31 Aralık 2009

tombik 2010.

2010 görüntü olarak tombik bi yıla benziyor.ben de tombik görünüyor olduğumdan bu ay beni iki kişi hamile zannetti.biri taksici beyfendi,diğeri metrodaki hanımefendi.kendilerine saygılarımı sunuyorum.aslında ben 3 haftada 4 kilo verdim.kilo vermek için işe başlamam gerekiyormuş meğersem.2009'da bi sıkıntı çektiğim söylenemez.yuvarlandık gittik işte.hatta iyi bi yıl olarak hafızalarımıza kazınabilir.yenil yılda dileğimiz 2009'un getirdiklerini 2010'nun elimizden almaması .yılbaşı gecesi çılgınca program yapan insanlara da selamlarımı gönderiyorum.ben okadar yorgunum ki evdeyim şekerim.yorgunluk bahane aslında.uyuzlukta var hafif.üzerimde yukarıdaki fotoda gördüğün geyikli pijamalarımla yatağıma giriceğim anı bekliyorum.
hindili pilavımız bile var bu gece.Zeroş'um hindisiz yılbaşı geçiremez:)bize de yaptırmış sağolsun.

2010 için yeni hedef defterlerimizi aldık merve'yle.henüz doldurmadım içini.hedeflerimi şaşırdım şu aralar.Yeni yılda kendimden çok başkaları için dileklerim var.herşeyin en güzelini hakeden arkadaşım başak'a dünyanın en güzel işini diliyorum.merve'ye hayalindeki pastacı dükkanını açması için bu yıl ilk adımları atmasını diliyorum.reco'mun askerliğinin sıkıntısızca püf diye geçmesini diliyorum.büşot'umun kafasında ne varsa onunkiler de gerçek olsun.bugün iş için gittiğim yerde çalışan çaycı teyzenin dileklerinin ne olduğunu bilmiyorum ama onunkiler de gerçek olsun lütfen.Herkesin kafasında ne varsa gerçek olsun işte.en azından biraz daha yaklaşsın herkes istediklerine.bu yazıyı günün anlam ve önemi için yazmamı talep eden kişiye adıyorum.onun dilekleri de herneyse gerçek olsun.benimkiler de gerçek olsun.seninkilerde olsun.kurabiyeler bahar ve merve'nin eseridir.afiyet bal şeker olsun..

26 Aralık 2009

ben hiç kimse ölsün mölsün istemem.

Bu, bana yılbaşı çekilişinde çıktığım Efe'ciğimin hediyesi,içinde bir de çok tatlı tişört vardı.Efe'ye çıktığımı anlamıştım ben zaten...Kutu koleksiyonumuzun nadide parçalarından biri olmayı hakeden kutumun tatlılığına bi bakın ama!çekilişte melih ve candan çiftinin birbirine çıkması tarihe geçsin lütfen...
bu, bugünün hatırası!kico nico...
bu da kico nico dan yılbaşı çorabı süsü.
bu, melih k.ibar beyfendinin kibar eşi Candan'ın hediyesi efendim...
bu, çılgın merveyle baharın kendilerini p.aşabahçede kaybetmelerinin fotoğrafı.Bunlar bizim aldığımız hediyeler efendim.Mörve hanım eve aldıklarımızı bile paket yaptırarak paket yapan adamı çıldırttı.ben de kurdeşen döktüm...
Filli olan herşeyi almak istemem dolayısıyla diğer mandalları da almış bulundum...
Her yıl belirli bir renk konseptimiz olurdu ama bu yıl ne bulduysak ağacımıza taktık.ve böylesi daha bir hoşumuza gitti.ıvır zıvırımız çok dedik.artık biz parça süs olayına girelim diye karar verdik..biraz sinirliyim şu esnada fakat şunlara bakmak beni sakinleştiriyor.seviyorum seni yeni yıl.ışıklarını da ağaçlarını da süslerini de herşeyini seviyorum.

20 Aralık 2009

bir duygu kasırgası bu/sardı bütün benliğimi/karşı koymak neye yarar?

kutu koleksiyonumuza yenileri eklendi.evet biz maalesef eşyaya tapıyoruz...bazılarına kurabiyeler doldurulup hediye edilcekler.belki bi kutu da sana gelir?:)

kocaman çığlıklar atıyorum içimden,sakin görünüyorum dışımdan.

yarın dünyanın en ilginç olaylarından birine şahit olucam.o kadar heycanlıyım ki günlerdir uykusuz olmama rağmen sabahın bi köründe uyandım.düşününce ellerim buz kesiyor.hazır mıyım değil miyim bunu yarın görücez.belki bu olaya tanık olmam hayata bakış açımı değiştiricek.sizden de bir isteğim var bu durum için.sadece yazıyı okuduktan sonra içinizden yarın herşeyin çok güzel olması için bana iyi enerjinizi ve güzel dileklerinizi yollayın.benim için gerçekten çok önemli.herşey tıkırında gittiğinde size de herşeyi anlatıcam.kim bilir belki müşterim bile olursunuz.

17 Aralık 2009

çay gevrek mandalina.

bugün otobüste dersi asıp asmamaya karar veremeyen iki öğrenciye içimden "asın gitsin"dedim. ve okulda astığım bütün dersler için kendimle gurur duydum.iyi ki o dersleri asmışım ooh.bu arada günaydın herkese.çay-gevrek-mandalina...

13 Aralık 2009

yeni bir iş.

iş buldum ben.henüz deneme süresindeyim.deneme süresi geçsin seni bilgilendiricem.ama şu süreyi bi atlatalım...yazamadığımın kusuruna bakma..tahmin edersin ki heyecanlıyım.beni mazur gör.fotoğraf sana ipucu olsun.öperim...

08 Aralık 2009

size bu satırları pembe odamdan yazıyorum.

gördüğüm yerde,bunu kucaklayıp eve götürmeliyim dedim.öylece bi köşede dursun dedim.kullanmasakta baksın bize öylece tezgahın üstünden dedim.anneme "anneeee baaaaak"demem, annemin kendini kasada bulmasına sebep oldu. belki abartıyorum ama onu çok seviyorum.bu pudra şekerlik bana benziyo.valla bak beni tanısan sen de benzetirdin...mutlu olmak istiyorsan önce git bi tane pudra şekerlik al.bakarsın lazım olur ilerde.ki muhakkak olur!!...bunları da bana mervem aldı.o beni mutlu etmeyi bilir.küçük şeylerden mutlu olabileceğimi çözmüş biridir.eğer sende de bunlara sarılma hissiyatı oluşuyorsa ve mutluluğuna mutluluk katmak istiyorsan gidip bunlardan da al!peçeteleri,minik tepsisi ve kurabiye kutusuyla tam bir takım.o küçücük tepsiyi görsen sevesin gelir.ve bunlardan şayet bulabilmiş olsaydım.onu da bana alırlardı.ben de mutluluktan ölürdüm.sen bunlardan bulursan bana haber ver.ben onlardan alıcam.eğer haber verirsen sana da alırım.sonra mutluluktan ölürüz.öperim.

26 Kasım 2009

yılbaşı kukisi deneme 1-2.öhömm.

yılbaşı kurabiye çalışmalarıma gördüğünüz gibi başlamış bulunuyorum.birkaç model denedim.yaparken aklıma başka modeller geldi.onları da deneyeceğim.krema sıkma takımım yeni.tam olarak hakim olamasam da bi şekilde onu kendime uydurucam.çünkü torbası çok büyük ve ben o koca torbaya tombiş kollarıma rağmen hakim olamıyorum.ikinci problemim çam ağacı şeklindeki kalıbımızın kaybolması.eldiven ve çorap kalıbım zaten yoktu.ama onların kalıplarını çıkartıp kurabiyelerime şekil vermeyi başarabildim.bu iş sandığımdan daha zor ve yorucu çıktı.işler bittiğinde hareket edebilcek halim yoktu.alttaki zemin de halamın taaa 1994 yılının aralığının burdalarından ve anna'larından patronlar.anna dergisini görmenizi isterdim.halamda her sayısı mevcut:)kurabiyelerimin bazılarında istediğim başarıyı elde edemesem de.bi çoğu tam istediğim kıvamdalar.yılbaşı kukilerini bu sayfa da daha çoooook göreceksiniz.iyi seyirler...öpücükler...

24 Kasım 2009

bıraksam kendimi şöyle oohh ne rahat.

deriiiiin deriin nefes alıyorum ama geçmiyo.
niye ki?
konuşcak halim yok yine...
hayatımda hiç ameliyat olmadım.ama şuan bi ameliyattan çıkmış gibiyim.
bazen omuzlarımı havada buluyorum.neye gerildim bu kadar bilemedim.
recom askere gidicek ya rüyamda hep onu görüyorum.
canım pek birşey istemiyo.
bi işim olsa.
kendime ait 3-5 kuruş param olsa.
şöyle güzel bi müzik çalsa.
çok fazla ışık olmasa.
okullar kardan tatil olmuş hissi olsa içimde.
ben hiç konuşmasam.
bazı şeyler hiç yaşanmamış olsa.
dedem gitmemiş olsa.
hayat bayram olsa
ama önümüzdeki kurban bayramı olmasa.
herşey şu filmdeki gibi olsa.
fena mı olurdu?

17 Kasım 2009

cupcake de yaparım!!!

takdir edersin ki;pastacılık kursum bir türlü başlamadığı için diken üstünde oturuyorum.canım sıkılıyor bu işe.niye dersen içimde o kursa başlayacağım için beslediğim heyecanı sana şimdi anlatmaya kalksam burdan sizin eve kadar yol olur.neyse.bi cupcake manyaklığıdır gidiyo içimde, tutamıyorum.bastıramıyorum.sus diyorum.susmuyor.gitmek bilmiyor.peki dedim.tamam dedim.2-3 haftadır cupcakle ilgili ne var ne yok öğrenmeye çalıştım.baktım,ölçtüm.biçtim,tarttım,videolar seyrettim,öyle olmaz böyle olur,bu çok tatlı olur derken, kafamda bişeyler şekillenmeye başladı.sonra genel edindiğim bilgilere göre üstlerine yapılan krema bu italian meringue buttercream denilen şey.tamam iyi hoş yapalım bu kremayı da içindeki malzemeleri düşünüyorum düşünüyorum beğenmiyorum.tadının iğrenç bişey olacağından eminim.çünkü içinde sadece yağ ve şeker var.kimisinde yumurta var.ki çiğ yumurta şu hayatta en haz etmediğim tatlı ve kokulu şeydir.bu iş olmaz dedim,bunu kekin üstüne koysak keke yazık olcak,sadece görüntüyü düşünemem,bunun bi de tadı var dedim.dün akşam merve'yle yaptığımız birkaç konuşmanın üzerine aklıma anneme yaptığımız doğumgünü pastasının üzerindeki krema geldi.ve sanırım bu kremayı yapmak yerinde bi karar oldu.sonuç aşağıdaki gibi.bence başarılı.sencesini bilemem.keklerin içinde frambuaz var.yani tadından yenmez.bir dahaki cupcake yolculuğumuzda buluşmak dileklerimle,esen kal,hoşkal.

14 Kasım 2009

14 kasım.

dedemi gördüm rüyamda.balkonda oturuyordu sandalyesinde.ben salonun balkon kapısından ona bakıyordum.kapı kapalıydı.aramızda cam vardı.elindeki çay bardağını havaya kaldırıp bana selam verdi.güldü.bense ağlıyordum.inanılmaz sağlıklı görünüyordu.üstünde mavi kareli pijaması vardı yazın giydiği.neden bilinmez salonun balkon kapısını açıp dedeme gitmedim.onun yerine mutfağa gidip balkona açılan diğer kapıdan girmek istedim.koştum,gittim salak gibi mutfak kapısına bi baktım dedem yok.ah benim salak kafam niye önündeki kapıyı açmazsın da dolanır durursun?
bugün anneannemin gidişinin 10.yılı.dedem rüyama girdi.merak etmeyin biz mutluyuz dedi:)

12 Kasım 2009

3-2-1 pişirdeki aşçı bey'e...

hani eskiden bbc'de can't cook won't cook vardı ya?hah işte onun bizim olan versiyonu yani kopyası başladı.ben onu çok severdim bbc'deyken.özellikle cumartesi günleri rastlaşırdık o programla.dedemlerdeki koltuklara karşılıklı yatardık merve'yle ya da kim varsa.oturur onu seyrederdik.pek bir hoşumuza gider,olsada yesek derdik.ozamanlar azbuçuk ingilizcemle anlamaya çalışırdım.konuşulanları anlamazdım ama o yemekler o görsel şölen beni benden alırdı.bi de bizde e.akel'in zamanında ordan görüp te başlattığı bi program vardı.(bizdeki adı sihirli ayna)bi de onu izlerdik doyasıya.bazen bitanesi biter,arkasından hemen başka bölüm başlardı.çok sevinirdik.bu can't cook won't cook'un türkçesi 3-2-1 pişir mi ne öyle bişey diye uygun görülmüş... bizdeki versiyonunda yemeği yapanlar tattıktan sonra bi de sağda ve solda olmak üzere teyzeler grubu tatlarına bakıyor yemeklerin.ben sunucuyu sevmedim.böyle bi teatral sunuyor,akabinde benim utanma hastalığım ortaya çıkıyor.bizde de yeşil biberler ve kırmızı domatesler yarışıyor.yalnız bu programda sevmediğim biri varsa o da erkek olan aşçı bey.bu aşçı bey böyle havalı mı desem,ukala mı desem nedesem bilemeyeceğim türden bir şahıs.onun yemek yaptığı grup güzel yemek yapsa bile aşçı kızın yaptığı grubun kazanmasını istiyorum sürekli.hatta bugün adam artık nası bi hırs yaptıysa karşı gruba laf falan soktu.hayır gerçek değilse bile hoşuma gitmiyor,yapma yani.itici oluyosun.sen kazanınca o kız sana bi laf ediyo mu?etmiyo,edebiyle tebrik ediyor?ne bu hırs?ne bu şiddet?ne bu celal?yarışma be sonuçta.ben hiç anlamam böyle hırslı tipleri.misal ben kağıt oyunu çok bilmem.oynayalım derler.e hadi sizi mi kırcam derim.bazı tipler vardır;böyle harbi sinirlenip tasını,tarağını toplayıp oyunu falan terkeder..beni böyle durumlarda hem gülme tutar hem de utanma hastalığı.deli misin be?oyun işte.sen kazansan kaç yazar kaybetsen kaç yazar?zaten aşçı olmuşsun.seni oraya tv'ye programa almışlar.daha ne istersin be adam?2 günde bir sen de kazanıyorsun zaten..yanındaki yarışmacılara da çok iş vermiyor bu aşçı bey.herşeyi bi ben yaparım havalarında.. ama spiker senin hakkından geliyo arada sırada bak o hoşuma gitmiyo değil.bugün makarnanın içine fesleğen koydum diye kandırmaya çalıştın ammaa!!!spiker bey hemen anladı dedi koymamışsın uyduruosun dedi.iyi oldu sana.beni fıtık etme.sakin sakin ,güzel güzel yap yemeklerini seni de seveyim..
not: pastacılık kursum hala başlamadı.huuf.

10 Kasım 2009

şişş!konyalı yürüüü!

yukarıda gördüğünüz "gezelim görelim" jeneriği gibi duran yemeklerin heeeeepsini yedim.evet.hepsi birbirinden lezzetli,ağzıma layıktılar.konya'ya has sarma,su böreği,tirit,tandır,ekmek salması,sac arası...ve yoğurt!yıllardır yoğurt yemememin sebebi meğersem g.do lu olmalarıymış.böyle yoğurt yemedim!(zaten çok yoğurt yediğim söylenemez)

ömrüm boyunca o programı yapan kadına özenmiş,her programında ağzımın suları akarak buhranlar geçirmiştim.en sonunda ben de onun gibi felekten bir gün çaldım.haftasonumuzu grandparents'ımızı ziyaret edip.bu yemekleri yiyerek geçirdik.neden grandparents'ımız?çünkü mehmet'in yabancı misafiriyle ingilizcemizi de geliştirdik bu haftasonu.yaşadığımız olayları merve'nin bloğundan bir bir okuyabilirsiniz.evet evet hepsi gerçek!tam olarak neler yaşadığımızı sizlere aktarabilmek imkansız!

ertesi gün ankara'da sabah olunca eh mehmet'in misafiri de evde olunca dedik ki bu adamcağız bir kahvaltıya götürülsün!neresi olsun cin fikirli zehroş'umun dediği yer olsun.kale yolları taştan adlı türkü eşliğinde yine ağızlarımıza layık bir kahvaltı ettik, k.oç müzesinin o muhteşem atmosferinde.kahvaltıdan pek memnun olarak ayrıldık çünkü ankara'da pazar kahvaltısı edebileceğiniz yerlerle karşılaştırdığınız zaman burası hem tenha,hem leziz..garsonlarda herhangi bir telaş yok,kalabalıktan geç gelen servisler yok.şahane,şahane!

unutmadan söylenmesi gereken nokta ise ondört şubata kadar kesinlikle k.oç müzesinde yer alan minyatür odalar sergisine gitmeniz gerektiğidir!hepinizi öptüm doyasıya!

05 Kasım 2009

bana bi şarkı bulun.


bazı şarkılar vardır dinlemekten tükenmediğim.bana birşeyler hatırlatan.yukarıdakiler gibi.o şarkının bana 2yıl önce kızlarla gittiğimiz İstanbul'u hatırlatması gibi.şimdi siz bana benim bilmediğim öyle bir şarkı söyleyin ki o şarkı benim olsun.o şarkı bana çok uysun.o şarkıyı o kadar çok seveyim ki;yıllarca listemden düşmesin.sözleri çok anlamlı.çok harika olsun.çok mükemmel olsun.bana bi şarkı söyleyin ben onu bilmeyim.o şarkının adı bahar olsaymış olurmuş diyelim.hadi bana bi şarkı bulun.

31 Ekim 2009

by B&M






30 Ekim 2009

kış yazısı1.


sıcak havayı sevmem.soğuk severim ben.evet.ama böyle birden bire soğuyan havanın arkasından da çok konuşurum.hoş değil.aylar bir haftaymışcasına hızla geçerken,ne yazın geldiğine sevinebiliyor insan,ne de kışın geldiğine üzülebiliyor.Kış için birkaç şey örmeye karar verdim.Fatoş'a gösterdim modelleri, her yıl olduğu gibi "kızım bunu yapmakta ne var?bi ters bi düz ben sana iki dk'da örerim" diyerek beni yine gaza getirdi.her yıl aynı konuşmayı usanmadan,tükenmeden yapıyoruz.sonunda ortaya bişey çıkmıyo.Fatoş'un yıllar evvel ördüğü şeyleri görmesem,örgü bilmediğinden şüphe edicem ama bilemiyorum...
şimdi sizlere Ednan Bey' in B.ihter'e okuduğu şiirin bir yeni versiyonunu dile getirmek isterim;
Ben havanın güneşli olanını severim,
Bir de hafif esintili,limonata gibi olanını,
Hem nasıl severim,öyle severim işte..

not:haftalardır bu şiirdeki uzun boyunlu lafını uzun boylu anlayarak kafam çok karışıyordu.evet seyrediyorum bu diziyi.napayım?
foto:bu da örülcek!!bayıldım.