmuş olabilir.Göksu Lok.sını bilmiyorsanız öğrenin.Gidin,yiyin için.Tatlı olarak mükemmel suflesinden yemeyi unutmayın!

03 Ocak 2009

kış.

Ankara'da anormal kar yağıyor.
Ben kar yağmasından pek haz etmiyorum.

Yani şöyle beyaz kalsa anlarım.
Ama sonra bu karlar oluyor karamelli frappucino:)

Heryer çamur..Hoş mu? değil.

İnsan ne ayakkabı giyeceğini de bilemiyor.

Çizmelerimi pantolonlarımla rahat giyemiyorum.

Çizme giycem diye pantolonlarımı giyemiyorum.

Bot desen en son ortaokulda giydim herhalde.

Yazı sevmem.Kışı da sevemedim.

Şöyle limonata gibi havalar vardır ya.

Onlar gelsin.

Yağmur yağar hafif.

Sonra birden güneş açar.

Ne çok sıcak Ne çok soğuk.

İstanbul'u özledim ben.

16'sında finallerim biticek.

22'sinde sanırım İstanbul'da olabileceğim.

Çok özledim herşeyini.

Televizyonda görüverince hemen duruyorum o kanalda.

Kendimi,içinde sırf İstanbul var diye hayatımda izlemediğim dizileri seyrederken buluyorum.

Finaller bitsin, tatil gelsin,havalar düzelsin vs...

Bi de saçlarımı nası kestirdim ben bukadar yahu?