29 Aralık 2008

herşey çok güzel olacak..

Yeni bir iş,
Yeni bir ev,
Yeni bir şehir,
Daha mutlu bir ben,
Özlediklerimin sayısının artmadığı,
Huzurlu,
Koşturmacasız,
Hastenesiz,
Bol kahkahalı,
Bol yemekli,
Tatlı,
Ülkem için güzel Bir yıl dileyim mi?
















kurabiyeleri kim mi yaptı?Beeen..

27 Aralık 2008

am i blue?


Tunalı hilmi caddesinde garanti bankasının orda oturup mendil ve yarabandı satan gözleri olmayan bir amca vardır.Herzaman farkındayımdır o amcanın.Ama bugün gerçek anlamda dikkat ettim.Teyzem para yatırırken uzun bi süre orda kaldım.Ona baktım.Elinde mendilleri,ayağında bence bir bayana ait çizmeleri birilerinin mendil almasını bekliyordu.Bi an gözlerimi kapadım.Etraftan gelen sesi dinledim.Anlamsızca bi gürültü olduğunu farkettim.Kimisi çok yakınımda,kimisi çok uzağımda,kimisi ortada biryerlerde..Ama en çok bankamatikten gelen ses..Gözlerimi kapadım çünkü tekrar açtığımda etrafı görebileceğime emindim.Sonra bütün bir yol boyunca hep amcayı düşündüm.Yarın üzüntüm geçicek biliyorum,gözlerimi açtığımda etrafı göreceğimi bildiğim gibi...

21 Aralık 2008

aslında bi konu var.


Bence hayat yemek yemekten ibaret olsun.Düşündüm taşındım şu hayatta en mutlu olduğum anların yemek yediğim anlar olduğuna karar verdim.Biri elime paramı versin.Ben o parayla yemekleri çok güzel olan mekanlara gidip,yediklerimle ilgili yazılar yazayım..gazetede yazana kadar şurda yaz bahar.Peki o da olur:)Al şekerim bunları ben yaptım..vişneli limonlu..vişneleri içine koyunca pembe bi kremam oldu:)çok hoşuma gitti.Ama bi daha ki sefer içine vişne koymayacağım.Vişnelerim biraz mayhoş kaldı içinde.Tek limonlu olursa,limon tadına bayılanlar için harika bi kek.Daha yılbaşı kurabiyeleri yapacağım.Bir kutu yapıp dükkan dakilere yollamayı,sonra Halime hocaya yapıp vermeyi,sonra bir de ingilizce sunumum sonunda sınıftakilere vermek için yapmayı düşünüyorum:)İnsan neler yapar isteyince:) ama şekilli kurabiye beklemeyin.sevmiyorum onların tadını.Kutularım yılbaşı içerikli olucaklar merak etmeyin:)

15 Aralık 2008

As long as you believe in me I'll show you my reality .



Bugün bi yalnız hissettim kendimi.Başaksız kaldığımı daha bi iyi anladım sanki.Hem bi sürü arkadaşım var hem de yok gibi.Yalnızlığı oluşturan, benim sürekli yalnız kalma isteğimdir belki.Biraz agresif biraz depresif bi haller içinde halim. Garip garip şarkılar dinleyip tabi ki dizilerimi seyretmeye devam ediyorum.Ders çalışmak?o ne?

*şarkı biraz geç başlıyo ama başlıyo.

14 Aralık 2008

reklamlar.

Kocaman 9 gün bitti.Ben ne yaptım?Hiçbişey.Ders çalışma eyleminin hiçbir kısmını uygulamadım.29 aralık dedin mi dersler biticek.16 ocak dedin mi sınavlar.Hayırlısı olsun.Bahar sıkışmadan ders çalışamayacak galiba bu sefer.Hiç böyle olmazdı.Vardır bunda da bir hayır.

Saçlarımı kestirdim.Kocaman olmuşlardı.Belime gelmeye yakınlardı.Şimdi oldular birden çenemin aşağısında.Birden fazla mı değişiklik oldu bilemedim.Ama kaküllerim uzamalı diye düşünüyorum.Biraz kısa kalmışlar bence.

Şimdi asıl bu yazının yazılmasındaki sebep şudur.İki tane reklam var canımı çok sıkan.1.si Sırma soda ya da gazoz reklamı.Biri bana desin ki "Saçmalama süper bi reklam" Allahaşkına bi anlat diyeceğim.Şimdi iki kişi evleniyorlar.Kız üzgün,oğlan psikopat.Riskli anların resmi içeceği!
Ne bu be?O sahnede sırma falan da çıkmıyor hani o anda gelin bi Sırma gazoz açsa falan hani bi parça.Yok yaa ozaman da olmaz.Ne o ya ne oooo???Hangi ajans,hangi akıl,hangi fikir yaptı o reklamı?Yurtdışında yayınlanmakta olan reklamlardan birinde görülmüş abi süper reklam çalalım bunu demişler de,ama tam olarak anlaşılamadığı için yanlış olmuş bir reklam gibi.

İkinci reklam şu;tam olarak ne reklamı olduğuna dikkat edemedim şoktan.Ama şöyle gelişiyor.Çok seksi bir kız araba yıkamakta.Ve yine seksi bir şekilde Öğretmenim seni ben çiçekten böcekten bıt bıt bıt sözünü söylemeye başlıyor.İşte ardından süngerle sildiği arabanın üstünde ayda bilmem kaç liraya ilkokul arkadaşlarınızı mı bulun diyo nediyo yalan olmasın.Hayır ne olduğunun zaten bi önemi yok.Böyle bi reklam?İçinde öğretmenine seksi bir şekilde mesaj yollayan bi kız?Bi yandan araba yıkıyor?Noluyor yahu?Acaba diyorum,bu reklamı yapanlar düşünmemizi sağlamaya falan çalışıyorlar da ben mi anlayamıyorum?

O anı merak ediyorum mesela,adamlar masanın etrafına oturmuşlar,brainstorming yapıyorlar"sırma gazoz reklamı yapıyoruz.Evet, bence nikah masasında üzgün bi kız olsun, deli bi çocuk olsun, sonra şu laf çıksın" falan mı diyorlar.Ya da şöyle; "Ya bence ayda bilmem kaç ytl' ye ilkokul arkadaşlarını bulma reklamında,öğetmenin olduğu yerde araba yıkayan seksi bi kız olmalı!!abi deli misin?süper fikir" falan mı diyorlar.Ben anlayamadım valla.Ama baştan söylüyorum ikinci reklamı ben anlamamış ta olabilirim.Hani çok mantıklı bir reklam da olabilir.Eğer öyleyse bana bi anlatıverin,rica edicem.Öperim.

11 Aralık 2008

benim adım Bahar!

Benim bloguma insanlar şu ara şunları yazarak geliyorlar:
*and mag, shop and miles---> çok sık aratılıyor.derginin adının duyulması sevindirici:)
*nil kelimelerin dışı süslü içi boş--->Ben de aratmıştım:)
*"çocuk tasması"--->bunu arayan belli bi kesim var.Büyük bir kesim.
*burda hayat şöyle böyle--->valla öyle.
*ellen and portia--->birlikte olmaları bence de sinir bozucu.
*ispanyolca ay ay amor--->ay ay ay ay.
*hani benim sevdiklerim--->Ama bukadar çok aratılamaz bişey!
*kremalı patates lez--->lez derken?
*TANJU OKAN--->severim.
*sinem kobal kaşlar--->kaşları güzel mi yahu bi bakayım ben de.
*bizim evin hallerindeki bahar--->o dizide öyle biri mi var?
*YAZIYI BULAN KİŞİ--->Bir kişi mi bulmuş?:)
*ıssız ada film müziğini kim söylemiştir?--->soru işareti koymasan google cevap vermeyebilirdi.
*birbirimize moraller--->googleda moral aramak.
*hayat boş sinem kobal ile sitede coş--->Benim blogumda coşmayın nolur!!!
*tuvalette sürttüler--->anlayamadım?
öle işte:)

05 Aralık 2008

You love blow and I love puff.

Aşk-ı Memnu 'yu izliyorum evet izliyorum.Bazen kaçırıyorum.Ama izlemeye çalışıyorum.Bu hafta çok sinirimi bozan sahneler vardı.Bi kere genel olarak dizideki duraksamalı konuşmalara tahammül edemiyorum.Birbirlerini 10 saat süzdükten sonra konuşmaya başlamaları beni çileden çıkarıyor.Ama genel olarak dizilerde zaten böyle bi problem var.Neyse.Bihter hanım'ın kıyafetlerinin nekadar rüküş olduğundan ablam Merve' de blogunda bahsetmişti.Ama yetmez.Anormal bi rüküşlük var. Bazı kıyafetleri güzelse bile Beren Saat'in o kıyafetleri taşıyamadığını düşünüyorum.Zaten topuklu ayakkabılarla yürümesi başlı başına bi olay.Yürüyemiyor!(Ben de yürüyemem)Mesela kardeşi rolündeki kızı çok çok anormal beğeniyorum.Hem rol yapışını hem de kıyafetlerini çok hoş buluyorum.Beren Saat'in rol yaptığı bazı bölümlerdeyse maalesefki utanma hastalığım ortaya çıkıyor.Özellikle bu hafta annesine "Bu gözyaşları gerçek sahte değil" derken ki o bana göre abartıya kaçan anormal hareketleri yastıkların altına saklanma hissi uyandırdı.Sinirlendiği anlarda saçını eliyle hızlıca geriye atması falan en tahammül edemediğim hareketler.Ben hiç beğenmezken etrafımdaki bi çok insan da çok iyi rol yaptığını söylüyorlar.Bilmiyorum.Rol yapmak öyle bişey olmasa gerek.Daha normal hareketler bekliyorum.Mesela Kıvanç Tatlıtuğ diğer oynadığı dizilerde bana hiç rol yapamaz gibi gelirken şimdi çok beğeniyorum.Menekşe ile Halil de ya da Gümüş' te oynadığı rollerden farklı olduğu kesin.Kendini geliştirmiş olduğunu görebiliyorum. Ha ben çok mu bilirim bu işleri:)Yok bilmem.Tamer Levent' ten 1 yıl drama dersi aldım.O kadar.Ama konuşmaya hakkım var bence.Beni utanma hastalığına sürükleyen herşeyde az da olsa bi problem kesin vardır:)

Gelelim bu ara ne yaptığıma..Bu ara sadece ve sadece dizi izliyorum,ama durmaksızın.Bir dizi inerken diğer diziyi izlemeye başlıyorum.Ve hiç sıkılmıyorum.Bir yanda Mad Men diğer yanda Dexter.Bi tarafta Prison Break, öbür tarafta Gossip Girl.Gossip Girl' ü daha çok Müge' ye anlattırıyorum:)Ya da izliyorsam sahneleri atlaya atlaya seyrediyorum.Anlamakta hiç güçlük çekmiyorum.Bu ara Prison Break le ilgili bazı ilginç düşüncelerim var.Eski tadı kalmadı.Tamam yine heycanlanıyorum falan ama, ben o dizide duygusallık aramıyorum galiba.Duygusal sahneler olduğu zaman o sahneleri atlamak geliyor içimden.O adamlar hep beni korkutsunlar istiyorum.Ama bu ara bi şaşırdılar.Çözemedim.

Favori dizim;Mad Men.Oturun Mad Men izleyin.Tadından yenilmeyecek türden.

Amy Winehouse dinliyorum. Bu arada Amy Winehouse'un 22 Ocakta Ankara Dip Sahne' de Tribute konseri varmış.Amy Winehouse'un İngiltere'de ki en başarılı tribute'u Marie, Amy Winehouse şarkılarını seslendiricekmiş.Hiç fena olmaz diye düşünüyorum Şurdan Marie' nin sesini dinleyebilirsiniz.http://www.bjorganizasyon.com/

Bi de adımın Bahar olması bu ara çok garibime gidiyor.

İstanbul' a gidememiş olmam hakkındaysa hiç ama hiç konuşmak istemiyorum.Çok canım sıkılıyor.

02 Aralık 2008

Burda hayat şöyle böyle,Yaşıyoruz zar zor öyle..

Nasıl bir koşturmacanın içinde olduğumu tahmin bile edemezsiniz.Çünkü tahmin boyutlarınızı aşar.
Şuan yarın şarap şişemin etiketi için baskıya hazırlanması gereken zımbırtıları hazırlıyorum.
Yarın okulu asmayı düşünüyorum.
Şarap şişemle ilgilenmek baya bi vaktimi alıcak gibi duruyor çünkü.
Hayır baskı alıcam,olmazsa şişenin üstünde gidip bir daha alıcam.of yani.
Şu bayram bi gelsin.
Bayramı sevmem ama şu tatil olayına bi girmek lazım,bi nefeslenmek lazım.
Merak ediyorum işleri böyle çok yolunda giden,işlerini günü gününe yapan insanlar var mı diye?
Hayır ben de programlıyımdır.
Ama son dakikaya kadar belli bi koşturmacası olan programlı olmaktan ne anladım ben?
Şöyle canım bi konsere gitmek istiyor.
Sakin sakin birşeyler çalsın.
Başak gitti ya canım ona da sıkkın.
Geçen gün bi brownie yaptım aklın şaşar,akıllara zarar.
Canım ondan çekti.
Her yaptığım yemeği şuraya koysam blogum patlar.ahahahahahahahahahhahahahha!!!!!!
Böyle de kendimi beğenirim.öperim.
Bi de şu şarkıyı severim

Şimdilik sensiz olmadı.
Tüh, taş yerini bulmadı.
Sen nasılsın iyi misin?
Ne var ne yok hasta mısın?
Yoksa benim gibi boşta mısın?
İyi geceler.