13 Eylül 2008

Güzel bir gün.

Dün çok eğlenceli bir gün geçirdik Beril,Başak ve ben.Biara okadar çok güldük ki karnım ciddi anlamda ağrımaya başladı..Asansörde bitmek tükenmek bilmeyen bir gülme krizine yakalandık ki o en fecisiydi.İftara "Uludağ" restorana gittik.Uludağ Ankara' daki en iyi iskendercilerden biridir.İskenderi de gayet güzeldi,süperdi,lezzetliydi..Ama iftar deyince ben sanırım daha çok şey bekliyorum restorandan.Ve bunu en iyi başaran restoran hiç şüphesiz ki Bahçelievler 4.caddedeki "Karacaoğlu".Her bakımdan iftar anlamında gözümü,ruhumu ve karnımı en güzel şekilde doyurabildiğim yer.Bu yıl da mutlaka oraya giderim.Gidersem fotoğrafları da çekerim.

Ardından Starbucks' a gittik.Tatlı krizimizi bastırmak amacıyla..Ben tabi ki Browniecheesecake yanında vanilya frappucino içine ahududu şurup,üzerine çikolata soslu spesyalimi içtim.Tüm bunları yedikten sonra artık nefes alamayacak bir halde eve doğru yürüdüm.Yürümek çok iyi geldi demek isterdim ama yediğim şeyler yürüyüşle falan atlatılabilcek gibi değildi..Mide fesatı geçirmek dedikleri şey böyle birşey olsa gerek.


Eve gittiğimde saat 11 geliyordu.Ve dünyanın,evrenin,kainatın en tatlı yaratıklarından biri olan Zeynep hanım bize o saatte teşrif ettiler:)Saatin 11 olmuş olmasından hiç etkilenmemiş bu cüce varlık,adeta bütün enerjisini toplamış bir halde benimle oyunlar oynadı.Zeynep 4 yaşına girmek üzere ya da girdi.Önce birbirimizin fotoğraflarını çektik.Benim koca fotoğraf makinam elinde benim fotoğrafımı çekmeye çalışırkenki hali asıl fotoğraflanması gereken sahneydi.Okadar çok yeni kelime öğrenmiş ve okadar çok konuşuyor ki kendisini büyümüş gördüm fazlasıyla..Her dediğim kelimeyi anında sözcük dağarcığına katabilme kapasitesine sahip.Eski telefonumuzun numaralarını çevirmekten çok büyük zevk alır.Ama saatlerce numara çevirmek bana göre değil:)Ben de ona "neyse sen çeviredur ben içeri gidiyorum" dedim.Beni tabi ki hiç takmadan çevirmeye devam etti.Sonra teyzem "ellerini bi yıka da gözlerine sürüp duruyor" dedi(gözleri alerji olmuş.kendisi bunu ağlamıyorum merak etme diye bana açıkladı)Ben de "hadi Zeynep ellerimizi yıkama vakti" dedim.Bana verdiği cevap "hani ben numaraları çeviredurucaktım?"oldu.:)Favori kelimelerinden biri de "Hatta" bunu çok sık kullanmaya başlamış.Salondaki boy boy fillerimizle oynarken en büyük fil baba,bir küçüğü anne,Onun bi küçüğü teyze,diğeriyse teyzenin kocası oldu.Israrla teyzenin kocasının teyzeden küçük boyda olmasını istedi:)Nedenini anlamak imkansız..Neyse biz fil ailesi olarak tatile çıktık.Deniz olarak da yatağımızı seçtik.Ama Zeynep yatak denizimizle ilgili olarak şunları söyledi "Daha kalın bir denize gidelim, bu deniz hiç kalın değil.."Demek istediği sanırım denizin derinliğiyle ilgili birşeydi:) Okulda ne yaptığını sorduğumuz zaman anlatmaktan sesi kısıldığı için bu konuyla ilgili konuşmak istemediğini söyledi:)Zeynep'in fotoğrafını buraya koymayı çok isterdim ama nazar değer korkusuyla vazgeçiyorum:)Zeynep seni çok seviyorum.

Hiç yorum yok: