30 Ekim 2008

Kafama portakallı kurabiye düşse belki inanırım.


İnci Pastanesini arayıp "eğer elinizdeki tüm portakallı kurabiyeleri 5 saat içinde Ankara'da bulunduğum adrese yollamazsanız İstanbul'a bir dahaki geldiğimde yerinize uğrar ve elinizde ne var ne yoksa para vermeden deli numarası yapıp alırım"demek geçiyor içimden.Ama sanırım daha iyi bi plan yapmalıyım.Krizdeyim,portakallı kurabiye krizindeyim.
Moralim bozuk bu ara hiçbişey yapamıyorum.Vaktimin çoğunu projelere ayırmama rağmen ortaya hiçbişey çıkmıyo.Uğraşıyorum,uğraşıyorum sonuç saçma sapan şeyler.İmdaaaaaaaaaaaat diye bağırasım var.Neden bukadar verimsizim anlayamadım.Hiç bi projem ilerlemiyo ve teslim tarihleri çok yakın.Bu haftasonu deliler gibi uğraşmam lazım.Hayır ortaya hiçbirşey çıkmamasından rahatsız da değilim rahat da değilim.Psikolojim bozuk sanırım.Ne duygu içerisinde olduğumu açıklayamıyorum.Anlayamadım.Var bi tuhaflık.Ama yetkililerden rica edicem fazla uzun sürmesin bu ebilitisizlik halim.Artık vahiy mi iner?Ben mi yukarıya doğru havalanırım siz karar verin ama bu projelerin bitmesi lazım haberiniz olsun.Hayır çok istiyorum çalışabilmek çok istiyorum.Hatta uzun zamandır hiçbirşeyi bukadar çok istemedim.Hani secret misali çok istersen olur falan ayaklarındayım.Mesela portakallı kurabiyeyi çok istiyorum,gökten yağsın ozaman belki inanırım.Kendime inancım yerine gelir yahu.
Yani kendi kendimi kendime getirebilecek neler yapabilirim?Ankara'da deniz olsaydı şöyle bi iner gelirdim o beni kendime getirir miydi?Yoksa masaja falan mı gitmeliyim?Yoksa meditasyona falan mı gideyim?Yoksa ya Bahar bırak bu işleri sen herşeyi bırak bişey de yapamıyorsun zaten otur kızım evinde bak Derya Baykal'a bak Esra Ceyhan' a ve daha ne vıdı vıdı varsa..
Asıl dün 29 Ekim münasebetiyle evde bulunmuşken Müge Anlı'nın programına şooooyle bir baktım da ...Aiiiiiiiiiy dedim bu kadından korkulur dedim.Yolda görsem korkarım dedim.O ne sinsi bakışlı,ortalık karıştırıcı bi kadın yahuuu dedim!AAaaa..Bilmiş bilmiş.
Bu arada hastalığım hafifledi sayılır.Yani açıklamak gerekirse eğer,dün esneyemiyordum bugün hafifte olsa esneyebiliyorum.Düşünün artık ne haldeydim.Esnemek önemli bir aktivitedir benim için.Gözlerimden yaşlar akar esnerken.Bakın şimdi anlatırken bile esniyorum.Mütemadiyen esnerim.Özellikle de en yakalanmamam gereken insanlarla esnerken göz göze geliriz.
Neyse uzun lafın kısası bu kız çocuğunun ebilitileri geri gelsin.Kafası açılsın.Uykusu kaçsın.Sabahlara kadar proje yapan ve bundan anormal bir haz duyan Tuhaf bir insan ya da yaratık haline gelsin.Aklından fikrinden sürekli uyumak,yemek yemek,uyanıp prison break miş,Madman miş izleme fikirleri çıksın gitsin.amin.

28 Ekim 2008

Noluyoruz?

29 Ekim cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.Bayramımızı kutlayamayacak hale geleceğimiz günleri görmemek dilerimle..O günleri biz görmeyelim allahım lütfen lütfen.

Hayatımda hiç hasta olmadığım kadar hastayım.Ve bu dün birden bire oldu.Ne burnum tıkanık ne ateşim var ama ölüyorum.Çünkü boğazım anormal bir biçimde şişmiş durumda.Yutkunamıyorum,bişey yiyebilmem imkansız.Yutkunurken acımasının dışında normal dururken de zonkluyor,boynuma dokunamıyorum.Kulaklarım ağrıo..20lik dişimde de hafif bi ağrı var ama o hafif ağrı boğazımı bu hale getiremez heralde.Kabakulak mı oldum acaba?Cidden sürünüyorum acıdan.Yüzyıllardır süregelen hastalıklarımla alakası olmayan tuhaf bişey bu ..Sanırım yine yüzyıllar sonra doktora gitmek durumunda kalacağım:(Bi de tam zamanında hasta oldum tabii..Tam projelerin yoğun olduğu zamanda.Şaka gibi..Yarına yetiştirmem gereken iş sayısı yüzbinmilyon tane.

Bu arada haberi artık verebiliriz.Tasarımhane'ye cuma itibariyle başlamış bulunucam işalla..Tabi şu hastalığı bi atlatırsam.Haftanın 3 günü işleri öğrenmeye gideceğim bir aksaklık olmazsa..bakalım bakalım..

Bu arada Hüseyin Üzmez olayıyla ilgili söyleyecek birşey bulamıyorum.Tüylerim diken diken oluyor.Çok kötü çok.Etrafımız sapıklarla ve sapıkları normal karşılayıp onları cezalandırmayanlarla dolu.Korkuyorum çok korkuyorum.

26 Ekim 2008

Küfrediyorum ama içimden.

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir?Neden?Ne tip bi suç işlemiş olabilirim ki kendi halimde yazdığım bu blogumda?Şoka girdim blogumu açtığımda böyle bir yazıyla karşılaşınca?Şaka mı be bu dedim içimden?Niye kapattılar benim blogumu?Başta sadece benim bloguma uygulandı sandım.Sonra bi baktım diğerleri de öyle..İyi de kim ne yazdıysa yazdı da kapatıldı bu bloglar?Benim o blogcuyla ne alakam var?Ben neden onun yazdığı bi yazıdan etkileniyorum?Neden benim yazma özgürlüğüm hiç bi suçum yokken engelleniyo?Eğer ortada bir "suç" işleyen varsa onun bloguna el konulsun.Banane?Hadi engellediniz blogspota girmemizi?Peki ben nasıl girebiliyorum hala acaba?Ya da diğerleri?Tam olarak engelleyememişsiniz demekki..Beni engelleyemediğiniz gibi asıl suç işleyen ya da işleyenler herkimse onları da engelleyemiyorsunuz.Sonuç itibariyle boş beleşe bi iş yapmış bulunuyorsunuz.Lf olsun tora dolsun falan falan.Ben blogumun kapatılmasını gerektiricek hiç bi hata yapmadım.Suçlu muamelesi görmekten ötürü size bi dava açabilir miyim acaba?hımmm bi sorayım..Çatlayın da patlayın da biz yazılarımızı yazmaya devam ediyoruz.OOOH sefam olsun.Daha da bi çok yazasım var günde üçbinmilyon tane yazı yazıcam..Küfrediyorum ama içimden!!!

23 Ekim 2008

tavana güneş asıcam ben.

Hava erkenden kararır oldu.Ne sıkıcı bi durum.Ben kışı severim.Yani soğuğu severim.Sıcak sevmem.Sürekli soğuk su içerim.Soğuk yemek yemeyi dert etmem.Ama kışın en sevmediğim yanı bu.Ha bi de pazar günü saatleri geri alıcakmışız.OOOff.Mesela kışın kestane kebap yemeyi çok severim.Ama yazın da bi çok yerde nasıl olduğunu anlayamadığım bi şekilde heryerde gördüm.İstanbul'da da çok vardı.Çok ilginç.Yazın yenmez ki o ne öyle..

Bu ara yaptığım hiçbişeyden zevk almıyorum.Hiç bi projemi zevk alarak yapmıyorum.Üstümde bir ağırlık sözkonusu.Telefon etmemin çok gerekli olduğu yeri arayamıyorum mesela.Ama benim telefon etme fobim vardır özellikle tanımadığım ilk defa konuşacağım insanlarsa arayamıyorum.Aşamıyorum bu durumu.Gerizekalı gibiyim.

Başak'a vize çıktı.Hayırlı olsun.İstemiyorum Başak gitsin.Valla istemiyorum.Bende yalan yok.

Buarada Şöyle bi planım var.Bu erken kararma durumu için diyorum ki bizim evin tavanına güneş asalım ve bi daha hiçbirimizin yüzü asılmasın.Hem kapalı a olmaz hava hep de aydınlık olur.Nasılım?

19 Ekim 2008

Nil Karaibrahimgil.

Hayat kısa.
Bütün yollar uzun.
Herkes köşeli.
Dünya yuvarlak. (bkz. Ay tutulmasının gölgesi)
Varılacak yer yok.
Sadece yolculuk var.
Kelimelerin içi boş, dışı süslü.
Sadece gözler ve davranışlar gerçek.
Bazı çiçekler pembe, bazlıları beyaz, bazıları dikenli.
Herkes bir yerinde güzel.
Herkes her şeyi yapmaya muktedir.
Ağaçlar sonbahara aşık.
Herkesin tamamen soyunabileceği birine ihtiyacı var.
Herkesin bir ara her şeyini soymaya ihtiyacı var.
Dışarısı soğuk.
Kadınlarla erkekler benzemez.
Herkeste ortak olan, farklı olandan çok.
Sokakta aklına bir şey gelince gülenler, aşık.
Bir erkeğe, bir kadına, bir hayvana ya da bir çocuğa.
Canlılarla sarılı değilsen, hayatın kurak.
Affetmek ve kabul etmek birbirine benzer.
Her şeye başka bir şekilde yeniden bakılabilir.
Her gün teşekkür etmek iyidir.
Her gün şükretmek iyidir.
Her gün en azından birini ya da bir şeyi biraz daha sevmek iyidir.
Koşmasan da olur.
Yürümek insana hep bir sonrası olduğunu hatırlatır.
Bir yerden gidilmez, hiçbir şey bitmez.
Düşündüğün şeyler sana şekil verir.
Bazen sopa gibi olursun, bazen ay çöreği, bazen sabun gibi köpüklü.
Ne düşünüyorsan öyle.
Herkes her şeyi hisseder.
Bulaşık yıkamak ve yemek yapmak anne.
Aile en sağlam sığınak.
Belli bir yaştan sonra herkesin yüzü üzgün.
Alışkanlıkları terk etmek alışılmadık.
Delilik yaygın.
Bazı şarkılar kalbi ikiye ayırabilir.
Altı ay sonra ölecek olsan nasıl yaşardın?
Tek soru var o da bu.
İnsan gelecekkolik.
Gelecek daha gelmemiş bir şimdi.
Geçmiş olmuş bitmiş şimdiler.
Asansörde yanındakilerle konuş.
Konuşmamak ruhu kısar.
'Off' diye bağır, 'hey' diye bağır, 'aaaa' diye bağır.
Yüksek sesler çıkarmak, coşkulu şeyleri yanına çağırır.
Ne yöne saparsan sap, virajlı.
Hayat anlar gibi olunamayan şey.
Paylaşmaktan başka şansın yok.
Hayatındaki her şeyi serbest bırak.
Yerçekimine güven.
Sayıklamak serbest.
'Sen yeter ki sev' şarkı sözü.
Nil Karaibrahimgil...
Açık ve net konuşuyorum.Ben dün Nil Karaibrahimgil olmak istedim.Bi insan bukadar güzel olup aynı zamanda bukadar akıllı ve derin düşüncelere nasıl sahip olur?Belki bu yazı size sıradan,kolay bi yazı gibi görünebilir.Ama benim içimde bişeylerin hareketlenmesine,kafamda yeni şeylerin canlanmasına ve hayal kurmama sebep olan bi yazı.Hatta bana ilham veren diyebilirm.Benim niye aklıma gelmez böyle tuhaf şeyler?Aslında gelir de dile mi getiremem nedir?çözemedim ki..

18 Ekim 2008

Tek taşımı çöpten adam aldı.

Efendim teyzemin ve annemim birlikte çalıştığı dedemden kalma bir takı ve hediyelik eşya dükkanımız var bizim.46 yıldır da aynı yerinde durmakta.Yazın bahsetmiştim...Zaman zaman oraya yeni mal gelir.Bize de yeni gelen ürünlern birer numune mutlaka getirilir.Kendi dükkanımız diye söylemiyorum süper takıları orada bulabilirsiniz:)

Ve yine yeni ürünlerin geldiği bir haftanın içine girdik.Ve tabi ki hemen en beğendiğimi aldım:)Dünyanın en tatlı kolye uçları benim oldu.Bi bakın şunlara yahu..Anormal tatlılar.:))

15 Ekim 2008

Bizim evin halleri(!)

Bugün okuldan erken çıktım.Normal zamanlarda akşam 8 gibi falan çıkıyorum.Mesela dün..Neyse bugün erken çıktım.Eve geldim.Odam çoooook dağınıktı,önce onu topladım.Sonra Merve'nin arkadaşı Pınar cumartesi nişanlanıyor,onun menüsü için kapak tasarladım.

Bu arada gündüz kuşağında televizyonda ne var ne yok diye bi baktım.Ben normalde oturupta televizyon izleyen bi insan değilim.Eskisi gibi dizileri de takip edemiyorum.Çok sevdiklerimi bile yarım yamalak izliyorum.Zaten salondaki televizyon annemle babamın.O televizyonda bütün kanallar çıkmakta,mutfaktakinde belirli kanallar çıkmakta.Yani oturupta salonda bişey izlediğim nadirdir
.İzlersemde annemle babam hangi diziyi seyrediyolarsa ona bakarım :)

Neyse bugün açtım mutfaktaki televizyonu.Bizim Evin halleri vardı.İlk defa görüyorum.Zaten atv'de olması beni şaşırtan bi unsurdu.Sonra baktım baktım.Kimseyi tanıyamıyorum.Ama ben bu diziyi izlerdim eskiden yahu.Niye kimse eski kişiler değil orasını anlayamadım.Bi de karakterlerin kişilikleri değişmiş.Herkes bi bunalım,bi sinirli...Alla allaaa ne bu yahu derken.Bi baktım ki dizidekiler sadece ağlıyor.Benim bildiğim Bizim evin halleri,saçma sapan esprilerin yapıldığı anlamsız komiklikte bir diziyken daha güzeldi.Eve ozaman da saçmaydı ama en azından böyle bunalım bi dizi değildi.

Diziyi bu hale sokmak kimin aklına geldi bilmiyorum ama hiç iyi olmamış.Ama adamlarda baktılar ki gözyaşı,entrika iş yapıyo biz de alalım bu diziyi o hale getirelim.Ama bari adı bizim evin halleri olmasaydı.Ne bileyim aynı ekiple üzüntülü bi dizi yapsaydınız.Ama o saatte evde olan hanımların da bu içkarartıcı konular daha çok dikkatlerini çekmektedir tabii.

Hani bi kadın vardı ya dizide, o kadın adını bilemedim şimdi,büyük anne rolündeki kadın,huysuz bi teyze haline dönüşmüş mesela,çok ilginç..

Ne gerek var ki böyle bunalım takılmaya.Zaten gün boyunca saçma sapan bin tane güncel olay oluyor.Azıcık eğlenceli şeylere ihtiyaç var diye düşünüyorum..Düzeltin bizim evin hallerini.Gelin bizim evin halini çekin.İzlenme rekorları kırarız:)

13 Ekim 2008

İçgüveysinden hallice.

Bugün şanslı günümdeyim çünkü;
*hoca projemi beğendi.
*aspava'da yemek yedim.
*sonunda yabanmersinli tartın tadına bakabildim.
*eve giderken durağa gelmeme daha vakit varken otobüsü süren amca beni yarı yolda almayı kabul etti.
*Bora hocanın dersinde ufkum genişledi.
Şimdilik bukadar
Bugün şansız günümdeyim çünkü;
*portakallı kurabiyem yok.
*annem ve Merve bu gece İstanbul'a giderken ben onlara katılamıyorum.
*Ankara'da pelit pastanesi yok.(bunun için hergün şansızım)
Bu da bukadar..

Şimdiiiiii gelelim şu konuya... Biiiiiiiiiiiir!Bugün Başak Hanım kardeşimle buluştuk.Beril hanım hasta imiş,gelemedi.Başak'ın yarın vize görüşmesi var.Koydu kafaya bu Amerika işini.Ben bile heycanlandım vize alır mı alamaz mı diye.Ama istemiyorum almasını.O istiyo diye istiyorum bi tek..Aslında istemiyorum.Napıcak orda bizsiz?Biz napıcaz burda onsuz?Kasım'da giderse Temmuz'a kadar gelmicekmiş bi de.Al işte!!

İkiiiiiiiiii!Tesadüf eseri baktığımız kuyumculardaki tam tur yüzükleri çok beğendim.Ama anlayamadım.Ben? tam tur yüzük?pırlanta?Noluyor yahuuuuu!Delirdim mi ne?

Üüüüüç!!Babam işi gücü bırakmış evdeki bütün narları ayıklamış kocaman bir kasenin içine..Faydalı bir iş tabii.Bahar nar sever çünkü.
Döööört!Çok uzun zamandır beğendiğim ve almaya karar verdiğim o çantayı sanırım alacağım.Beğendiğim mağazada 3 tane olması içimi rahatlatan tek şey..Bir zaman benim param olacak ve ben o çantayı alacam.edecem.gidecem.Bunu da böyle bilin.Çanta pek pahalı fekaaat değer.Ordan daha evvel aldığım Marlyn Monroe'lu çantamı hergün takarım bilirsin.Vakt-i zamanında ona da çok para vermiştim.Ancak deydi.Yıkanıyo bile hahaaayt!!!Benden bukadar.

Bugünkü konuşmama şöle son vermek isterim..öhööm öhööm "yine mi güzeliz yine mi çiçek?Kur masayı madam Despina,taze mi bitti topik?canın sağolsun lafı olmaz aramızda"

08 Ekim 2008

Homini,Pufidi,Tumba(Bahar Abla)

Benim için;
  1. İngilizce sunum konusu bul.(ilginç olsun)
  2. Bi kavram belirle,onunla ilgili görsel bişeyler hazırla.
  3. Bizim bölümün üst katına işaretlendirme sistemi hazırla.
  4. 3d logosu yap,cdsi ve kutusu olsun falan falan..
  5. Sevdiğin bi filmi seçip,filmle ilgili bi kavram belirle,sonra o kavramla ilgili kısa film çek.
  6. Bi ambalaj tasarımı yapıver.

Şimdilik bukadar..Benim halim yok anlatmıştım:)Yani bunları yaparsan çok makbule geçer.Çünkü benim kolumu bile kaldırıcak halim yok.Bak bi de uyku bastırdı ki sorma.Ama sen şimdi dersen ki "Bahaaaar ben seni bu halsizlikten çıkarırım,bi silkelerim kendine gelirsin" ..ozaman hiç durma silkele beni.Ama işin zor söyleyeyim.Uyku gözlüklerimde kafamda..Tam modumdayım.

Bi de hiç bitmeyecek bi portakallı kurabiye yığınının içine düşmek istiyorum.Bana portakallı kurabiye verin.

Günün şarkısı:Sezen Aksu'dan Homini,Pufidi,Tumba,önemsenmesi gereken sözleri:şarkının neredeyse tümü.Şöyle ki..

Oturalım arkadaşlar
Dinlenelim artık biraz
Esneyelim uzun uzun
Ne manasız şey çalışmak
Hayat hoş gerisi boş
Haydi yeşil kırlara koş
Sana ne dünya halinden
Sen az kudur habire coş
Homini de gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak

Ne kadar uyar bu şarkı bana?Adı Bahar abla olsun bu şarkının..Geçsin kayıtlara bi zahmet...

07 Ekim 2008

İnanırsam insafsızım tatsızım.

Birşeylere başlayamamak..Böyle biri değildim ben.Daha hevesliydim.Okul açıldı ,projeler verildi,düşünesim bile yok.Ki düşünme kısmı en çok vaktimi alan.Ama bende tık yok..Halim yok hiçbirşeyi yapmaya..Mail atmam gereken insanlara bile mail atamıyorum.Halbuki internetin başındayım.Bir korku var içimde, bi cesaretsizlik..Nerden başlayacağını bilememezlik..Hiçbirşey bilmiyormuşum gibi hissetmek,kendine inanmamak.Çünkü inanırsam insafsızım,tatsızım.Çok yeni duygular bunlar.Böyle değildim ben.Ne yaptı beni böyle?Bilemedim.Harıl harıl çalışasım da var çalışmayasım da..düşünesim de var düşünmeyesimde.Bi işler yapasım var ama nası işler?Fikirlerim var ama,neydi ki onlar?Biri bana yardım etsin.Ben severdim herşeyi,çalışmayı,araştırmayı..noluyo ya?İmdaaaaaaaat!

Günün şarkısı Nil Karaibrahimgil "Meyve Tabağı".dikkate alınması gereken sözler:

Birkaç güzel fikir buldum.Ama elden çıkardım.İnanırsam insafsızım tatsızım.

Merve doppio cookie yapmış,kokusu geliyo, gideyim de yiyeyim..

04 Ekim 2008

Huysuzum ben.

Şİmdi şöyle,ben kapalı alışveriş merkezi kavramından nefret ettim diye güzel Ankaram'da durmaksızın bir alışveriş merkezi açılması sözkonusu.Kapalı mekanda alışveriş yapmak beni benden alıyor.Başıma ağrılar giriyor.Bişeyler alacağım varsa bile alamayacak hale geliyorum.Üzerime 4500 tane öküz oturmuş,ardından kalkmış ve ben bunun sonucunda halsiz kalmışım gibi bi uyuzluk çöküyor üstüme.Dükkanların içindeki ışıklar sıcaktan bayılmama sebep oluyor.Bi de ortalıktaki çoluk çocuk ve hamile kadın sayısını gördükçe daha da bi fenalaşıyorum.Yanlış anlamayın çocuk severim ama bi yere kadar.Bi de 5 yaş grubu çocuklarını pusete oturan aileleri anlayabilmiş değilim.Neden yani?Yürüsün çocuk..

Lacoste' ta bize çok kötü davranan tezgahtar kız!!Sana sesleniyorum.İçimden bütün kıyafetleri alıp kafana atmak geldi haberin olsun.Ama sen benim bakışımdan anladın neler yapmak istediğimi!!!

İçerisinde bu mağzaların bulunduğu açık alanda yeni açık alışveriş merkezleri yapımını teklif ediyorum,lütfen gözönünde tutulsun.Farz-ı misal Kanyon..Tamam orda da çok üşüyorsun falan ama zinde alışveriş yapabiliyorsun.Alışveriş maruzatım şimdilik bukadar.Kusura bakmayın çok dolmuşum..

İkincisi,yarın Pazar olmasın,ertesi gün de pazartesi.İstemiyorum okul açılsın.Ay valla çekemem o tempoyu.Yok 3d logosu falan.Yok ben almıyım hocam valla.İyiydim böyle..nolur ya..ıı ııh yok valla istemiyorum:(

Üçüncüsü, Kavak yelleri'nde Aslı'nın Mine'yi oturupta hiçbirşey söylemeden dinlemesini anlayabilmiş değilim(!)Kız ağzını açıp ta "ya Mine sen benim sevgilimle biz onla çıkarken yattın, sen burda konuşucak en son kişisin" diyemedi ay diyemedi.Delirtti beni.Ömrümden götürdü..Gerçi belki de böyle durumlarda hiç konuşmamak daha mı iyidir nedir?Bilemem..

Bugünün şarkısı Mirkelam'dan "Tavla".Şarkının önemsenmesi gereken sözüyse Bu oyun hep çileli bana zarlar hileli.hım yazın biyere hadi bakayım...Bi de kafama takıldı teyzem portakallı kurabiye getirir mi acaba??Öperim.