31 Ağustos 2008

Mecaz-ı aşka inandım,güneşli havalarda..lalalla!!

Dün sabah güne çok kötü başladım.Ancak günün ilerleyen saatlarinde çok eğlendim.Sabah kalkıp dükkana gittim,teyzeme yardım için.Sonraysa Pınar' da günüm vardı oraya gittim.Pınar şahane yemekler yapmış.Oturduk,hoş5 hoş5 hoş5..Sonra günümüz sona erdi.Pınar Bilkent'te oturuyor.Aşşaya indik otobüs beklemekteydik.Sonra fotoğraf çekmeye başladık ki uzun zamandır bukadar eğlendiğimi hatırlamıyorum:)Hepimiz aynı anda zıplayarak fotoğraf çekilmeye çalıştık ki ben hiç beceremiyorum bu zıplama işini.Gerçekten bu konuda bir gerizekalılık var üstümde.Ben zıplamayı bilmiyorum yahu yapamıyorum:)Komik bir halim var.Neyse,bu işi birkaç kişi aynı aynda yapmaya çalışıp,makinayı kurup,makinanın zamanlamasına uymaya çalışmak daha bir komikti.Ama Yudum kendini aşmış bir şekilde bütün fotoğraflarda havada çıkmayı başarabildi:)

Otobüsü yaklaşık olarak tam 1 saat bekledikten sonra Real'in ordan geçerken billboardlarda MFÖ konseri olduğunu gördük,Cepa' da."AAaaa keşke gitseydik" falan derken ben kendimi annemlere "biz MFÖ konserine gidiyoruz" derken buldum.Ardından Pınar'ı aradık ve "biz konsere gidiyoruz gelir misin? "dedik.O da "Atatürk Hastanesi' nde inin ben sizi ordan alayım" dedi.Otobüsten indi,Pınar bizi aldı,Cepa' ya gittik..

Arabayı parkettikten sonra kızlar Cepa' da kurulan Luna Parkta ki Crazy Dance e binmek istediler.Ben tabi ki binmedim:)Ödüm kopar öyle şeylerden.Ona en son Hacettepe' nin şenliklerinde bindiğimde kalp krizi geçiriyorum sanmıştım.Neyse bizimkiler bindiler çığlık çığlığa:)ben de onları seyrettim.Ama onlar ordayken benim karnıma ağrılar girdi resmen...

Ardından Pınar' ın ablası Deniz' le buluştuk.Böylelikle geceye tam bir kardeşler grubu olarak devam ettik:)Merve-Bahar,Yudum-Yağmur,Deniz-Pınar kardeşler olarak:)

Dün Cepa'nın 1.yaşı, hem de 30 Ağustos olması sebebiyle inanılmaz güzel bir havai fişek gösterisi oldu,10.yıl Marşı eşliğinde..Sonraaa MFÖ sahneye çıktı:)Çok özlemişim onları. 3.kez konserlerine gidiyorum.Sanırım 13. kez de gidicem..Süperlerdi:)Konser bitmek bilmedi.O kadar uzun kaldılar ki sahnede nerdeyse bütün şarkılarını söylediler.Bütün şarkılarını dinlemeyi çok özlemişim .Konserde hiçbir sıkışıklık yoktu.Çok fazla amele de yoktu:)Ama bazı tuhaf insanlar market arabalarıyla birlikte konser alanında durup,konser bitmeden konser alanını arabaları da olduğu yerde bırakıp terkettiler..Salaklıklarına veriyorum.Önemi yok.Çünkü ben o anda onlara sinirlenemeyecek kadar mutlu bir şekilde şarkılar söylüyordum:)Konser sırasında fotoğraf makinasını birine verip fotoğrafımızı da çektirdik:)Fotoğraflar henüz elime ulaşmadı ama ulaştığı anda bir bir koyacağım.Konserde birdenbire önümüze geçip mal gibi dikilen Ajdar kılıklı beyefendiyi arkasından kulağına doğru çığlık çığlığa şarkı söyleyerek yıldırdık:)Fuat ve Özkan' ın müzik derslerinden de sağlimen geçtik:)Konser, kimin olursa olsun mükemmel birşey.Kimin konseri olursa giderim.Herzaman da söylerim Alişan' ın konseri olsa yolumun üstünde, giderim diye...Çünkü canlı müzik, ne tarz olursa olsun benim kendimi bir şekilde eğlendirmemi olanaklı kılıyor.Yanımda bir de çok eğlenebileceğim insanlar varsa Alişan konserini de kaçırmam:)Konserde 8. şarkı bana olsun dedim ve bana çıkan şarkı "Psikopatım" oldu:)Kişiliğimle bütünleşmiş bu şarkıyı da büyük bir zevkle seslendirdim:)

Gecenin sonunda Pınar sağolsun bizi Zeharana' ya bıraktı.Salonda Büş ve Zehra yerde Merve ve ben koltuklarda balkon kapımız sonuna kadar açık uyurken, gecenin bir saati kapımızın sesine uyandık..Yüreğimiz ağzımıza geldi.Gelen tabi ki ayıcık Recai' ydi:)Kendisi de içerideki bir odada uyudu..Sabah 8.30 da Büş'ü işe giderken gördüm..Sonra 11 gibi biz kalktık.Teyzem kahvaltıyı hazırladı..(Buarada Recai en sevdiğim kolyemi boynuna takıp vermeme durumlarına girdi..Umarım verir.Vallahi ağlarım!!!!!)

Sonra biz Merve'yle evimize geldik.. Evde işler bitmek bilmiyor..O dolap senin bu çekmece benim düzeltip temizliyoruz..Badana yorucu ama güzel bir şey.Evimizden bir yük kalktı sanki evimiz şişkoydu da zayıfladı gibi oldu..Anladın sen...Öperim yanaklarından.

26 Ağustos 2008

Biraz deniz biraz uykuu bütün isteğim buydu..

Bugün babamla Fazlı dedemden yani babamın babasından yani benim hiç görmediğim dedemden bahsettik.İnsanın birini tanıması ama aslında o kişiyi hiç tanımaması kadar tuhaf bir duygu daha olamaz.Sadece anlatılanlardan ve fotoğraflardan bildiğin biri.Ama o senin tanıdığın(?)Nerden tanıdığın?Hem de çok yakın tanıdığın,ama değil..Tuhaf tuhaf birşeyler.Mesela bugün aynı şeyi görüşmediğimiz kuzenlerimiz Bora ve Barış için de düşündüm.Bora cuma günü evleniyormuş.Ben onları hayatımda 1 kez gördüm o da yıllar önce.Babamdan şahiti olmasını istemiş:)Ne tatlııııııııııı!!!:)

İstanbul olayı yine oldu bir düğüm.Sanırım gidemeyeceğiz ama gitmem şart falan falan..Önce Başak' ın abisi bu haftasonu gelicek diye Başak vazgeçti haklı olarak..Sonra bizim haftasonunun karışıklığından annemle bahsedince de ben vazgeçer gibi oldum..Off ne zor şeymiş karar vermek aman bee!!!(Başak sana yanlış birşey söylediysem özürdilerim bu arada)

Dükkanda bugün canım çıktı desem abartmış olmam.Çünkü bir hayli temizlik ve değişiklik peşindeydik.Ama annemin daha haberi yok süpriz olacakmış,söylemiyoruz.(Merve sen de yazımı okuduktan sonra söyleme lütfen)

Merve' nin odası baya bi mavi olmuş.Çok beğendim ben.Benimki hala boyanmadı:(Bu sabah gözümü açıp renk seçtim.Uyku sersemi umarım doğru bir seçim yapmışımdır.Bomba bir renk çıkıpta beni şaşırtmaz inşallah.

Bu ara telefonun yaydığı radyasyona takmış durumdayım.Efendim telefonla konuşurken sol kulağımıza tutucakmışız çünkü beynin sağ tarafı radyasyondan etkilenmeye daha müsaitmiş.Bir de telefonla konuşurken,telefonla kulağımızın arasına parmağımızı koymalıymışız.Sonracığıma telefonumuz şarj olurken kesinlikle telefonla konuşmamalıymışız.PatlayabilirmişGece yatarken telefonumuzu mutlaka kapamalı,kapamakla kalmayıp uyuduğumuz odanın dışında başka bir odaya koymalıymışız vs vs...

Evet ultra yorgun olduğum bir günün daha sonuna geldik..Biraz deniz biraz uyku bütün isteğim buydu sözlerini bilir misin?İşte onu söylüyorum.

ps:Köpek istiyorum.Nası olur bilemiyorum oof oof..

25 Ağustos 2008

Yorucu 1 gün.

Hayırlı akşamlar olsun.Efendim bugün bütün bir gün boyunca hanımların takı istekleriyle fazlasıyla haşır neşir olduktan sonra babam beni dükkandan aldı.Ancak praktikere ışıklarımız için anahtar almaya gittik.Ve ben bir kez daha herşeyin çok pahalı olduğuna ve kendi evime çöp bile alamayacağıma karar verdim.:)Aldığımız 15 tane anahtar maşallah baya bir yüklü tuttu.Önce dükkan sonra praktiker ve babamın ince ince herşeye bakması sebebiyle ayak tabanlarımı hissetmiyorum..

Dükkan bugün baya bi hareketliydi..Öncelikle 80 yaşındaki Ayten teyze tam yemek yiyeceğimiz vakit ve benim açlıktan tam öldüğüm sıralarda,bizlere hayatımda tanımadığım ve hiçbir zamanda muhtemelen tanışamayacağım yiğenlerinin, fotoğrafçıdan yeni aldığı yaklaşık 200 kare resmini gösterdi:)Öğle vaktinde bir an kafamı kaldırıp dükkana baktığımda içerdeki kadın sayısını sayamayacak haldeydim.Ardından Serpil ablaların evlerini yapan mimar hanım geldi ve yaklaşık olarak bir 4 saat falan oturdu.Kendisi bir hayvansever.Dükkanımıza yapmamız için bir sürü yenilik söyledi..Akşama doğruysa günün en bomba ve dedemin 50 yıllık müşterileri olan Aysel teyzeler geldi.Kendileri süslerine ve gezmeye düşkün iki kız kardeş.Ama çok tatlılar.Erdek' te yaptıkları tatili anlatırlarken ben ağzım açık onları dinliyordum:)Tatildeki musevi arkadaşlarının ne kadar mükemmel insanlar olduklarından bahsettiler..Aysel teyzenin ablası tatildeyken protezleri yüzünden çekirdek çitleyememiş ve Mösyö Moris onlar Ankara' ya döndükten sonra evlerine iç çekirdeği yollamış koliyle:)Aysel teyzeler bugün kendilerine ziyafet çekmeye karar vermişler.Akşam Uludağ' da yemek yiyeceklerdi:)Bayıldım onlara bayıııldııııım:)Biz de Merve'yle yaşlanınca ayağımızda tatilden aldığımız aynı terliklerimizle,parmaklarımıza taktığımız şıkır şıkır yüzüklerimizle Uludağ' a yemek yemeye gideriz umarım:)hahahha...

Merve odama taşındı..Hatta babam da taşındı çünkü evde henüz iş görülmemiş 2 odadan biri benim odam.Şuan yerde Merve yatıyor,babam da masada bilgisayarın başında iddaa kuponlarını değerlendiriyor:)Ben de bugünün yorgunluğuyla birlikte uykunun yolları taştan diyerek yazımı sonlandırıyorum..Saat daha çok erken farkındasın değil mi?Ama çalışmak zor şey bilirsin..

ps:Hala köpek istiyorum ama aylık masrafını nasıl karşılayabileceğimi düşünüyorum.

24 Ağustos 2008

vs vs..

Anormal bir sıcak var.Tahmin edilebilir boyutta olduğunu düşünmüyorum.Yani başka bir şehirde bir insana Ankara' daki sıcaktan bahsetsek, anlayamaz şuan nasıl bir cehennemde olduğumuzu.

Çok yorgunum.Pencerelerimiz değişti.Badanamız yarın başlıyor.1 hafta daha bunu nasıl kaldırabilirim bilmiyorum.Ben ilerde kendi evim olduğu zaman sanırım badana falan uğraşamam.Sonunda evim çöp ev haline gelir.Ama kimin umrunda!?

Badana eziyetten başka birşey değil.Ya da evde ustaların başında bekleyecek birisi olsun.O beklesin badana bitsin..Biz badana yapılırken diğer evimizde yazlıkta falan olalım.Sonra usta, evde ustaların başında bekleyen kişi(kim olur bu bilemiyorum)evin bütün işlerini bitirsinler biz eve öylece konalım.Çok mu ütopik?Sanırım biraz :s

Yazıma devam edersem sürekli olarak nekadar yorulduğumdan ve bu haftanın nasıl bitebilir olabilitesinden bahsedeceğim.Dolayısıyla yazımı burada sonlandırıyorum.Hayır devam edersem sıkılırsında ondan dedim.Öperim.Muchos Besos..

ps:Hala köpek istiyorum.İlgilenenlere duyurulur.

23 Ağustos 2008

Tv and B.

Uzun çok uzun zamandır magazin programı seyretmiyordum.Hatta televizyon seyretmiyordum.Hayretler içinde kaldım yine:)Özellikle Hülya Avşar'ın kızı Zehra' nın göbeğine,vücuduna vs..O çocuk nolucak öyle allahaşkına?Kaç yaşında ki o? Düzelir mi?Üzüldüm vallahi.Çocuğu bi diyetisyene götürme fikri akıllarına gelmiyor mu acaba?Hayır görüntüyü geçtim çocuğun sağlığı ne halde kim bilir..Sonra Feraye Tanyolaç ve Zehra' nın anormal derecede birbirlerine sarılmaları?Aslında çok yapay gelmedi bana..Böyle bir içtendiler sanki..Ama çok sık ve fazla sarılıyorlar galiba..Çözemedim..İbrahim Tatlıses ise atmış kendini bi havuza yüzüyor..Bir an nedense orda olsaydım o adamdan sonra o havuza giremezdim diye düşündüm..Ne bileyim tuhafım ya biraz ondandır.Sonra Deniz Akkaya' yı sevgilisi ağlatmış,hüngür hüngür ağlıyor.Neyse sonunda barıştılar.Hesaplarını ödeyip, yemek masasından kalktıktan sonra sahilde yürürlerken dikkat ettim adam Deniz Akkaya' nın yanında cüce gibi kalıyor.Gerçi kadın iri,insan irisi yanına kim gelse öyle gözükür heralde.Uzun boylu olmak zor birşey olsa gerek..Ondan sonra Hande Yener iyice çıldırmış bir şekilde sahnede yerlerde kendini ordan oraya atıyordu.Napıyor ki dedim içimden.Bunun gerisini öğrenemedim.Çünkü izlemedim.Sonra Erdal Acar' la eşi, Petek Dinçöz' le kocası Ajda Pekkan' ı seyretmeye gitmişler.Böyle yan yana oturmuşlar,yüzyıllardır seviyeli bir ilişki içinde olan aile dostları gibi..Vs vs...Bukadarı yeter bana.


Ondan önce, yani magazini izlemeye başlamadan önce Bam Teli vardı trt1' de..O sessiz ve anormal sakin adam Tayfun Talipoğlu bu seferde Beyoğlu' nda ki sokak müziği yapan insanları konu edinmiş kendine..Kanallar arasında geçerken aslında programın Bam Teli olduğunu farketmeden önce ekranda gördüğüm adamı tanıdığım için durmuştum.Çünkü Beyoğlu' nda o saksafon çalan amcamın fotoğrafını çekmiştim.Amcanın adı Suat mış.Öğrenmiş oldum:)Daha sonra da yine sokakta hergün gördüğüm değişik dıngır dıngır bir enstrüman çalan o hippi gibi çocuklar,ve sürekli olarak "Ne olur ıslak ıslak bakma öyle" şarkısını beni korkutarak söyleyen çoçuğu gösterdiler.Ve ben tabi ki yine İstanbul' u nekadar özlediğimin farkına vardım..Ama az kaldı inşallah en kısa zamanda kısa bir süreliğine kalıcak olsamda İstanbulum' un yollarına düşeceğim..

Daha sonra yine trt1' de Öykü ile Berk çocuklarının programı başladı.O program da bana İstanbul' da ki bir cuma akşamı o programı izlemek durumunda kalıp Asuman Krause'nin kırdığı pot yüzünden utanma hastalığıma yakalandığımı hatırlattı.:)Bugünkü konuklarını tanıyorum ama adı şuan aklıma gelmiyor..Hani bir adam vardır Karadeniz şarkıları söyler.Bana anlamsız gelen ama herkesin çok sevdiği bir şarkısı vardır."Dido dido na ni na " diye hah işte o adam konukları bu sebeple pek ilgimi çektiğini söyleyemeyeceğim.Bir de zaten ben o şarkıdan da korkan tuhaf bir insanım.Evet kabul ediyorum.Bazı insanların sesleri ve söyleyiş şekilleri beni korkutuyor:)Bilirsin tuhafım.Kendim de söylüyorum zaten tuhaf olduğumu;görüyorsun,okuyorsun,duyuyorsun.ne bileyim ben?ah ne bileyim ben?

22 Ağustos 2008

Bana doğumgünümde köpek alın lütfeeeen!!!

Kalbim ağrıyor:(Kim için mi? Tekneleri annesi sanan yavru balina için:(Ona okadar üzüldüm ki anlatamam..Yatın ve teknelerin yanından bir an olsun ayrılmadan onlardan süt içmeye çalışıyormuş..1-2 aylık olan bu balinacığın aslında 1 yaşından önce annesinden ayrılmaması gerekirmiş ama bu yavrunun annesi kayıpmış.Allahım ne kadar trajik!!Köpekbalıkları onu çok hırpalamışlar ve çok yaralanmış artık:(Yetkililer yavrunun uyutulmasına karar vermişler..Çünkü her defasında açık sulara bıraktıklarında teknelere yakın durmayı tercih ediyormuş:(Önce sakinleştirici verip sahile çekiceklermiş daha sonra da kalbine ölümcül ilacı enjekte ediceklermiş:(Ayy çok üzüldüm, mahvoldum.Nerdesin annesi çık ortaya:(



Keşke böyle hayvanlar için yapabileceğimiz birşeyler olsa..Mesela ben onları eve getirsem baksam onlara..Hayvanlardan korkarım.Ama bu yaz Tarçın hanıma ısınmamla birlikte korkmamaya başladım.Hep severdim ama uzaktan kaça kaça.Şimdi daha bir duyarlıyım.Ama kedilere karşı hala antipatim devam etmekte.Onlardan yine kaçarım yine kaçarım.Tabi onların da başlarına kötü birşey gelse üzülürüm ama yine de yaklaşmam.Kediler bana her dediğimi anlıyorlarmış gibi geliyor.Korkutuyorlar beni bakışlarıyla.

Bana birisi doğumgünümde çok isterse yavru golden alabilir tabi ki neden olmasın:)Böylelikle bana alınmış bu tatlı yavruyu eve kabullendirebilirim:)Alın lütfen alın!!Bana doğumgünümde köpek alın lütfen.Cinsi erkek olsun.Adı bile hazır..İstiyorum köpek istiyorum lütfeeeeeen!!Ben ona bakarım.Benim odamda yaşar gideriz.uiiyy ne güzel olurdu.Köpek alın bana köpek.Nekadar istediğimi farkettin değil mi?Ozaman al nooluuuurrr:(!!!!

21 Ağustos 2008

ondan bundan şundan.

Eyyyy blogumu okuduğunu idda eden ancak okuduğunu hiçbir şekilde belli etmeyen azımsanmayacak insan topluluğu!!!!Neden yorum yazmadığınızı anlayabilmiş değilim!Karşılaştığımızda "geçen gün bilmemneden bahsediyordun ya" şeklinde konuşmalar yapacağınıza benimle, oturun şuraya 2 cümle birşey yazın canım aaaa:(Canınız ne istiyorsa onu yapın!hıh.

İspanyol pansiyonuna gelince,sanırım filmleri dublajlı izlememem gerektiğini birkez daha anlamış bulunuyorum.Çünkü filmin sonunu getirdiğimde bir işkencenin sonuna gelmiş gibi hissettim kendimi.Dublaj hariç düşünecek olursam da , İspanya ' yı görmek güzeldi.Yani filmde konudan çok mekanlarla ilgilendim.Filmin konusu erasmus öğrencilerinin şehirlerinden ayrılıp başka bir ülkeye gittiklerinde yaşadıkları yabancılık ve sonrasında ülkelerine geri döndüklerinde, bu sefer de ülkelerine duydukları yabancılıktı.Güzeldi ben sevdim.Dediğim gibi dublajsız izleyin!(her filmi)

Bugün akşam yemeğine patatesleri elma dilimi şeklinde kestikten sonra üzerlerine zeytinyağı sürdüm ve daha sonra da kırmızı pul biber,kimyon,tuz,kırmızı toz biber ekledim.Fırına attım.Tek kelimeyle enfestiler.Yanında da cacık vardı ımmm bir de dolma:)

Babama annem gelirken dondurma al demiş.Babam da alışveriş yapmış.Eve geldi, aldıklarını yerleştirdi.Annem dondurma aldın mı diye sordu, babam aaa unuttum şimdi traş olmaya gideceğim dönerken alırım dedi.Sonra masada yemek yerken bana sessizce buzluk dondurma dolu annene söyleme ,döndüğümde aaa yine unuttum diyeceğim dedi.E şimdi de benim canım dondurma çekti ama babama uymak için yiyemiyorum..Onu beklemem lazım:)Bilirsin üzülür oyununu sürdürmessem.Bukadar.

20 Ağustos 2008

tatlı yaz,açık pencere, dağınık rüzgar

"Her yıl bu kez değişik gelecek sandığım yaz, hep aynı gelir" diye söylenirim.Her ilkbahar biterken "Bakarsın umduğundan iyi geçer yaz" derim.Ve bu sefer fazla söylemiş olmalıyım ki gerçekten de bu yaz güzel geçiyor.Tatlı geçiyor..Tatlı yaz 2008:)Eksik gerçi bunu söylememe gerek yok..Ama geçen yazdan,daha doğrusu geçen yıldan sonra bu yaz bana bir tatlı geldi..Sakin bir yaz.Artık hayatımda sakinlik istemem erken yaşta yaşlandığımı mı gösteriyor?Onu bilemem.Ama kim nederse desin ,evet yaşlandın,aiiy kocadın deyin..Umrumda değil ben bu sakin tatlı yazı sevdim:)En kötü yazım böyle olsun inşallaah.

Bugün çok yoruldum.Dükkanda kadınlar ve onların takı istekleriyle uğraşmak kadar yorucu bir başka işle daha henüz karşılaştığımı hatırlamıyorum.Ayak tabanlarımı hissetmiyorum..Acaba bizim bu tip bir taki dükkanımız olmasaydı biz de bu kadınlar gibi bir anda gidip çılgınlar gibi kendimize takı alır mıydık?Bilemiyorum..

Birazdan tv8' de İspanyol pansiyonu başlayacak.Çok mutluyum:)En çok izlemek istediğim filmlerden biriydi.Bir de babam karpuz yemeye davet etti:)Gitmesem alınır bilirsin:)öperimm..mujuka..bi de! sen kalp ben.

19 Ağustos 2008

Birbirimize vitaminler moraller verdik.

Dün bütünzlar toplandık:)Başak Aslı Beril ve ben.Özlemişiz birbirimizi:)Özleye özleye kavuştuk birbirimize, birbirimize vitaminler moraller verdik..Yeni ılan Big Chefs e gittik..Güzel olmuş.Wafflelarımızı yedik.Sanki daha önce Big Chefs' te yediğim daha güzeldi gibi geldi.Ama bu ara herşeyin tadı kötü geliyor.Midem bir kötü..Hoş5 muhabbet güzeldi.Baya bir eğlendik.Özellikle fotoğraf çekilirken. O komedi fotoğraflarımızı buraya koyamayacağım..Bunları koydum diye bile bintane laf ederler:) Yuh Bahar o fotoda konmaz yani şeklinde haykırmaya başlayacaklarından hiç şüphem yok.Aslı takılmaz.Beril biraz konuşur geçer.AmAA Başak bir başlarsa amanın..

Bugün de ben biraz hastayım.Böyle bir tansiyon yükselmesi olayları falan oldu..Başım ağrıdı.Şuanda ağrımakta.Midem de bulanıyor gibi.Pııf noluyor bana yahu..:(Eski tadım yok.. Şuanda da bu sebeple daha fazla yazamayacağım.Kusura bakmazsın sen.Hastayım:(

18 Ağustos 2008

Margot at the wedding.

Az önce Margot at the wedding 'i izledim...Gerçek bir aile böyle olabilir mi diye düşündüm bir an..Bukadar dedikodu bir ailenin içinde barınabilir mi gerçekten?Çok tuhaf bir filmdi.İzlerken sıkıldım diyebilirim..Günlük hayattaki hallerini tam olarak hissedemedim nekadar filmde o yansıtılmaya çalışılınmış olsa da..Bunu sanırım en iyi ispanyol filmlerinde hissedebiliyorum.İspanyol filmleri bana sıradan bir hayatı izlediğimi gösterebiliyor.En azından bugüne kadar izlediklerim öyleydi.Eğer bu filmde de yansıtılmaya çalışılındıysa o sıradanlık, bence olmamış.

Nicole Kidman filmdeki adıyla Margot hat safhada kişilik bozukluğu yaşayan birini canlandırıyordu ki bunu becerebilmiş bence..Ama zaten filmdeki bütün karakterler bir tuhaftı sadece o değil:)Bir de söylemeden geçemeyeceğim Nicole Kidman artık çirkinleşmiş..evet evet çirkinleşmiş..

Filmde hoşuma giden sahnelerden biriyse Margot' ın kocasının ona hediye olarak terlik alması..Margot adamın hediyesine karşılık olarak benim zaten terliğim vardı diyor.Kocası da iki tane oldu işte diyor.Bunun üzerine Margot bende olan bir şeyi alman beni üzer çünkü bu beni tanımadığını gösterir diyor:)

Şimdi ben delirmez miyim?Hediye alırken onun şusu var mıydı bunun nesi vardı diye?Takılırım bilirsin..Takıntılıyımdır..Hediye alırken artık illaki aklıma gelicek..Takar mıyım takmaz mıyım onu hediyeyi alırken görücez.Zaten hediye almakta herzaman zorlanan ben umarım bunun üstüne hediye almayı kendime işkence haline getirmem.Yok ya getirmem getirmem..

17 Ağustos 2008

çocuk tasması!!


15 Ağustos' un Sabah gazetesinin Günaydın ekinde İvana sert ile ilgili bi haber vardı.Ağzım açık kaldı..Haber şöyle:

ÖNCE ANNE SONRA İKONCAN

Bu yaz bikini ve mayoları ile Eda Taşpınar'ın 'İkoncan'lık tahtını sallayan Ivana Sert hem tatil yapıyor hem de annelik görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Bodrum'un 'en seksi annesi' olan Sert, geçen gün de oğlu Ateş'i çocuk tasmasıyla zaptetmeye çalışıyordu.


Çocuk tasması mı?Üstüme iyilik sağlık!Nediyorsunuz yahu?Çocuğa tasma olur mu hiç?İnsan ayol insan.Şaka değil mi?Yapmış olamaz.Ben mi tuhafım?Çocuklara tasma takmak çok normal birşey de ben mi bilmiyorum.Cahil miyim?Geri kafalı mıyım?
Çocuğa tasma takmak bize ne gibi bir artı getirebilir diye bir düşündüm..ımmm hala düşünüyorum..hımmm.Elinden tutmak daha mı mantıklı acaba diyesim geliyor..Saçmalığın daniskası.Bugüne kadar hangi çocuklar tasmayla zaptedildi acaba?Ya da hangileri bu şekilde sakinleştiriliyor?Çok uzun zamandır varmış ta benim haberim mi yokmuş mesela?Tamam evet çocukla yolda yürümek zordur.Zeynep cücesinin hey heyleri üstündeyse dünyayı birbirine katar yolda yürürken mesela.Ama tutarım elinden yürürüm.Ah Zeynep'in de bir tasması olsaydı da ben de onu zaptetsem demem:)
Hayatlarını sadece giyinmek,mekanlara gitmek,boy göstermek üzerine kurmuş olan bu insanlar çocuğu da doğurmuşken onun üstünden de bir gösteriş yapalım mı demeye başladılar acaba?Çocuğu da mı göstermek için yapıyolar ki?Bilemedim..
Fotoğrafta da öyle bir hal var ki ; sanki çocuk çok büyük bir muzurluk yapıcakmışta annesi onu alıkoyuyormuş gibi.Halbuki çocuk bana göre gayet normal bir şekilde yürüyo.Gülsem mi üzülsem mi?bilemedim..

16 Ağustos 2008

dedemsiz 1 yıl.

Dedem;

1 yıl ne kadar da çabuk geçti.Aslında çabuk ta değil..Tuhaf,eksik..Seni kaybedeli tam 1 yıl oldu.Kaybettiğimiz günde ki acının aynısını bugün de yaşayabiliyorum.Hani zaman herşeye ilaç ya yalanmış.Hiçbir zaman da acım hafiflemeyecek.Nezaman birilerini görsem dedesiyle,ben yine ağlamaya başlayacağım.

Dün değil ondan önceki gece rüyamda seni gördüm.Sana öyle bir sarıldım ki bi daha bırakamadım.Uyandığım da gözümde yaşlar vardı.Sen de beni gördüğüne çok sevindin.Çok tombiştin.

Yokluğuna alışabilmek diye birşey yok.Alışabilmek imkansız.Balkona oturdum bu yaz ilk kez.Olmadı..Çünkü kimse "kızım koy şuraya Esin Engin' i " demedi.Tatlı yedik..Olmadı..Çünkü kimse "çok fiyakalı olmuş ellerine sağlık" demedi..Ne yemek yapsam beğenirdin..Kötü bile olsa..

Seninle ilgili bazı şeyleri hatırlayamayınca kendime çok kızıyorum,çok sinirleniyorum.Sesini unutur gibi oluyorum bazen,bazen yüzünü gözümün önüne net getiremiyorum,anlattığın hikayeleri hatırlayamıyorum.Keşke yazsaymışım elime kağıdı,kalemi alıp.

Ellerini öpmeyi özledim.Ne güzel ellerin vardı.Pijamanın cebinden para çıkartıp vermeni özledim:)

Her gün aklıma geliyorsun.Gelmediğin bir gün bile yok.Sen de biliyorsundur gerçi:)

Biz seninle balkonda otururken teyzem içerden birşey dese bana dönüp"ne diyo?" derdin.Gülmekten ölürdük..Merve'yi görünce "vay sultan hoşgeldin"derdin..Hasta yatağında yatarken "gel bakalım kaymak" dediğinde çok gülmüştük:)Ayağına pansuman yaparken "kızım bitirin şu işi" derdin...Teyzem "baba bu gee yanına yatatım mı ?" dese "yok yatma derdin" "dede ben seninle yatayım mı peki?" dediğimde "Yat tabi " derdin:)

Yoğurtla reçeli karıştırıp yemeye bayılırdın..Galatasaray maçı kaybedince televizyonu kapatıp odana giderdin:)

Daha çok sarılsaymışım sana..Daha çok öpseymişim.Çok özledim dede ya!Sana gitmek hiç yakışmadı..

Hayatımda en çok istediğim şeylerden biri beni de mezun olurken görmendi.Ne kadar şanssızım.Bir tek benim kepliyken seninle fotoğrafım olmayacak..

Seninle birlikte biz,hepimiz bir torunla dedenin geçirebileceğinden çok çok çok daha fazla vakit geçirdik.İyi ki de geçirmişiz..Seninle geçirdiğim her saniye çok zevkliydi..Teşekkürler dedem.Seni seviyorum..Çok özlüyorum.

Eskiden herşey daha güzeldi..Hani daha kimse ölmemişken..


son konuşmamız:

16.08.2007 saat:18:30 gibi..

-Kaymak,hasta mısın sen hiç rengin yok?

-Yok dede iyiyim..

-Aman dikkat et kendine.

-Tamam dede birşeyim yok hadi uyu şimdi..görüşürüz.

-görüşürüz..

dedem o akşam saatini tam net hatırlayamasamda 21:30 gibi gitti..

15 Ağustos 2008

deezer neden kapandı?

Deezer neden kapandı?Neden yahu nedeeen?Nekadar güzel müzik dinliyordum.Kendime liste yapmıştım.Neden sebep ne?ooof ooof.

Bir de çok hastayım.Midem acayip kötü.Uzun zamandır hiç böyle olmamıştı.

Dün "olasılıksız" ı bitirdim.Gerçekten okunmalı.Çok heycanlı.Hiç sıradan değil.Yani boşuna okuduğumu hissettiğim "leylak zamanı" gibi değil.Boşuna da demiyeyim de işte öylesine bi kitaptı.Ama olasılıksız çok sürükleyici..İnsanı düşündüren,bir yandan zihnini karıştıran,korkutan bir kitap..Kitapla ilgili olarak daha çok şey söyleyebilirim ama aslında söyleyebileceğim hiç birşey yok.İşte tam olarak bu tip bi karmaşaya sebep olan bir kitap.Aynı zamanda beni biraz da paranoyak bir hale soktu.

Bir de biraz önce Half Nelson' ı izledim..mm hımm.Lezzetliydi.Tuhaftı.Gerçekçiydi.Ryan Gosling' in aslında çok yakışıklı olmamasına rağmen bana göre bu filmde çekici bi yönü vardı.Ayrıca filmde midemi bulandıran
sahneler oldu ki bu hiç hoş değildi.Adam tuvalette klozettin üstünde oturup ot çekiyordu sonra tuvaletin kapılarına yüzünü sürttü sonra tuvaletin yerlerinde boydan boya yattı.Sonra yanına gelen çocuktan su istedi.Çocuk ne mi yaptı?Tuvaletten bir kağıt parçasını kopartıp onu ıslatıp adamın ağzına sıktı.Bilmiyorum filmi her izleyen benim gibi tepkiler verir mi ama bu gerçekten sinir bozucu bir pislik içindelik.Filmlerde oyuncuların tuvalette lavabo kenarlarına fln tutunmaları gerçekten beni benden alıyo.O anda ruhumu teslim etmek istiyorum.İğrenç.Yapmayın yahu.Temiz görüntü istiyorum ben.Of zaten midem bulanıyor.Ha Olasılıksız da da çok sık midemi bulandıran paragraflar vardı onu da söylemeden geçemeyeceğim..Pisliksiz olmaz mı bu iş ha?Pislik de hayatın bir gerçeği diyorsunuz.Peki.Ben almayayım..


Midem çok kötü.Aklıma gelirse bu film ve kitaplar hakkında tekrar birşeyler yazmaya çalışırım.Şimdi yazmak zorunda mıydım?Hayır.Ne bileyim ben?Üstüme gelme midem kötü.pöf.

14 Ağustos 2008

Sinem Kobal sus!

Benim annem dans edemez yarışmasını Sinem Kobal ile Mehmet Aslan sunarmış.Neyse bu yarışma annelerine babalarına dans etmeyi öğretmeye çalışan bir takım profesyonel dansçılardan oluşuyor.Babasıyla birlikte yarışan kızlardan biri performanslarını sergiledikten sonra juri karşısına çıktılar.Juri puanlamasını yaptı falan fişman...Sonra bir konu oldu Sinem Kobal şöyle demek istedi;(adamın adı gelmiyor aklıma Hüseyin olsun)Hüseyin bey bu tip şeylere aslında açık bir insan değil,kendisi muhafazakar bir aile yapısına sahip...vb.şeyleri söylemek istedi ama bunu söylemek yerine şöyle bi cümle sarfettii "Hüseyin beyin yolu Bağdat caddesinden Etiler' den geçmiyor." Ya da bunun gibi bi cümle.yalan olmasın şimdi.Ama kötü bi cümleydi ki ben utanma hastalığıma yakalanıp salonu terkedip odama doğru yola çıktım.Nası yani nedemek istedi ki?Çözemedim.Talihsiz bir cümle.Partneri Mehmet Aslan' ın da programı çok iyi yönettiğini söyleyemeyeceğim.Ayrıca Sinem Kobal o kadar çok "hani" kelimesini kullanıyor ki bayılacak gibi oluveriyorum.Çok başarısız.Çok eğlenceli olabilecek bi programa benziyor aslında,annelerle babaların dans etmesi çok ilginç ve eğlenceli olabilir.Ama ben sunucuların kırdıkları potlardan, programı sunamamalarından izleyemiyorum.Utanma hastalığım başlıyor ben ne yapayım?

12 Ağustos 2008

12/5

Bu ara su içince acayip midem bulanıyor.Bunu söylemeden geçemeyeceğim. Anlayamadım sebebini...Neyse o değil de, dün teyzemlerde kaldım.Balkona bu yaz ilk kez oturdum..ama çok keyifsiz ve çok kederli.Sebebini yazmama gerek yok sanırım.Artık o balkonun eski tadı yok.Özlemişim Zehrana' da kalmayı.Yerlere yataklarımızı yaptık, balkon kapısını da açtık..ooohh.Sonra sabah biraz geç kalktık..Teyzemle yataklarımızda yatar vaziyette hoş5 ettik:)Seviyorum o evi, gidenlere rağmen seviyorum..Çok fazla anımız var o evde..o ev bizsiz,biz onsuz yapamayız.Ne zevkli kahvaltılar yapardık cumartesi sabahları saat saat..Ve daha birsürü şey.O apartmanda oturmuş herkesi biliriz, çünkü biz temel taşıyız:).Hiçbir yere gitmeyiz..gitmeyelim de...

09 Ağustos 2008

ay amor...

Nekadar isterdim o konserde olmak.Yine İstanbul..Bu kadının şarkıları bana Brezilya dizilerini anımsatıyor.Brezilya dizileri salaktır. Ama ben severim:)..Latin müziklerine hayranım.Latinle birlikte bir de fado birleşince şahane oluyor.İstanbul' a bir de Dalaras gelse..oof ooff..Mariza gelse..pequene fado..ay amor,vuela,besos usados,oh amores...Ama "ay amor" tartışmasız en güzel şarkısı..O şarkıyı İstanbul' da dinleyebilmeyi çoook isterdim.Acil İspanyolca öğrenmem lazım.Bu şarkıları anlamam lazım.Ay amor.Bir bilen bir bulan olursa bana bu şarkının sözlerinin anlamını bi söylesin..Aşkı anlatan şarkılar.Aşktan anladığım söylenemez..Ama bu şarkıları dinleyen her insan bir anda aşk duygusunu hissedebilir.Ben kendi adıma konuşmalıyım belki de ama şarkıları dinlerken gözünüzde olmak istediğiniz yer canlanıyor..Ya da benim aklıma izleyipte çok beğendiğim filmlerden biri olan Saturno Contro geldi.Bir ömür yetmez...Bir Ferzan Özpetek ,italyan filmidir.İzlediğim en duygulu,en hisli filmlerden biridir..Ölümün ne kadar doğal ve ansızın olduğunu öyle bir anlatır ki, eğer hayatınızda yakın zamanda birisini kaybetmişseniz filmdeki kişilerle acınızın nekadar birbirine eşit olduğunu farkedersiniz.Dedemin ölümünden kısa bir süre sonra izlediğim filmlerden biridir. Filmde Roberta ' yı canlandıran karaktere yani Ambra Angiolini' ye hayran kalmıştım..Güzelliğine, makyajına ve filmdeki kişiliğine..İzlenmesi şiddetle tavsiye edilir..
Kendime,İstanbul'a ve Monica' ya söz veriyorum bir dahaki konser de ben de olacağım.:)

06 Ağustos 2008

deneme 1-2

Eveeeeeet!!! İnci pasthanesinden aldığım portakallı kurabiyelerin denemesini yapmış bulunmaktayım!!:).Ve ilk deneme için de hiç fena sayılmaz.İstanbul' u okadar özledim ki..Bugün oturup ordayken yazdıklarımı okudum.Sonra da portakallı kurabiyemi görünce canım çekti.Kalkıp birşeyler uydurdum,tuttu:)Bu arada blogum yine türkeç olmuş.Hayır oradaki seçenekle de oynamıyorum ama anlamadım.Bugün evde çok sıkıldım.Yarın mutlaka bi atraksiyon yapmam lazım.Mesela Zeharana' ya gidip kalabilirim.Merve ' de hala eve gelmedi.Allahtan sabahları erken kalkıyorum da,gece napıcam diye şaşırmıyorum..işler böyle..hımm ya.

oh la la! yaşasın nesfit!


Bloguma yazı yazmak için tam sayfayı açtım ki saçma sapan bişiler olduğunu farkettim.Blogum ingilizce olmuş hadi o problem değil de birşeyler daha dedi.hiçbişi anamadım.Ama sonra birden düzeldi.Blogum kafası karışmış anladığım kadarıyla.Neyse geçti.Derin bir nefes alabiliriz.oooh.şunu belirtmek isterim ki sanırım kilo veriyorum.:)iştahım eskisi gibi değil. Ya da kendimi frenlemeyi öğrenebildim sanırım. Ya da otelde dünyaları yediğim için olsa gerek artık canım daha fazla yemek istemeyecek bir süre.Bir süre düyorum çünkü benim gibi yemek yemeye bayılan bi insanın böyle bir durumu devam ettirebilmesi çok uzun sürmez,süremez.Ancak iştahımın bir süreliğine de olsa bu şekilde birden kapanmış olarak bünyeme katılmasını hoşgörüyle karşılıyorum. Sabahları Sedef' ten öğrendiğim, üzerine sadece limon sıkılmış söğüş domates ve salatalıklarımı afiyetle yedikten bir iki saat sonra, ortaya çıkmış olmasından son derece memnun olduğum nesfit' imi yiyorum.O bir dünya harikası.Nesfit olmadan yapamam.Hayatıma sütü de kattığı için nesfit' e sonsuz teşekkürler...Daha sonra benim baya bi uykum geliyor ve uyumaya başlıyorum..Sona kalkınca canım en sevdiğim meyve olan şeftaliyi çekiyor.Şeftalinin yaz kış olması gerektiğine inanan bir insanım.
ps:Merve olur da yazımı okursan evde mükemmel bi hayatım olduğunu düşünebilirsin.Ama düşünmekte haklısın.Çünkü gerçekten mükemmel bir hayatım var.
Teşekkürler nesfit!, teşekkürler domates salatalık, limon!, teşekkürler Sedef!, teşekkürler şeftali!..

05 Ağustos 2008

5 ağustos.


bugün..bugünün anlamı, önemi...bugün benim hayatımın dönüm noktası.5 ağustos 1982,5 ağustos 1999, 2007,2008.2020...hayatım boyunca anlamlı olacak bi gün..çünkü bugün benim annemle babamın evlenme yıldönümü.26 yıl.insanın hayatından 1 yıl nasıl bukadar çabucak geçip bitiveriyor?ve üst üste katlanıp 26 yıl olabiliyor?peki 26 yıl boyunca aynı kişiyle birlikte olabilmek nası bişey?bi insana okadar sadık kalabilmek..ve hep aynı sevgiyle.annemle babam hayatımda gördüğüm en uyumlu çifttir.annem babam olduğu için söylemiyorum.hayatımda gördüğüm en komik,en çatlak çift.aman onlara nazar değmesin..birgün bile birbirlerine bağırdıklarını duymadım.birbirlerine çirkin bi söz söylediklerini..
bu fotoğrafta babam 20 yaşındaymış.annem de 18.akçay' dalar..kemal ailesiyle birlikte tatile giden fatoş' un arkasından oralara gitmiş.ama ikisi de tesadüf olduğunu söylüyolar:)bu fotoğrafta nişanlı ya da sözlü değiller.dünyanın en iyi anne babası, herkesin kendi anne babasıdır.evet doğru.ikisinin de eşi benzeri yok.böyle bir ailenin parçası olduğum için onlara ve 5 ağustos' a teşekkür etmeliyim.iyi ki evlenmeye karar verdiniz.bir gün evlenmeye karar verirsem umarım sizinki gibi bi evliliğim olur..belki keramet 5 ağustos'tadır?5 ağustos' a mı tarih alsam acaba evlenirken?:)ya da 5 ağustos' ta mı tanışmalıyım birileriyle?bu iyi bi başlangıç olur belki.=)ben seviyorum 5 ağustos' u.teşekkürler anne teşekkürler baba!böyle mükemmel bi ailenin parçası haline getirdiğiniz için bizi..aman nazarlar değmesin..birsürü nazar boncukları atıyorum havaya!nice 26lar,46lar,66lar.....

04 Ağustos 2008

"what a wonderful world!!!!?"

evde oturmaktan sıkılmanın en üst noktasına henüz varamadığımdan olsa gerek hala evde oturmaktayım.aslında bu da özlediğim bişey ama yine de içime bi afakanlar bastı üstüme bi öküzler oturdu.ki ben evde oturmayı seven bi insanım düşün artık.bi de biliyorum ya şimdi istanbul' da millet neler neler yapıyodur bu mükellef yaz akşamında.ondan da bi üzüntü var içimde elimde olmadan atamadığım. ne yapsam ne yapsam bir hamak alıp sallansam diycem ama onu da denedim yok olmuyo:)kafama takılan bi konu var.dur bak onu anlatayım.biz tatildeyken babamın arkadaşının kızı şerife trafik kazası geçirdi.büyük çapta bi trafik kazası.2 arkadaşı öldü.aranayı kullanan çocuk ve önde oturan diğer çocuk.kızla arkada oturan çocuk yaşıyolar.bu nasıl korkunç birşeydir onu düşünüyorum.150 km hızla giderken arabayı kullanan çocuk makas atmaya başlar ve sonuç kaza..hayır kaza değil.ölüm.kız omurlarından ameliyat oldu.ucuz atlattı.çünkü arabanın haline bakınca ordan sağ çıkmak imkansızmış gibi geliyor.korkunç bi olay korkunç.!!! bu aileyle ilgili olarak tatildeyken aldığım kötü haberlerin 2.si oluyor bu.bundan 2 yıl önce yine biz tatildeyken bu seferde damatlarının öldürüldüğünün haberini almıştık.allahım ne korkunç şey off..heryer korkunç haberlerle dolu zaten..haberleri dinlerken içime fenalık geliyor.bebek ölümleri,annesi ölen onun başında ağlayan bi çocuk,bomba patlaması,şehitler,yangın,bina yıkılmış vs..haberleri izleyebilmek için öncelikli olarak birer sakinleştirici yutuyoruz.böylelikle çok normal şeyler seyrediyomuşuz gibi televizyona gülümseyerek bakıyoruz.yakında böyle olacağız.hatta kalbi ve tansiyonu olanlara haberleri izlemek yasaklanıcak..ben ergenekon haberlerinden memnundum.lütfen daha fazla felaket olmasın.ne biçim bi yerde yaşıyoruz biz?korkuyorum valla...

03 Ağustos 2008

ankara' da

hellöööö firom ankaraa!!
tatilden geldim:)ımmm güzeldi.ye iç uyu..antalya' ya giderkenki yolculuğumuz tek kelimeyle kabus gibiydi.kontur turizmle başlayan yolculuğumuz hiç bitmeyecek sandım.otobüsün içi bildiğiniz bir akıl hastanesi kıvamındaydı.gerçek anlamda bi akıl hastanesinden bahsediyorum.arkamızda oturan kız deliydi.ikincisi otobüs inanılmaz soğuktu.nekadar muavin 20 derece olduğunu söylese de gösterge 13teydi.neyse vardık antalya'ya.sonraaa uyuduk bilmem ne.aynı gün cenk ayda zyenep ve ali abi geldiler.fln fişman..korkunç bir dinlenme ortamı.çünkü sadece denize girip,sadece uyunup,sadece yemek yenilen biyerdeydik.2.gün ya da 3.gün tam olarak aklımda değil.turistleri ata bindirip gezdiren bi adamlar vardı.habire turistler ata biniyolar,iniyolar.zavallı atlar o sıcakta denizin kenarın koşturuyolar.neyse biz merveyle güneşleniyoruz.yan yana..at yanımdan öyle bi geçtiki üstüme çıkıcak zannettim.merwe' yi uyandırıp ohaaa merwe at üstüme çıkıyodu dedim.sora at bizi geçtikten sonra böyle bi yalpalamaya başladı, orda bi tatilci alman amca onu tutmaya çalıştı, ama atın üstünde kimse yoktu..sora at çöööt dedi düştü.aaaaaaa diye hepbir ağızdan bağırdık tatilcilerle birlikte..sonra bunu gören alman ve rus tatilcileri ne yapıcaklarını şaşırmış bi şekilde ata su getirmeye başladılar.denizde ki küçücük çocuklar bile denizden kovalarla su taşıdılar.zavallı at bi titredi:(sonra maalesef at öldü..hayatımda ilk defa bukadar büyük bişeyin ölümüne şahit oldum.okadar üzüldüm ki.üzüntüden ölücektim.koskocaman hayvan sen yığıl yere öl.kalp krizi geçirdi sanırım..ama sahibinde kabahat o sıcakta o atlar öyle koşturulur mu?ikinci at yani ölmeyen ama olay yerinde maalesef bulunan...yazık o da böyle bakakaldı.çok üzücü bi olaydı yani..köpek almayı çok istememle birlikte.bu olaydan heran vazgeçebileceğimi anladım.çünkü eğer öyle bişey evde ölürse işte ogün ben de ölürüm.diğer günler için aklımda bu şekilde kalan bişey olmamış sanırım..gelirse yine yazarım. kontur deneyimimizden fenalık geçirdiğimiz için dönüşte ulusoyu tercih ettik..ulusoyda başımıza gelen olayı da anlatmaktan şeref ve onur duyarım:)henüz antalya' dan çıkmamıştık.en kafamı cama yaslamış uyur uyanık gözlerim kapalı bir şekilde yolculuğuma devam ediyordum..ardından kulağımda okadar büyük bir gürültüyle uyandım ki kulak zarım patlıycak zannettim..ilk olarak kesinlikle otobüsce tarandığımızı düşündük.camdan dışarıya tam bi gerizekalı gib bakakaldım bir de baktım ki cam çıtırdamalarla birlikte tuzla buz olmakta..merwe kolumdan tutup karşı koltuğa geç diye bağırdğında hala ne olduğunu anayamadım.bi yandan kaza yaptık ta camlar patlıyo falan diye düşünüyodum.meğersem manyağın biri ama ona aslında manyak ta denmez.ona nedenir tam olarak bilemiyorum ıımm taş atmış cama.körün gözü ya bizi bulur:)te allaam yarabbiim diyerekten yolculuğumuza fosur fosur uyuyarak devam ettikk..

tatilden akılda kalanlar:

  1. kabak patlıcan kızartması
  2. cacık
  3. irmik tatlısı
  4. mervenin sözleri:
  • bahar ben hiç yanamadım.
  • neden artık eskisi gibi yanamıyorum
  • bugün yüz çalışıcam
  • bi kızardım dimii?
  • güneşi kaçırmamalıyız
  • öğlen uyumıcas yoksa güneş gider
  • bu altın bronz kremimiz bozuk bi keskin kokusu var
  • son gün: bahar ben çok yandım diye beni kıskan mıyosun diimi?

tatil bitti.bahar evde.arkadaşlarının çoğu tatilde.bi daha onlarla tatile gitse fena olmaz.ha bu arada acaba istanbula 1 ay daha gitsem mi diye düşünmeykteyim.ama çabuk karar vermem lazım.tek düşündüğüm şey para açısından sıkıntıya girmek kararsızım..ama sanmıyorum gidebileceğimi...ama bi ara mutlaka gitmem lazım o ayrı konu..öyle işeyler işte..