23 Ağustos 2008

Tv and B.

Uzun çok uzun zamandır magazin programı seyretmiyordum.Hatta televizyon seyretmiyordum.Hayretler içinde kaldım yine:)Özellikle Hülya Avşar'ın kızı Zehra' nın göbeğine,vücuduna vs..O çocuk nolucak öyle allahaşkına?Kaç yaşında ki o? Düzelir mi?Üzüldüm vallahi.Çocuğu bi diyetisyene götürme fikri akıllarına gelmiyor mu acaba?Hayır görüntüyü geçtim çocuğun sağlığı ne halde kim bilir..Sonra Feraye Tanyolaç ve Zehra' nın anormal derecede birbirlerine sarılmaları?Aslında çok yapay gelmedi bana..Böyle bir içtendiler sanki..Ama çok sık ve fazla sarılıyorlar galiba..Çözemedim..İbrahim Tatlıses ise atmış kendini bi havuza yüzüyor..Bir an nedense orda olsaydım o adamdan sonra o havuza giremezdim diye düşündüm..Ne bileyim tuhafım ya biraz ondandır.Sonra Deniz Akkaya' yı sevgilisi ağlatmış,hüngür hüngür ağlıyor.Neyse sonunda barıştılar.Hesaplarını ödeyip, yemek masasından kalktıktan sonra sahilde yürürlerken dikkat ettim adam Deniz Akkaya' nın yanında cüce gibi kalıyor.Gerçi kadın iri,insan irisi yanına kim gelse öyle gözükür heralde.Uzun boylu olmak zor birşey olsa gerek..Ondan sonra Hande Yener iyice çıldırmış bir şekilde sahnede yerlerde kendini ordan oraya atıyordu.Napıyor ki dedim içimden.Bunun gerisini öğrenemedim.Çünkü izlemedim.Sonra Erdal Acar' la eşi, Petek Dinçöz' le kocası Ajda Pekkan' ı seyretmeye gitmişler.Böyle yan yana oturmuşlar,yüzyıllardır seviyeli bir ilişki içinde olan aile dostları gibi..Vs vs...Bukadarı yeter bana.


Ondan önce, yani magazini izlemeye başlamadan önce Bam Teli vardı trt1' de..O sessiz ve anormal sakin adam Tayfun Talipoğlu bu seferde Beyoğlu' nda ki sokak müziği yapan insanları konu edinmiş kendine..Kanallar arasında geçerken aslında programın Bam Teli olduğunu farketmeden önce ekranda gördüğüm adamı tanıdığım için durmuştum.Çünkü Beyoğlu' nda o saksafon çalan amcamın fotoğrafını çekmiştim.Amcanın adı Suat mış.Öğrenmiş oldum:)Daha sonra da yine sokakta hergün gördüğüm değişik dıngır dıngır bir enstrüman çalan o hippi gibi çocuklar,ve sürekli olarak "Ne olur ıslak ıslak bakma öyle" şarkısını beni korkutarak söyleyen çoçuğu gösterdiler.Ve ben tabi ki yine İstanbul' u nekadar özlediğimin farkına vardım..Ama az kaldı inşallah en kısa zamanda kısa bir süreliğine kalıcak olsamda İstanbulum' un yollarına düşeceğim..

Daha sonra yine trt1' de Öykü ile Berk çocuklarının programı başladı.O program da bana İstanbul' da ki bir cuma akşamı o programı izlemek durumunda kalıp Asuman Krause'nin kırdığı pot yüzünden utanma hastalığıma yakalandığımı hatırlattı.:)Bugünkü konuklarını tanıyorum ama adı şuan aklıma gelmiyor..Hani bir adam vardır Karadeniz şarkıları söyler.Bana anlamsız gelen ama herkesin çok sevdiği bir şarkısı vardır."Dido dido na ni na " diye hah işte o adam konukları bu sebeple pek ilgimi çektiğini söyleyemeyeceğim.Bir de zaten ben o şarkıdan da korkan tuhaf bir insanım.Evet kabul ediyorum.Bazı insanların sesleri ve söyleyiş şekilleri beni korkutuyor:)Bilirsin tuhafım.Kendim de söylüyorum zaten tuhaf olduğumu;görüyorsun,okuyorsun,duyuyorsun.ne bileyim ben?ah ne bileyim ben?